31 Oca 2008

Benjani City'e gidiyor


Bugün Sky Sports düştü haberi ilk olarak, sonra yayıldı her yere.. Gerçekleşirse çok ani bir transfer olacak.. Dünkü Derby maçından önce Eriksson bir isimle görüştüklerini ve transferin çok olumlu gittiğini açıklamış.. Haber üzerine şimdi bu elemanın da Benjani olduğu düşünülüyor tabii ki.. Vallahi bilmiyorum, ellerinde bir tek Benjani kaldığı için gidip Baros kiralamışlardı ama güzel teklif gelirse satılır, niye satılmasın ki.. Herif 30 yaşına gelmiş, ondan önce ismi bilinmezken bir anda Premier League'in kralı olmuş.. Piyasasını da yaptırmışsın.. Çakabilirsen çakarsın başka takımlara, bundan iyi fırsat çıkmaz.. 13 milyon euro falan okudum, süper para tabii.. Bir de bununla bağlantılı olabilecek bir Defoe'nun Portsmouth'a gelme durumu var.. Defoe da 10'dan aşağıya gelmez.. Böylelikle kasadan para çıkmadan Benjani verip Defoe almış olacaklar.. Form durumu açısından pek olumlu değil ama 4 yaş genci olacak tabi ellerinde..

Gerçekleşir mi bilmiyorum ama City Benjani'yi aldığı takdirde Portsmouth bir elemana daha sarkacaktır kesin.. Bu Benjani'yi izledim kaç defa, bir bok anlamadım.. Ama bana gelse bu fırsat zerre düşünmem.. Tabii takımın sahibi değilim, konuşmak kolay bana, orası ayrı..

30 Oca 2008

Afrika Kupası 2008 Üçüncü Maçlar


Kupayı bu adamlar domine ediyor, gayet normal bir şekilde.. Bugün de Mali'yi çok rahat 3-0 yenerek 9 puanla lider çıktılar B grubundan.. Mali'yle beraberliğe yatıp ileride sorun olabilecek Nijerya'yı ekarte edebilirler mi diye düşünmüştüm ama isimlerine zarar vermek istemediler sanıyorum.. Nijerya'nın da kendilerine rakip olacağını düşündüklerini de zannetmiyorum ayrıca.. Yine de rakibi ciddiye alıp galip gelmeleri güzeldi.. Nijerya da Benin'i yenerek averajla ikinci çıktı gruplardan.. Gana'yla eşleşiyorlar çeyrek finalde, pek şansları olduğunu söyleyemeyeceğim.. Mali güzel takımdı 3 tane boğası ve forvetteki Kanoute'leriyle.. Ama takımda hiçbir yaratıcılık ve hız olmayınca pek bir şey üretemediler ortada iyi savaşmalarına rağmen.. Kanoute'nin biraz hızlı ve çabuk bir partneri olsa belki farklı olabilirdi durumları ama Kanoute de stiliyle, arkada 3 tane hayvan orta saha varken tek başına bir şeyler yaratabilecek adam değil.. Hücum adına sahaya hiçbir şey koyamadan 3 maçta tek golle elendiler kupadan..

Dün A grubunda da ev sahibi Gana üçte üçle lider çıktı gruplardan.. Fas'ın da onlar karşısında en ufak bir galibiyet ihtimali bulunmadığını yazmıştım, çok büyük hayal kırıklığı oldular.. Gine Namibya'yla rehavetle berabere kalarak 2. oldu ve Fildişi Sahilleri'yle eşleşti.. Feindouno rahatsızı aldığı cezanın 2. maçını Fildişi'yle dolduracak.. Pascal'sız düşük olan şansları iyice dibe vurdu..

C grubunda son maçlar yarın oynanıyor.. Mısır ve Kamerun %99 el ele çıktılar gruptan.. Mısır lider olacak..

D grubundaysa Tunus ve Angola çıkacaklar gibi görünüyor.. Eğer Tunus sürpriz ekiplerden Angola'yı farklı yenip, Senegal de Güney Afrika'yı yine farklı mağlup ederse (İki maçta 5 fark olmalı toplam) durum değişebilir ama ne Tunus'un Angola'ya fark atacak durumu var, ne de Senegal'in Güney Afrika'ya.. Tunus'la Angola'nın birlikte çıkmaları durumunda hangisinin 1. ya da 2. olacakları da Mısır ve Kamerun için önem kazanacak.. Kamerun'la eşleşmek istemeyen Tunus maçı satabilir gibi geliyor bana.. Gerçi Mısır'ın da Kamerun'dan pek altta kalır yanı yok ama...

Jason Kidd ipleri kopardı


Bir süredir alttan alttan konuşulan bir konuydu zaten.. Jason Kidd artık mutsuz New Jersey Nets'te, bunu bilmeyen kalmadı.. O da benzer kaliteli, yaşı geçmiş arkadaşları gibi son demlerinde bir şampiyonluk denemesi daha istiyor, cacık olmayacağı belli bir takımda geçirmek istemiyor son yıllarını.. Ne kadar doğru bir davranıştır tartışılır tabii ama NBA'in yeni modası bu.. "Şampiyonluk istiyorum" ya da "Kötü takımda oynayamam".. Sonuç olarak daha önce de dillendirdiği gibi net bir şekilde takasını istemiş Kidd.. Nets'in yapabileceği fazla bir şey yok şu durumda.. Ben ne diyeceğim peki.. Lakers üzerinden hayal kuracağım.. Bugün Yahoo NBA'in sevdiğim yazarlarından Adrian Wojnarowski güzel bir yazı yazmış Kidd'in durumu hakkında, isteyen okuyabilir.. Ordan bir cümle alıntılayacağım şimdi:

"The Nets want a package that includes a good young player, an expiring contract, draft picks and cash."


demiş Wojnarowski.. Ben de diyorum ki: Jordan Farmar?, Kwame Brown?, istedikleri kadar?, lafı olmaz? Nasıl? Eheh çok fazla şey istedim değil mi? Lamar Odom'u da koy pakete ki bu takozun 20 gün önce bir kısa için gönderilmesinin Bynum'suzlukta hata olacağını düşünüyordum, artık düşünmüyorum.. Bir revizyon yapılabilir..

En büyük rakip karşılıklı beğenilerin de açıklandığı Dallas Mavericks gibi.. Ama onlar da Josh Howard'ı hiçbir şekilde masaya koymayacaklarını açıkladılar.. Yine de çok isteyecekler ama, tırtıklayacaklar sonuna kadar ondan eminim.. Zira oynadıkları basketbol hiç iç açıcı değil, Kidd'in de o takıma cuk oturacağının farkındalar.. Kidd'in de eski takımı olması ve Dallas'ı istediği bilinen bir gerçek.. Bence en büyük aday konumundalar ama onlar olmazsa da Lakers olur derim.. Pek etrafta dillendirilmiyor ama Lakers forumları kaynamaya başlamış bile.. Her kafadan bir ses çıkıyor..

Yani, Dallas ya da Los Angeles'tan birine gelir bence Kidd.. Kalacağını hiç sanmıyorum şu ortamda.. Thorn aklını başına devşirsin, göndersin Kidd'i.. Yoksa kanser olur daha fazla.. Mümkünse de Los Angeles'a göndersin.. Yoksa bizim de salataya doğranacak halimiz olmayacak 2-3 ay sonra..

Hadi be Mitch.. Bak getir şu adamı Lakers'a, seni yılın GM'i adayları arasında göstermezsem namerdim.. Tamam mı?

29 Oca 2008

,

The Incredible Hulk


Sinemaya çizgi roman uyarlamak zor iş.. Senaryo yazımı olsun, yönetimi olsun bambaşka bir işleyişi var çünkü normal filmlerden.. Bu yüzden kalitelisi çok az, reziliyse fazlaca dolanıyor sinemalarda..

Bu film Iron Man'le birlikte yeniden şekillendirmeye başlayabilir uyarlama dünyasını.. Bazı yönlerden büyük beklentilerim var, bazı yönlerden de endişeler.. Öncelikle en güzel haber Marvel'ın artık kendi prodüksiyon şirketini kurup diğer şirketlerden yardım almadan kendi filmlerini kendi çekecek olması.. Mayıs'ta gösterime girecek olan Iron Man Marvel Productions'ın ilk filmi olacak.. The Incredible Hulk da ikinci.. Marvel'ın kendi prodüksiyon şirketini kurmasının getirisi ne uyarlamalara? Öncelikle karakterleri parasızlık yüzünden saçma sapan, işin hakkını veremeyecek bir sürü paralı stüdyoya satmayıp kendileri, istedikleri gibi çekme fırsatı elde edecekler.. Marvel'ın X-Men ve Spider-Man'le başlayan uyarlama çılgınlığı sonrası götü nasıl kurtardığını, iflasın nasıl ucundan dönüp tekrar para basmaya başladığını iyi biliyoruz.. Ortada bir yığın iğrenç uyarlama olmasının asıl sebeplerinden biri karakterlerin parayı veren stüdyolara satılması.. Zira böylece o stüdyo para kazanabilmek için karakter üzerinde istediği oynamaları yapıp hikayenin hayatını kaydırma hakkına tamamıyla sahip oluyor.. Tim Burton ve Christopher Nolan'ın Batman'leri, Sam Raimi'nin ilk iki Spider-Man'i, Bryan Singer'ın X-Men'leri, Ang Lee'nin The Hulk'ı gibi sayılı güzel uyarlama da iş bilen stüdyoların iyi çalışmaları sayesinde oldu.. Ki bunların en başarılıları bile bazı çizgi roman kesimleri tarafından da hala kabul edilmez..

Marvel'ın prodüksiyon şirketiyle kendi şirketini kurması hikayelerin özünün bozulmasına neden olmayacak dedik ama bu Hulk'la ilgili okuduğum bir şey acaba dedirtmeye yetti.. Filmi Louis Leterrier yönetecek öncelikle.. Bu başlı başına bir sorun zaten.. Kariyerinde hikaye namına hiçbir şey barındırmayan Transporter zırvalıkları dışında bir şey bulundurmayan Leterrier'in böyle incelikli bir işin altından nasıl kalkacağı bile büyük sorunken hikaye ve senaryo işinin teslim edildiği kişi ve bunun yolu deli etmeye yetiyor.. Filmde Bruce Banner'ı Edward Norton oynayacak.. Fizik özellikleri ve oyunculuk kabiliyetiyle süper bir seçim gibi duruyor da, abinin rolü kabul etme açıklaması bile mide bulandırmaya yetti.. Hiç düşünmüyormuş aslında bu rolü ama senaryo kendisine teslim edilince heveslenip kabul etmiş.. Norton bildiğim kadarıyla çizgi romanın sadık bir okuru değil.. Leterrier gibi büyük bir soru işaretini yönetmen yaptıktan sonra bir de hikaye ve senaryoyu Edward Norton'a emanet etmek tek kelimeyle garip..

Ben de çok sadık bir The Hulk okuyucusu sayılmam ama karakteri ve çizgi romanın özünü bilecek kadar okudum bu çizgi romanı.. Çoğu okur gibi benim için de özel bir karakterdir.. Özellikle Bruce Jones'lu sayıların hastasıyım, döne döne kaç defa okuduğumu bilmiyorum Jones'un hikayelerini.. Ang Lee'nin The Hulk'ına bayılmıştım kendi çapımda.. Ama sırf okur olmayan seyirci sıkılıp gitmedi, film de yeteri kadar kar edemedi diye aynı orijin hikayesini üzerinden 5 yıl geçmeden bu tip abukluklarla piyasaya koymaya çalışınca Marvel kendi adıyla bu ne perhiz ulan dedirtmeyi de başarıyorlar net bir şekilde.. Villain olarak Abomination seçimiyle birlikte hayvani kapışmaların yaşanacağı bu filmi sadece ve sadece özel efekt ve aksiyon düzlemine indirecekse Marvel, fanatik okurlar o şirketi bombalar, o kadar diyeyim ben..

28 Oca 2008

Juve'nin bombalar patladı


847 adama sarktıktan sonra nihayet en istediklerini bitirdiler tek tek.. Mohamed Sissoko bitti, imzaya kaldı.. Lazio'dan yarma Stendardo kiralandı.. En son olarak da resmi siteden Olof Mellberg'i sene sonu itibarıyla kadroya kattıklarını açıkladılar.. Defanslarını toptan beğenmiyodum zaten, Stendardo ne kadar çare olur bir fikrim yok ama oraya bir eleman gelmesi güzel.. Sissoko daha önce de dediğim gibi çok iş yapar Serie A'da.. Ranieri'nin de tanıdığı adam.. O da güzel.. Olof Mellberg de sene sonunda gelip çat diye oturacak tandeme, Guglielmo'ya bay bay diyecekler.. Düşünce güzel..

Yapılacak iki iş kaldı gibi.. Biri Tiago'yu Spurs'e çakmak.. Deli paralar konuşuluyor, zarar etmeden gönderirlerse çok büyük iş olur.. Sonra da oraya topla beraber iyi arkadaş olan bir adam daha alıp transferi kapatmak.. Öyle olduğu takdirde başarılı bir Ocak ayı geçirmiş olacaklar..

Tabii Claudio Ranieri'yle nereye kadar ama Juventus'un da diğer büyüklere göre daha zayıf bir kadro olduğunu ve şu an için fena gitmediklerini de kabul etmek gerekiyor.. Bu seneden sonra bir şansı daha olur Ranieri'nin, seneye Allah kerim..

,

Allahına kurban Santoro


Biraz geç olacak ama ben de yeni gördüm puanı.. Koymadan olmaz.. Videoda maçtan birçok güzel puan var ama ilki en güzeli.. Federer bile üzülmemiş kaybettiği puana öyle güzel bir enstantane.. Üçüncü puan da Federer'in forehand'inin nasıl adam harcadığını gösteriyor.. Ama alkışlar tabii Santoro'ya..

Webber geri dönüyor


Bu fotoğraf sanırım önümüzdeki günlerde gerçek olacak tekrar.. Chris Webber eski takımı Golden State'e dönmek üzere.. Bir süredir antrenman yapıyordu NBA'e dönebilmek için ve istekli bu konuda.. Don Nelson da Webber'ı istediğine dair kelamlar etmiş Amerika'da.. Artık an meselesi.. Adı Lakers'la da anılmıştı bir süre önce ama Allah korudu.. (Gerçi bunu diyecek yüzüm var mı bilmiyorum Kwame'yle oynarken) Don Nelson neden böyle bir istek içine girdi bilmiyorum.. 10-15 dakika yararlanıp abilik yaptıracaksa eyvallah ama fazlası zaten felaket olan Warriors savunmasını iyice faciaya sürükler bazı maçlarda.. Webber artık ununu eleyip eleğini asmış, koşmasını bile zorlaştıran dizleriyle Golden State temposunda ne yapabilir merak ediyorum.. Don baba istiyorsa bir bildiği vardır diyerek konudan uzaklaşmayı da uygun görüyorum..

Kobe vs. LeBron


Kaybetti Kobe.. Andrew Bynum gittiğinden beri basketbolu düşüşteydi zaten takımın.. Cleveland'a karşı Staples Center'da dibe vurduk bugün.. Kobe'nin bu kadar müthiş oynadığı bir günde takımın kaybetmesi içler acısı durumu daha güzel açıklıyor.. Şu anda tam anlamıyla Kobe ve bir avuç mala dönmüş durumda takım.. Bu mal tayfanın başını da yıllık 13 milyon alan Lamar Odom takozu çekiyor.. Derek ustayı tenzih ediyorum bu arada.. Laf söylersem abiye çarpılırım..

Kobe de süper oynadı ama son periyotta LeBron'un meydan okumalarında yine ipin ucunu kaçırdı, satışa getirdi bazı topları.. Elinden bu geliyor ama adamın Kwame, Lamar, Sasha, Luke gibi adamların arasında.. Phil baba da Dallas maçının 4. periyodunda süper oynayan DJ Mbenga'yı neden sokmadı bugün anlamadım.. Bu Kwame odununu görmeye dayanamıyorum artık zira.. Süper deplasman turnemiz Staples'teki New York Knicks maçından sonra başlıyor.. O maçı da kaybederlerse zerre şaşırmam, normal sonuç bile derim.. O durumdayız Bynum'suz.. Sonra Mitch Kupchak yılın GM'i adayıymış.. Güldürmeyin beni ya..

27 Oca 2008

Şampiyonluk Maçı


Linderoth, Ayhan, Lincoln, Hasan Şaş'ın sakatlıkları üzerine Rigobert Song Afrika Kupası'nda ve Nonda'yla Hakan Balta da sakatlar olarak eklenince, Sabri de kadrodışı kalınca böyle düdük gibi bir takım kalıyor geriye.. Üzerine takımın başında da Kalli var.. Acayip.. Ankara 19 Mayıs'ın berbat zemininde ve dondurucu soğukta şu maçtan 3 puanı çıkartabilirse Galatasaray, çok büyük şampiyonluk adayıdır eheh.. Çok zor geliyor bana ama bir umut izleyeceğiz işte..

Bütün yük Servet Çetin aslanıyla yorgun kral Hakan Sukur'un üstünde olacak.. Hadi kolay gelsin..

Edit: 11 de belli olmuş..

Orkun; Uğur, Servet, Emre, Volkan; Serkan, Topal, Mehmet Güven, Arda; Karan, Sukur

Çözülme Maçı


Oldum olası büyük maç öncesi haddimizi bilerek oynayacağız, özel önlemler alacağız diyen futbolcu ve teknik direktörlere gıcık olmuşumdur.. Bu yüzden pek hoş şeyler düşünmüyordum maçın başında.. 4-1 oldu.. Sivas bitti, balonu patladı, böyle şampiyonluğa oynayan takım mı olur diyecek değilim ama genelde bu tip maçlar anormal moral bozukluğuna neden olur Anadolu topçusunda.. Sivas'ın psikolojik olarak bu maç nedeniyle düşüşe geçeceğini düşünüyorum bundan sonra.. Antep ve Oftaş deplasmanlarına gidiyorlar arka arkaya Fenerbahçe maçından sonra.. Çözülme ortaya çıkabilir önümüzdeki iki haftada..

Maçla ilgili yazacak pek bir şey yok.. Futbol yoktu zaten.. Alex'in ince işleri dışında seyretmeye değer hiçbir şey olmadı.. O zeminde ve havada fazlasını beklemek de garip olurdu zaten..

Australian Open 2008 Final


Beklediğimden de kolay oldu Djokovic için.. Hak ederek şampiyonluğu aldı çocuk, helali hoş olsun..

Tsonga kıl bazı hareketlerine rağmen süper bir renk oldu turnuva ve dünya tenisi için.. Bundan sonra bu standarttan sapma yapmadığı takdirde adını daha çok duyacağımız kesin.. Fakat oyunu çok tek yönlü.. Bu kadar tek yönlü oynayan bir adam için böyle komple tenisçiler finallerde ağır gelir.. Djokovic yerine formsuz ve berbat Federer çıksa da Tsonga'yı dağıtırdı, bence.. Djokovic de yaşadığı ufak sakatlıktan sonra performansı düşse de fazla zorlanmadan almayı bildi kupayı..

Tsonga'nın aslında oynadığı stile göre iyi bir backhand'i var, bu da standardını koruduğu takdirde o stil içinde en öne çıkacak adamlardan biri olduğunu gösteriyor.. Ama onu ne kadar korur ilk olarak Wimbledon'da göreceğiz..

Nole'nin de Roland Garros'taki performansını şimdiden merak ediyorum.. Rafael Nadal ve Roger Federer'in oradaki çekişmesine bir adam daha katıldı, hayırlı olsun dünya tenisine..

Tarihten: 30 Temmuz 1930


1930 Dünya Kupası Finali.. Uruguay, Arjantin'i devreyi 2-1 geride kapattığı maçta 4-2 yenerek ilk kupayı alıyor.. İlginç olan şey ne? Maçın iki topla oynanması.. Maçın Belçikalı hakemi John Langenus'a maçtan önce iki tarafın da yaptığı maçın kendi toplarıyla oynanması yönündeki itirazı üzerine Langenus uzun süre düşünüp taşınıp en uygun yöntemin maçı devre devre iki topla oynatmak olduğuna karar veriyor ve maç çift topla oynanıyor.. Hatta Langenus'un maça iki koltuğunun altında çift topla çıkma fotosu da mevcut hadiseyi okuduğum yerde ama scanner olmadığından koyamadım.. İlginç görüntü olmuş çift topla o poz.. Şimdi gelinen durumu düşününce hakikaten garip oluyor insan..

30 Temmuz 1930 da Uruguay'da milli bayram ilan edilmiş maçtan önce..

Milan Baros da Portsmouth'ta


Portsmouth Afrika Kupası'ndan en çok zarar gören takım belki de dünyada.. 5 oyuncu verdiler kupaya, önemli oyuncularını.. Bunlardan ikisi Nwankwo Kanu ve John Utaka ve genç U-21 oyuncuları David Nugent de sakat olunca ellerinde forvet olarak oynatabilecekleri bir tek Benjani Mwaruwari kaldı.. Eğer Zimbabwe de katılsa kupaya forvetsiz çıkacaklardı heralde maçlara.. Öyle zor yani Redknapp'ın işi bu ilk 2 ayda.. Çoğunlukla bundan kaynaklı forvet bakıyorlardı.. Harry Redknapp, Olympique Lyon'dan Milan Baros'la anlaştıklarını açıklamış.. Kiralık olarak geliyor Baros.. Pazartesi salı gibi İngiltere'de olacakmış..

Bu Baros da zamanında çok beğendiğimiz topçulardan biriydi.. Çok iyi dönemleri de oldu.. Ama hiçbir zaman istikrar yakalayamadı bu da.. Mental bir sorunu mu var o konuda bir bilgim yok ama şöyle bir durum var, eğer Çek Milli Takımı'nda gösterdiği golcülüğün ve performansın yarısını gösterebilse kulüplerde şu anda çok daha iyi yerlerde olurdu heralde.. Yine de çok kötü ve harcanmış bir kariyer denemez ama çok daha iyisi olabilecek bir yetenek, bence.. Belki Portsmouth'taki şansını iyi kullanır, saçları salına salına jeneriklik gollerine devam eder burada..

Güzel tercih yapmış Redknapp.. Şu durum için daha iyisini bulabileceklerini zannetmiyorum zira..

,

Nate The Great


Yaratık işte.. İnsan olsa yapmaz..

(1 hafta önceki maçtan, yeni gördüğüm için şimdi koyuyorum..)

26 Oca 2008

Jonathan Woodgate nereye?


Leeds United'ın 2000 civarında fırtınalar yarattığı dönemin en önemli oyuncularından biriydi Woodgate.. Harry Kewell, Mark Viduka, Lee Bowyer, Ian Harte gibi topçuların arasında defanstaki müthiş oyunuyla geleceğin de en büyük oyuncularından biri olarak gösteriliyordu.. Önce 10 milyon pound'a Newcastle'a gitti.. Orada da istikrarını belli ölçüde sürdürüp 15 milyon pound'a Real'e atladı sonra.. Real Madrid'in, arızalı savunma dururken orta saha ve forvete yaptığı transferlerin eleştirildiği bir ortamda Woodgate'in gelmesi herkes tarafından mükemmel bir transfer olarak da yorumlanmıştı.. Ben de öyle düşünüyordum.. Ama olmadı, yapamadı Real'de.. İngiliz topçuların dışarıda yapamama hastalıklarının bir uzantısı mıydı yoksa yaşadığı sakatlıklar mıydı tam olarak bilmiyorum ama oradaki 2-3 yıl tam bir faciaydı Woodgate açısından.. Real'den Boro'ya döndü.. Yine belli bir istikrarı yakaladı.. Şimdi de İngiltere'nin orta büyüklükteki takımları kancayı taktı kendisine.. Bu seneki zayıf Boro'da gerçekten defansın ortasında çok iyi maçlar çıkardı, burada da bahsetmiştim geçenlerde.. Şimdi Newcastle'ın yeni hocası Keegan ve yine Spurs'ün yeni sayılabilecek hocası Juande Ramos istiyor kendisini.. Gareth Southgate de kulüp tarafından izin verildiğini açıklamış görüşmeler yapması için.. Bugün yarın Spurs ya da Newcastle'dan birini tercih edecek Woodgate.. Bu saatten sonra kalması pek mümkün değil gibi..

Konuşulan rakamlar 7-8 milyon pound arasında.. Aslında bence biraz fazla şu an için ama Tottenham'la Newcastle daha azına almak istese bile "bize gelişi bu" yanıtı almışlardır Boro'dan.. E bu durumda fazla bir şey de demek mümkün değil.. 5-1'lik Arsenal maçını dışarıda tutarak geleceğini çok daha parlak gördüğüm Tottenham'ın Woodgate için daha doğru bir seçim olacağını düşünüyorum.. Tabii alacağı para işin içine girince doğru tercihler bir anda yanlış olabilir futbolcunun gözünde, o apayrı bir şey..

Middlesbrough'nun da Woodgate'i satarken fazla üzüleceğini düşünmüyorum.. Hem iyi para alacaklar, hem de yerine koyacakları taş gibi gençleri var.. Robert Huth'un yanına David Wheater cevvalini koyup işlerine bakacaklar.. 2 sene sonra da Wheater'ı satarlar 10 milyona.. Bu işler böyle İngiltere'de..

25 Oca 2008

Ahmed Barusso Galatasaray'da mı acaba?


Basinas'ta erken gaza geldik sağlam patladık.. Ama bunda da tutamıyorum kendimi, erkenden giriyorum.. Zira şöyle, Basinas bittikten sonra da bu güzel siyah at tipli kardeşimiz için bir post yazıp keşke Basinas olmasa da bu olsa be diyecektim, diyemedim.. Adnan Polat Galatasaray TV'de açıklayınca dayanamadım.. İzlemedim ama sanırım kendisiyle de, kulübüyle de anlaşıldığını açıklamış Polat.. Artık vebali kendilerinin üstüne.. Bu da patlarsa zaten taraftarın yüzüne bakamazlar..

Niye Barusso daha iyi olur diyecektim? Çünkü Kalli'nin tek defansif orta saha sevdasından vazgeçeceğini düşünmüyorum.. Böyle bir durumda 32 yaşındaki Basinas, Junichi Basinaso olur, 1 ay sonra dili dışarı çıkardı.. Barusso resimdeki gibi korkunç görünümlü ve fiziğe sahip olduğu için tek ön liberoyu da rahatlıkla kaldırır.. Sağa sola yaldır yaldır koşar 90 dakika.. Çift mi oynayacaksın, koyarsın yanına Ayhan'ı, yine taş gibi bir orta sahan olur.. Uygun bir parça yani Galatasaray'a..

Şu anda Afrika Kupası 2008'de ev sahibi Gana'nın kadrosunda da bulunuyor Barusso ama ilk 2 maçta forma giyme fırsatı bulamadı.. Önünde Michael Essien ve Sulley Muntari gibi elemanlar var.. Çok abartılmaması gereken ama böyle bir sisteme sahip takım için alınabilecek en doğru adamlardan biri.. Dilerim Adnan Polat da erken gaza gelip bitmemiş transfer için bitti açıklaması yapmamıştır.. Onun dışında güzel transferdir, satın alma opsiyonuyla birlikte geliyorsa (Kiralık alındığını tahmin ediyorum) fazlasıyla şukela olacaktır..

Finalin adı Djokovic-Tsonga


Ağır bir Federer taraftarı olarak beklediğim bir sonuçtu bugün için Djokovic'in Federer'i mağlup etmesi.. Zira şu anda gerçekten Federer'in tek rakibi izlenimi veriyor oynadığı tenisle ve aralarında önemli bir fark kalmamış durumda.. Eylül 2007'de Amerika Açık finalinde net olarak görülmüştü aslında bu.. Bu yarı finalle iyice tescillendi.. Artık Federer yalnız değil ve onu yalnız bırakmayan eleman da Rafael Nadal değil, Novak Djokovic..

Eleman gerçekten Federer'den beri gördüğüm en komple tenisçi.. Hatta artıları bile var Federer'e göre.. Forehand'i sağlam.. Geri çizgi oyunu harikulade.. Bunun üstüne Federer gibi harika servis atabiliyor.. Onun da üstüne, Federer'in en zayıf yönü olarak son yıllarda öne çıkan backhand'de muhteşem Novak.. Çift el backhand'i fevkaladenin fevkinde, mükemmelin mükünde.. Hal böyle olunca kusursuz bir oyun yapısına da sahip oluyor bu genç arkadaşımız.. Bir de sempatik hayvanlar gibi.. E tebrik etmekten başka yapacak bir şey yok..

Federer'i toprak kortta Nadal karşısında paçavraya döndürülürken izledim defalarca.. Moralinin bozuk olduğunu çok gördüm.. Ama bugünkü karamsarlığını ve galiba elimize alıyoruz yavaş yavaş bakışını hiçbir zaman görmedim.. Bu da normal aslında.. Yıllardır tenisin standartlarını tek başına belirlemiş bir adam karşısında kendi seviyesinde bir oyuncuyu ciddi anlamda tecrübe edince bu psikolojiye girmesi normal.. Federer biter mi? Bitmez.. Bu aralar Roland Garros'ta başarılı olabilmek için teknikten çok dayanaklılığa kastığını okumuştum en son.. Onun bir tezahürü de olabilir buradaki yorgunluk ve sıkıntı.. Kendi tenisine baksın, kafasını toplasın.. Yine çakmaya devam eder kupaları.. Ama artık yalnız değil.. Artık bu yenilgilere alışması gerekiyor..

Finalde Tsonga'yla oynayacak Djokovic.. Almasını bekliyorum.. İstiyorum da.. Zira bu Tsonga da tenis adabını almamış bir arkadaş gördüğüm kadarıyla.. Aynı Nadal gibi, kamoncu hüvit gibi.. Sevmem böyle adamları.. Mütevazı ve edepli elemanları tutarım ben daima.. O nedenle Djokovic hem yeteneği, hem de bu yönüyle çok daha destekleyeceğim bir adam olur.. Federerci olmama ve onun en büyük rakibi olmasına rağmen.. Bu arada Novak'ın da sevimsiz ailesinin ve topları servislerde 15 defa yere vurmasının bende büyük antipati yarattığını belirtmeden geçemeyeceğim ama çocuk pek sevimli, kızamıyorum.. Ailesi böhöhö yapmasın maçlarda yeter..

Güzel bir final olması dileğiyle..

Büyük Başkan Recep Mamur


Gün geçmiyor ki yeni bir abuklukla karşı karşıya kalmasın Türk futbolseverler.. Bu Gökhan Ünal konusunu kanser haline getiren ne yazık ki Kayserispor yönetimiydi, şimdi de temizlemeye çalışıyorlar.. Onu bile yüzlerine gözlerine bulaştırarak hem de..

Sene başında Galatasaray'ı, Fenerbahçe'si askıntı oldu tamam, ama onu bile şova çevirdiler, reklam yaptılar.. Haklıydılar bir yere kadar, eyvallah.. Fakat aynı aymazlık devam ediyor..

Başkan Recep Mamur'un son açıklaması bomba gibi düştü.. Hayır, "10 milyon euro'dur Gökhan'ın değeri.." cümlesi değil.. O apayrı incelenmesi gereken bir şey zira.. Futbol değeri 2 milyon dolardan (Bakın euro bile demiyorum) bir cent yukarı etmeyecek bir adam için 10 milyon euro istemek sadece gülünçtür.. Asıl garip olan şey bu açıklamanın cümle arasında.. Neymiş, Rubin Kazan 7.5 milyon euro teklif etmiş de, satmamışlar.. 10 milyonda direteceklermiş.. Bu Rubin Kazan hadisesiyle ilgili söyleyebileceğim tek şey var.. Ya milletin gözünün içine baka baka yalan söylüyor Kayserispor yönetimi, ya da çok büyük enayiler.. Kimse kusura bakmasın.. Sözleşmesinin bitimine 6 ay kalmış ve sözleşmeyi uzatmak istemediğini yönetime söylemiş bir futbolcu için böyle bir teklifi reddettiklerini açıklayan bir başkan için yapabileceğim başka bir yorum yok.. Ya gerçekten böyle bir teklif var ama büyük iş bilmez bir tayfa bu Kayseri yönetimi (ki kesinlikle inanmıyorum), ya da bu konuda bile böyle sansasyonel açıklamalarla ellerinde patlamak üzere olan Gökhan Ünal için fiyat yükseltme/pazarlama çabası içindeler.. Ama bu bile çok kötü bir yol.. 7.5'ların reddedildiği, 10'ların istendiği bir ortamda ben sanmıyorum ki Özhan Canaydın, Aziz Yıldırım gibi başkanlar o kadar cömert olsunlar..

Adam hocasıyla takıştı, ben 50 dakikalık topçu değilim diye ayar vermeye çalıştı.. Sezon sonu sözleşmesi bitiyor ve sözleşme uzatmayacağını artık Kayseri sokaklarında top oynayan 6 yaşındaki çocuklar biliyor.. Sene başında reddediyoruz bütün teklifleri, başa oynayacağız iddiaları da patlaya patlaya bir hal olmuş.. Kayseri yönetimi yine reklamla oyuncu pazarlama, şov yapma işine giriyor..

Söyleyecek sözüm yok.. Umarım bir Rus kulübü bulurlar paraları sokağa saçan da aylar sonra kontratı sona eren bir topçuyu satarak memlekete döviz kazandırırlar.. Zira beşte biri etmeyecek bu Gökhan Ünal için Türkiye'den ekmek çıkmaz Kayseri'ye, boşuna hayalci olmasınlar..

Rolando Bianchi Lazio'ya, Goran Pandev Newcastle'a


Bianchi Lazio'ya kiralandı.. Daha önce Torino'nun da istediğini yazmıştım burada.. Bir türlü olmadı City'de.. Sven Goran amcanın forvet de forvet diye tepinmesinin en temel sebebi, Bianchi'nin İngiltere'deki başarısızlığı.. Şimdi Pandev'in Newcastle'a gidebileceği konuşuluyor.. Bianchi'nin Lazio'ya gelmesiyle güzel örtüşüyor da, Ocak'ta çok zor bence bu transfer.. Bianchi'nin Lazio'daki performansına bakılır Haziran'a kadar.. Başarılı olursa Kevin Keegan'ın isteğiyle sene sonu milyon poundları yine yeniden saçmaya hazır olacak olan Newcastle'a güzelce pazarlanır Pandev.. İki taraf da mutlu olur.. Ama bunun için en az 6 ay var bana kalırsa..

Pandev'in yeteneği hakkında bir şey söylemek istemem ama dayanıklılığı ve mücadeleci futboluyla Premier League için o yönlerden biçilmiş kaftan olduğunu söyleyebilirim.. Lazio'da özellikle bu sene gösterdiği son vuruş istikrarını da sürekli kılabilirse müthiş bir EPL forveti de olabilir kendisinden..

Şu an için konuşulan rakamlar 11-12 milyon pound civarı.. Ama Serie A'daki gidişe ve Newcastle'ın sezon sonundaki alıcı konumuna göre 15'e kadar yolu var derim o paranın.. O paralara çok daha iyileri bulunur mu bu arada? Ona da evet, eklemezsem olmaz..

24 Oca 2008

,

Gine 3-2 Fas


Pascal Feindouno hakikaten arıza adammış.. 2 tane çakmış, 1 tane de attırmışsın.. 3-1 öndesin.. Son maçta Namibya'ya çakıp çıkacaksın.. Gidip kendisine faul yapıldı diye adama vurup kırmızı görüyor herif.. Garip..

Gine matah takım değil ama öndeki dörtlü hızlı ve güçlü.. Youla'yı ileride tek bırakıp arkada solda Fode Mansare, sağda Ismael Bangoura, ortada da Pascal Feindouno'dan oluşan üçlü bir hat kurmuşlar.. Üçü de çok teknik değil.. Ama dayanıklı ve hızlı oyuncular.. Soldaki Fode Mansare vasat tekniğine rağmen hızı ve bir kanat için anormal olan gücüyle birçok pozisyonda çok zorladı Fas'ı.. Feindouno da öyle acayip yetenekli bir adam değil ama her şeyden biraz var.. Ortada iki taraf adına da organize bir futbol yokken sonuca etki etmekte pek zorlanmadı Pascal.. Beşiktaş bir ara çok istiyordu, bence cuk da oturur takıma ama zaten maliyetli bir oyuncu, bir tane daha maç çıkarırsa böyle iyice artar fiyatı.. Zaten EPL'ye falan gitme haberleri çıkıyor.. Bana kalırsa otursun kalsın Fransa'da, İngiltere'de çok başarılı olma şansı düşük.. Kafa da arızalıysa hakikaten boşa macera olur..

Gine'nin Youla arkasındaki üçlü bu hattı forvetle beraber bir şeyler üretmek için çok uygun aslında ama defans ve orta sahanın defansif yönündeki vasatlıkları bu üçlünün defansa ve orta sahaya yakın oynamasına neden oluyor.. Yani bu kadar geride kalmalarını bu şekilde yorumladım ben.. Geride Bobo Balde iyi ve tecrübeli topçu aslında ama tek başına da yetmiyor tabii.. Böyle olunca da Gine'nin defansif bir anlayışa sahip olması çok mantıksız gelmiyor..

Pascal Feindouno Namibya'ya karşı oynamayacak ama her türlü gereken skoru alıp çıkarlar gruptan.. Fas'ın Gana'yı yenmesi durumunda olay üçlü averaja kalacak ama bu Fas'ın ev sahibinden 3 puan alması bence imkansıza yakın.. Tarık Sektioui de izlediğim her maçında ne kadar anlamsız bir adam olduğunu gösteriyor bana.. Gana işi riske etmemek için en az 1 puanı alıp 1. olarak çıkmak isteyecektir.. Normal olanı da o olur zaten..

Pascal'ın yokluğunda Bangoura'yı ortaya çekip Ibrahima Yattara'yı sağa çekme ve normal toplarına devam etme şansı olurdu Gine'nin.. Eğer Yattara'yı kadroya alsalardı.. Yattara'nın girmemesinin yetenekle alakası olmadığı kesin de, disiplin ve kolej takımı oluşturma mantığıyla yapıldıysa şu Gine takımı için bence pek doğru değil.. Ama hocanın kararıdır tabii.. Aramazlar inşallah ileride..

23 Oca 2008

Afrika Kupası 2008


Eurosport mükemmel bir iş yaparak turnuvanın tamamını veriyor.. En dandik liglerin bile Türk kanalları tarafından satın alındığı bu günlerde Afrika Kupası yayınlanmasa üzülürdüm, önemli bir boşluğu doldurmuş olacak böylece Eurosport.. Dün Nijerya-Fildişi Sahilleri maçında Mert Aydın'ı getirmişler bir de yorumcu olarak.. Daha da keyifli olacak gibi bu sürprizlerle..

Ben her zaman sevmişimdir siyah tenli adamların futbolunu.. Hatta çok maruz kaldıkları ırkçılığı ben kendileri lehine yapmış, bir beyaz topçuyla aynı seviyedelerse her zaman daha çok sempati duymuşumdur bu üstün fizikli adamlara.. Maruz kaldıkları yüzünden mazlum oldukları için değil, fizik güce ve kondüsyona dayalı oyuna duyduğum saygıdan sadece.. O nedenle de çoğu Avrupalının oyuncu tüccarlığı yapmak için izlediği bu turnuvanın benim için çok daha büyük bir anlamı var.. Seviyorum oyunlarını..
Bu seneki turnuvada dikkatimi çeken bir şey var.. Ben daha önce bu kadar çok yıldız oyuncu olduğunu hatırlamıyorum Afrika takımlarında.. Artık bilgiye, liglere, ülkelere, kıtalara futbol yönünden çok daha rahat ulaşmamızın bir etkisi midir bu bilmiyorum ama ilk defa 2008'de bu kadar yoğun bir Afrikalı yıldız topluluğunu gördüm ben.. 10 yıl öncesini şöyle biraz karıştırayım dedim, orada da varmış zamanında dikkatimi çekmeyen ama çok iyi olan oyuncular, fakat son yıllarda bir gelişim var sanki oralarda.. Yoksa şu kusursuz Fildişi Sahilleri takımını daha iyi açıklayacak başka bir argüman yok.. Kadrosu yıldızlardan geçilmeyen Fildişi'ni, Nijerya'yı, Tunus'u, Gana'yı, Kamerun'u, Senegal'ı geçiyorum.. Mali bile anormal 3-4 topçuyla yer buluyor kendisine bu kupada.. Forvette Frederic Kanoute, orta sahada Mohamed Sissokko, Mahamadou Diarra, Seydou Keita gibi adamlarla onlar bile büyük güç konumundalar.. Özellikle o orta üçlü çoğu Avrupa takımının orta sahasını falakaya yatırır maçta, acı çektirir.. Bu defansif orta saha popülasyonu da bunlarda anormal zaten.. Dünya Kupasında defansta, kanatta bile defansif orta saha, yani ön libero oynatmış Gana'yı hatırlıyorum, kendime geliyorum sonra.. Tamam, üstün fizik güçleriyle orta sahanın defansif anlamdaki boşluğuna cuk oturacak yığınla adam yetiştiriyorlar.. Belki bunların önemli bir bölümü de özelliksiz adamlar oluyor.. Ama çok kalite, bu işin en iyisini yapan adamları da çıkarıyorlar be..

Nijerya-Fildişi maçı finale yakışacak bir müsabakaydı kadro yapıları itibarıyla.. Beklediğimi bulamadım.. Bu kadar güçlü herifler sahada olunca bazı maçlar da orta sahada bir kör dövüşüne dönebiliyor tabii.. Şu süper Afrika takımlarının hepsine bir tane beyaz supporter konsa en tekniğinden, hepsi Dünya Kupasının en tepelerine oynar hatta bence, sırf bu nedenle.. Fildişi çok ağır favori muazzam kadrosuyla ama çok ilginç takımlar çıkacak gibi geliyor bana ilerleyen günlerde..

Kaçacak bir organizasyon değil futbol meraklıları için bu turnuva..

22 Oca 2008

Tulio De Melo


Böyle bir forvet var 3 senedir Fransa'da.. Le Mans'da forma giyiyor.. Az daha Parma'yla Palermo'yu birbirine kırdırıyordu.. Sene sonu kontratı bitiyormuş bu denyonun.. Şimdiden talipleri oluyor tabi, ön anlaşma imzalatmaya çalışıyorlar.. Denk geldiğimde pek bir şey bulamamıştım elemanda ama 2-3 kere denk gelmekle anlaşılmıyor tabi.. 1.90'ın üstündeki boyla hem havadan hem yerden etkili olup topla da vasatın üstünde bir ilişki kurabilince bir oyuncu, yaşı da 23 olunca Tulio gibi çekiyor kulüpleri kendisine.. Bu çocuk Palermo'ya imzayı atmış önceden bildiğim kadarıyla, sezon sonu için.. Sonra bizim başkan Tommaso Ghirardi ilgilenmeye başlamış, zannediyorum ki Palermo'dan haberi olmadan.. Özel olarak Fransa'ya uçmuş çocuk için, bir araya gelmişler.. Tulio Palermo üstüne bir de Parma'yla anlaşıp imza atmış.. Aslında bunu yapıp kulüpleri birbirine kırdıran denyolar büyük ceza görüyorlar ama Tommaso başkan büyüklük bizde kalsın, ilk olarak Palermo'ya atıldıysa imza biz aradan çekiliyoruz demiş en son olarak anladığım kadarıyla.. Güzel bir hareket.. Artık veteran oyuncu statüsüne gelen Corradi-Lucarelli ikilisinin arkasını doldurmak için güzel bir hamle olabilirdi Tulio'nun transferi ama Parma gibi bir kulüp için ondan çok daha iyisini bulmak pek zor değil..

Zannediyorum ki 2008/2009'dan itibaren Palermo formasını giyecek Tulio De Melo.. Le Mans'la bir şekilde anlaşılıp Ocak ayında takıma katılır mı bilmiyorum ama ilginç özellikleriyle Serie A'da başarılı olabilecek bir çocuk bu.. İzlediklerim değil de (Gerçi yanlış anlaşılmasın kötü oynamadı, vasatı aşamadı sadece hiçbirinde) okuduklarım üzerinden yapıyorum tabii bu yorumu..

21 Oca 2008

Şampiyon Selby


Maçı izleyemedim, yazamıyorum ayrıntı.. Ama beklediğim gibi kolay geçmiş sanıyorum.. Skor 10-3.. Okuduğuma göre Selby kendisinden beklenmeyecek derecede de hızlı oynamış.. Stephen Lee'ye karşı özel bir taktik denemesi olabilir bu bilmiyorum.. Sonuç olarak ilk turnuvası Masters oldu elemanın, kral oldu.. Tebrik eder, başarılarının devamını dileriz.. İlk 5'in değişmez adamlarındandır bundan sonra, hayırlı olsun snooker camiasına lestır palyançosu..

20 Oca 2008

Tebrikler Domenico Başkan


Futbol böyle bir spor işte.. Hakem alıp bir taraftan bir tarafa verebiliyor 3 puanı.. El var orada diyecekler çıkacaktır ama bence uzaktan yakından alakası yok.. İtalya'da da maç sonrası hemen yazılara bakayım dedim, herkes topun kafaya çarptığını söylüyor ilk etapta.. Noldu yani? Inter mağlup olacakken 3 puan kazandı penaltı ve kırmızı kartla.. Yapacak bir şey yok tabii ama benim gözümde "galiptir bu yolda mağlup".. Bu takım Ghirardi'nin cesur hamleleri devam ederse çok daha iyi olacak, eski gücüne kavuşacak.. Günü gelirse hakemler de engelleyemez zaten oynanan topu.. Domenico başkana helal olsun, oynattığı oyunu da beğendim, maç sonu delirip atılmasını da..

Daniele Dessena'nın da sanıyorum Inter kariyeri başlamadan bitmiştir bu geceden sonra.. İyi oldu..

Yürüyedurun..

,

Galatasaray 1-0 Bursaspor


Şu maç için sahadaki münakaşalar dışında 200 kelimeden fazla yazı çıkaran adama helal olsun kardeşim demek lazım.. Öyle fena bir maç oldu yine.. Son 15 dakikayı boş bakışlarla izledim, Bursa gelip 3 tane taksa son 10 dakika aynı boş gözlerle izlemeye devam edecektim sanki tepkisiz..

Bursalılar çirkefliğin bokunu çıkardılar.. Sağolsun kişiliğiyle yeni Bülent Korkmaz dediğim Uğur falan da eşlik ettiler adamlara.. Zaten iğrenç bir maçtı, bu kavgalarla iyice çekilmez bir çile halini aldı..

Emre Güngör'ü dikkatli izledim sadece, yeni olduğunu her halinden belli ediyordu, pek defansı zorlayacak bir aksiyonu da yoktu zaten Bursaspor'un maç boyunca.. Güzel çocuk ama, ligin en kaliteli yerli stoperlerinden bence.. Bir diğeri de karşıda, Egemen.. Uğur'a hareketiyle tepki çekti biraz ama bence fazla iğrençleşmeden devam etti mücadelesine.. Stoper transferinde ya Emre ya Egemen derdim.. Emre oldu güzel oldu ama Egemen de yine klasını belli etti bugün.. Keşke milli takım için görülse bu adamlar ama yok..

Hakan Sukur bir şey yapmamışken çenesi kırılmış ayağı çeken ismi lazım değili aslında burda anmak istemiyorum ama Bursa'nın yediği golde çok komikti eleman, eklemeden geçemedim.. Oyunculuğu da güzel..

Hürriyet'in maçtan sonraki başlığı "Uğur'dan güreş Hakan'dan dirsek".. Ee birilerinin adamı olmak kolay değil.. Şu maçtaki olayları Uğur'dan güreş, Sukur'den dirsek olarak değerlendirebilen bir gazeteci ya bir yerlerden para yiyordur, ya da hastalıklı bir beyne sahiptir, tedavi edilmesi gerekir.. Ayıp diye bir şey var, ama Türkiye'de yok o "ayıp".. Herkes saçmalamakta, terbiyesizleşmekte serbest bu ülkede.. Tebrik ediyorum..

(Saat 01.38 itibarıyla edit: Sinir savaşı olarak değiştirdi Hürriyet başlığı..)

Beko'lu Watford


Beko Watford'a forma reklamını vereli çok oluyor aslında ama görünce güzel göründü foto gözüme, koyayım dedim.. Güzel duruyor be bu Beko formalarda.. Bazı apaçiler için Watford destekleme sebebi de olabilir bu, yeni apaçiler kazandırabiliriz futbol dünyasına..

Şu forma reklamı yıllardır dışarıdakileri imrenerek izlediğim, keşke Galatasaray'da da olsa dediğim bir hadisedir özdeşleşmişiyle.. Real'in Teka'sı, Bayern'in Opel'i, Ajax'ın Abn Amro'su, Manchester United'ın Sharp'ı, Leverkusen'in Bayer'i... Hep güzel şeylerdir futbola dair.. Şimdi yine Real'in çalışmaya başladığı bwin'i çok yakıştırdım beyaz formasına.. Milan da bwin kullanıyor.. Logonun güzelliği yeni bir güzellik yaratabilir sürekliliği sağlayabilirse.. Özellikle Real Madrid'de..

Keşke Watford'ın Beko'sunu Beşiktaş da bırakmasaydı da bu topraklardan çıkan takımla özdeşleşmiş tek forma reklamı da devam etseydi.. Watford'da görüldüğü gibi logo çok güzel ve yakışıyor formaya çünkü.. Beşiktaş'ın beyazına da pek yakışıyordu.. Yazık oldu..

Emmanuel Sheyi Adebayor


Bugün yine 2 tane çok klas kafa golü çaktı Fulham'a.. Thierry Henry Arsenal'deyken ve bu eleman sonraları girdiğinde söylenenleri hatırlıyorum bir, bir de şimdiki haline bakıyorum.. Tam bir yanlış potansiyel değerlendirmesi.. Hiç beklenmeyecek bir düzeye taşıdı oyununu gerçekten.. Hala 23 yaşında ve öğreniyor olması tabii bir avantaj ama sanmıyorum ki böyle olacağını bekleyen dolu insan olsun etrafta.. 13 gole ulaştı bugünkü dubleyle.. Cristiano Ronaldo hayvanının arkasından ikinci sırada gol krallığında.. 20'yi de çok rahat geçecek gibi.. Şu standardı koruduğu takdirde 1 yıl sonra en iyi 10 forvet içine girer Adebayor bu özellikleriyle..

Bugünkü Arsenal anormal rahat ve iyiydi.. 3. golü özellikle çok beğendim.. Eduardo'nun soldan çizgiye inişindeki hız ve çabukluğu inanılmaz, bir yerden bulun izleyin.. Topun dibine girerek kesişi yine inanılmaz.. Rosicky'nin tamamlayış da harikulade.. Eduardo çok daha önce ortadan gelen elemana vermeliydi aslında pası ama yanlıştan da üstün yetenekle doğruyu çıkartmayı bildi..

Yine Robin Van Persie dizinden sakatlığında yazılıp çizilenlere, düşündüklerimize bakıyorum bir.. Bir de şu anda yine sakatlık yaşayan Van Persie'yi kimsenin özlememesine.. İlginç takım bu Arsenal.. United'la çok çetin geçecek mücadeleleri ama bence gerideler United'a göre.. Aslında bir kalan maçlar üzerinden genel EPL değerlendirmesi de yapmak lazım ama başka bir zamana kalsın o da..

Saga Insurance Masters 2008 Final


Diyorum ya, Ronnie erken elenince benim bütün motivasyonum bitiyor snooker'da.. Final belli oldu, yine arada hiç yazmak gelmedi içimden.. Finalin adı Mark Selby-Stephen Lee.. Bu tombalak abi ben snooker'la ilgilenmeye başladığımdan beri iyi oyuncu olarak bilinir ama hiçbir turnuvada vasatı aşamaz.. Bir tek en son Welsh Open'da şampiyon olduğunu hatırlıyorum 2 sene önce.. Ondan önce 2000 sonrası bir olayı olmadı pek.. Belli bir standardın üstünde tabii ki diğerleri gibi de bir özelliğini göremem ben.. Welsh Open da boru değil tamam ama ne bileyim, öyle işte.. Graeme Dott, Peter Ebdon ve Marco Fu'yu üst üste eleyerek çıktı finale, rahat da çıktı.. Zerre beklediğim bir olay değildi ama snooker böyle bir spor.. Dünya sıralamasında ilk 15-20'de olan bir sporcunun en baba turnuvada bile finale çıkması fazla şaşırtmaz.. Oyuncuların yetenekleri arasında nüanslar vardır zira.. Anlık form durumu da çok etkili olduğu için böyle Lee gibilerin arada finallere çıkması şaşırtsa da ilk etapta o etki çabuk geçer..

Mark Selby diğer finalist oldu, bu şaşırtmadı hiç.. Bu elemanın da oyun stiline gıcığımdır ama jestleri ve mimikleri olsun, ıstakayı tutuşundaki farklı tarzı olsun, sempatikliği olsun, seviyorum genelde.. Lee'nin arkasına aldığı bu rüzgardan çok etkilenmezse alacak da bence finali.. İlginç bir özelliği var finale gelirken.. Üç turu da decider'da geçti Selby.. Finali de son frame'de alırsa belki bir rekor bile kırabilir.. The Jester from Leicester yavaş temponun yanına yeteneği ve özellikli vuruşları da ekleyebilen bir adam.. Sanırım biraz da bunun için seviyorum elemanı.. Masters'ı alırsa bu kazandığı ilk turnuva olacak.. Masters bir sıralama turnuvası değil ama prestijiyle çoğu sıralama turnuvasını da çizer atar.. Herkese nasip olmaz yani ilk olarak Masters'ı kazanmak.. Ha gayret..

Phillip Kohlschreiber


Daha önce yazacaktım aslında ama zaman bulamadım.. Oynadığı 1.5 gün oldu çünkü.. Süper bir sürpriz yaparak Andy Roddick'i eledi bu eleman.. Ben de maçın ortasından itibaren izlemeye başlayabildim ama o andan itibaren bile yeterince etkileyiciydi fırlama.. Daha önce adını duydum ama hiç izleme şansım olmamıştı, ilk defa gördüm.. Adam bu kortun en güçlü oyuncularından birini, maçta ace manyağı olmasına rağmen (En son 40+'ydı Roddick'in ace'ler, araştırıp tam rakamı veremiyorum şimdi kusura bakmayın) anormal bir performansla yendi.. Biraz araştırdım, geleceğinin parlak olduğu görünen bir tenisçiymiş benim kaçırmama rağmen ama yine de mesafeli yaklaşmakta fayda var kendisine, daha çok izlemek gerek gerçek durumunu görmek için.. Zira Roddick karşısındaki oyunu top class bir tenisçinin oynadığı oyundu.. Üst sınırını görmek açısından faydalıydı ama ortalaması nedir, 2-3 aya çıkacak mı o seviyeye, yoksa daha zamanı var mı anlamak için daha çok izlemek lazım..

Geri çizgi oyunu harika görünüyor bir kere.. Roddick'in zaten bu konuda büyük sorunları vardır, Federer'e karşı ezilmesinin nedeni de berbat geri çizgi oyunudur.. Maçta da servisleri her çevrildiğinde puanların büyük bölümünü Kohlscreiber aldı.. Backhand'i çok iyi Alman'ın.. Çapraz backhand passing shot'ları direk Federer'i hatırlatıyor.. Yine mücadele gücü hayli yerinde.. Nadal gibi anormal pozisyonlarda anormal vuruşlar çıkarabiliyor.. O kadar özel bir oyundu ki oynadığı, gerçekten öbür maçını iple çeker oldum, o performansın yüzde kaçını gösterebilecek 1/8'de merak ediyorum..

83'lüymüş.. Zayıf görünen servisi neden bu yaşa kadar bu oyunla patlama yapamadığını gösteriyor.. Eğer kalitesini yansıtan bir maçsa Roddick'e karşı oynadığı bu yaşa kadar patlama yapamamasının tek nedeni olarak servisini gördüm ben.. Onu da daha diikkatli izlemek gerek ama eğer servisi de çok iyi ya da iyi olsaymış çok daha genç yaşta bir rakip daha gelirmiş Federer'e sanki..

1/8'de Jarkko Nieminen'le oynayacak.. Çok güzel bir rakip bence Roddick sonrası, gücünü görebilmek için.. Umuyorum verir Eurosport da izleme şansına sahip oluruz..

18 Oca 2008

Rigobert Song Spartak Moskova'da???


Dün Doğan Medya'nın yayın organlarında gördüm sadece.. İçinde CNN Turk'un de olmasına rağmen belli olmaz dedim.. Bugün Sabah'a falan da düşmüş.. Net bir şekilde Song'un Spartak'a imzaladığını söylüyor ve yazıyorlar.. Dışarıda araştırdım biraz, hiçbir şey yok.. Nedir durum bilmiyorum ama açıkçası söylenenler pek yanlış gibi gelmedi bana.. Rigobert Song gibi adamdan da ücretini indirmesini istemek tam Galatasaray yönetimine göre.. Yıllardır kötü oynadığı maç ikiyi, üçü geçmemiş adama ücretini indir de.. Bu arada oynatamadığın Lincoln'e de 3-3.5 milyon verdiğin de bilinsin.. Bu adamlar kalır mı sonra? Mondragon'u da aynı şekilde gönderdi Galatasaray.. Şimdi arkasından Isaksson, Jaaskelainen arıyor fellik fellik.. Keza Tomas.. Allahtan onun yerine Servet gibi bir aslan parçası geldi, daha iyi performans gösteriyor.. Ama zaten Tomas da Song'la oluşturduğu tandemin zayıf halkasıydı iyi futboluna rağmen.. Song gibi bir adamın yerine daha iyisini nasıl bulacak Galatasaray? Hem de Servet'le böylesine mükemmel bir ikili oluşturmuşken.. Yıllardır en iyi topu oynayan adamı ödüllendirme yöntemi midir ücretini düşür demek.. Daha pek belli değil neyin ne olduğu, yine de abartmayalım.. Ama Song da elden kaçarsa Galatasaray'da hakikaten artık daha net olarak düşünmeye başlayacağım bazı şeyleri..

Bu arada Basinas da yalan mı oluyor ne?

17 Oca 2008

Lassana Diarra Portsmouth'ta


8 Ocak'ta dedikodular başlığı altında Lassana biraderin transfer olabileceğini söylemiştim, yine huzursuzlanmaya başlamıştı zira.. 10 güne kalmadan ondan belli oldu yeni adres.. Yine mavileri giyecek, Portsmouth'ta.. Burdaki 2. ya da 3. postumda da bahsetmiştim kendisinden.. Bu zibilyon tane Diarra içinde futbol adına en yeteneklisi Lassana diye.. Ama iş sadece yetenekle bitmiyor hiçbir spor dalında.. Anlamadığım bir problem var kafasında Diarra'nın.. Chelsea'de Mourinho sağ bekte oynattı diye zırladı önce, orta sahada oynamak istiyorum ben diye.. Halbuki böyle bir hakkı yok futbolcuların.. Sonra Arsenal'e gitti.. Wenger'in de kendisi hakkındaki açıklamaları harikaydı, ben de heyecanlanmıştım yeteneğini çok iyi bildiğim için.. Şans da buldu, yine bazıları sağ bekte olmak üzere.. Wenger'in de bir rahatsızlığı yoktu kendisi hakkında bildiğim kadarıyla.. En azından futbol yönünden.. Ama Lassana kardeş burada da arıza gösterdi, şans bulamıyorum dedi, transfer mi olsam dedi.. Oldu da..

Gerçekten bir defansif orta saha için muazzam bir yaratıcılığa sahip bu eleman.. Son zamanlarda türeyen futbolu iki yönüyle oynama fanatikleri için ortada bas bas bağırmasına rağmen gözlerden kaçan bir adam Lassana Diarra.. Süper tekniği ve kesiciliğiyle sağ bek, sağ açık bile oynayabiliyor koyunca.. Hatta ben derim ki, forvet arkasına koy, oynasın.. Gerçekten çok yönlü bir eleman.. NBA'de bunlara all-around diyorlar.. Öyle bir adam işte.. Ama dediğim gibi, onunla bitmiyor ki iş.. Arsenal'de orta saha oynamak için ilk şart belli bir istikrarı ve standardı tutturmaktır.. Bunu yapamadı Diarra.. Yine de zırlamasa şans bulmaya devam edecekti, ama o dünyanın en sorunsuz kulübünde de sorun çıkarmaya başladı.. Neyse..

Portsmouth'a gidişi ilginç elemanın.. Newcastle da istiyordu kendisini ve ilk görüşmeyi de onlarla yaptı tahminim.. Şimdi etrafta bu transfer için "undisclosed" lafları geçiyor ama şöyle biraz arayıp tarayınca etrafı ulaşabiliyorsunuz rakamlara.. Portsmouth 4.5 milyon pound ödeyecek Arsenal'e.. (Yine parantezi açalım burada, 2 milyon pound'a gelmişti bu çocuk Arsenal'e.. Fazla oynatmadığın adamdan 2.5 milyon pound kar, işte tipik Arsenal mali başarısı..) Lassana Diarra'nın alacağı parayı da buldum, haftalık 35-40 bin pound civarı alacakmış.. Gayet iyi para.. İlginç olan ne peki? Bu adamın Newcastle'la olan görüşmesinde haftalık 90 bin pound (oha) istediği için Castle'ın transferden vazgeçtiğini okumuştum.. Şimdi 90 bin yerine 40 bini kabul etmesi Redknapp'tan bir şekilde garanti aldığını gösteriyor.. Redknapp da zaten fantastikle başlayan yığınla övgü saymış Diarra'ya, mükemmel bir transfer demiş.. Verdikleri bonservisten ve Redknapp'ın açıklamalarından direk 11'e dalacağını da kestirebiliyorum.. Newcastle'dan 90 isteyip üçte birine Portsmouth gibi bir kulübe gitmesi Keegan sarhoşluğu yaşayan Newcastle'ları da kızdırmış.. Pek haksız değiller ama Lassana'nın da oynaması gerektiği bu dönemde, Newcastle United gibi geleceğinin ne olacağı belli olmadığı bir kulüpte ilk etapta fazla parayı istemesi çok garip bir davranış değil.. Hele böyle arızaya yatkın bir eleman için..

Sonuç? Bence iyi transfer.. Ama iş sadece adamın yetenek ve topçuluk özellikleriyle bitmiyor.. Mourinho ve Wenger'den sonra Redknapp gibi bir adamın altında da yapamazsa Diarra zaten 2 sene içinde döner ülkesine, takılır oralarda.. Onun için de son şans bu bence.. Portsmouth düzeninde de başarılı olacak her şeye sahip..

Hayırlı olsun..

,

Akşamdan sabaha NBA


Amerika'daki Martin Luther King günü nedeniyle efsane bir güzellikle geliyor NTV ve NTVspor.. Zannediyorum böyle yoğun bir NBA programı ilk defa gerçekleşiyor.. Daha önce sadece NBA'in ilk haftasında NBA TV üst üste 2 maç yayınlardı.. Bazen de NBA TV ve NTV'deki maçlar aynı gün olurdu.. (Onların da çoğu çakışırdı zaten saat olarak..) 21 Ocak Pazartesi akşamı çılgın atacak NBA Türkiye'de.. Akşam 20.00'de başlayan yayın sabaha kadar sürecek ve 4 maç izleme olanağı olacak.. Program şöyle:

21 Ocak 20.00 Boston Celtics - New York Knicks (NTVspor)

21 Ocak 22.30 Utah Jazz - Los Angeles Clippers (NTVspor)

22 Ocak 02.00 Detroit Pistons - Orlando Magic (NTV)

22 Ocak 04.30 Denver Nuggets - Los Angeles Lakers (NTV)

Bütün maçlar arka arkaya.. UTA-LAC ve DET-ORL maçları arasında 1 saatlik çok da güzel bir sıra var.. Acıkmış ve susamış bünyeleri tatmin etmek için.. Sandviçler hazırlanır, 02.00'de kalınan yerden devam edilir.. Çalışanlar tabii ki kaçıracak bu şahane yayının yarısını ama boş gezenin boş kalfaları için sınırsız zevk demek oluyor..

Bu arada foto yine NTVspor.Net'ten ama amme hizmeti yapıyoruz burada, rating kazandıracağız adamlara..

Sağolasın NTV..

Fabrika satışı yok


Lucarelli'yle aldık gazı, Parma'dan gidiyoruz.. Bizim gençler yine milletin ağzını suyunu akıtıyor.. Daniele Dessena ve Luca Cigarini diye 2 tane orta saha var Parma'da, ikisi de birbirinden cilalı, ikisi de birbirinden kaliteli.. İsteyenleri de oluyor tabi hal böyle olunca, hele 2000 sonrası gelen bu ekonomik buhranda.. Lucarelli'nin gelişiyle acaba onları elden kaçırıp da gazımız kaçar mı diye hafiften stres yapmıştım.. Yetiştiler imdadıma.. Bizim takım direktörü Gabriele Zamagna ve elemanların menajeri eş zamanlı açıklama yapmışlar farklı kaynaklara.. Dessena da, Cigarini de bir yere gitmiyor yani.. En azından devre arasında.. Dessena için Inter bastırıyordu, Cigarini için de Juve.. (Bunların bastırmadığı kalmadı zaten) Eğer bu çocukları koruyup zayıf bölgelere nokta atışlar yapabilirse Parma önümüzdeki sene çok sağlam bir takım olabilir bu orta saha ve forvet hattıyla.. Lucarelli için de çok erken kasmaya başlamışlar zaten, öyle demiş aslan parçası.. Parma için söylediği en doğru tercih oldu cümlesinin nedenlerini uzun süredir ısrarlı bir şekilde ilgilenmeleri olarak açıklıyor Lucarelli de.. Sanırım Sette Sorelle'deki unuttuğu güzel yılları hatırlıyor gibi yöneticiler..

Cristiano'nun imza töreninden de formalı bir fotoğraf koyalım.. Üstüne geçirdiği de oynadığı ilk maç sonrasında kısmetse.. Genç ama tonton başkan Tommaso Ghirardi resimde görüldüğü üzere pek mutlu.. Allah bozmasın ne diyelim.. Amin..

16 Oca 2008

Güzel adam


"I think this is the best choice I could have made."

Onun başında bir de profesyonel bakış açısıyla var ama ben görmezden geliyorum onu.. Bizce de Cristiano, bizce de..

Football Manager Türkiye


Ne zamandır bu haberi vereceğim, olmadı.. Sigames tarafından resmi açıklamanın yapılmasını bekliyorduk, yapılmış.. Oyunun Türkiye araştırma ekibinin başı değişmiş bulunuyor dünden itibaren.. Bu zamana kadar Championship Manager 3'ten beri çalışan Türker Tozar görevi Mustafa Budak ve Ömer Pamukçu ikilisine bıraktı.. Son zamanlarda bazı sorunlar olmuştu Türkiye Ligi'yle ilgili, bu değişiklik ve yeni çalışma programıyla beraber o sorunlar da kalkacak diye umuyorum.. Türker Tozar'ın bugüne kadar CM'de verdiği emekleri kabul etmemek imkansız tabii ki.. Fakat yeni göreve gelen arkadaşlar da gerçekten bu iş için biçilmiş kaftanlar.. Mustafa Budak'ı zaten CM'yle biraz ilgilenip tanımayan yoktur Türkiye'de.. Onun da bu iş için verdiği bambaşka emekler var oyun araştırmasıyla birlikte.. Başta Turksportal olmak üzere.. Ömer Pamukçu da gerçekten çok yakından gördüğüm kadarıyla FM'nin ve arkasındaki işleyişin en ince ayrıntısına kadar doktorasını yapmış bir arkadaş.. Researching üzerine tanık olduğum bilgilerini anlatsam burada, 5 uzun post olur.. Çok iyi işler çıkaracaklar yani..

Neyse, güzel olacak bundan sonrası.. Şu an için oyun fena boktan.. Türkiye araştırmasıyla bağımsız, tamamen Sigames'in saçmalamarı üzerine oluştu bu düşüncem.. Bu maç motoru değişmedikçe de benim için bu FM'ler canım sıkıldığı zaman arada zaman öldürmekten başka bir işe yaramayacak.. 8.0.2 patch'ine de bir şans vereceğim.. Çok umutlu değilim ama bakalım.. Yeni patch'le beraber TSL'ye de yeni güncelleme gelecek bu arada.. Ben de elimden geldiğince işin içinde olmaya çalışacağım.. İlerleyen günlerde yeni gelişmeler olursa buradan haber veririz tekrar..

Transfer şampiyonu


Derby pabucun pahalı olduğunu görünce EPL'de gördüğüne saldırdı transfer döneminde.. Şu anda en renkli takımı transfer döneminin.. Boştaki Laurent Robert'i aldılar önce.. Bu Robert kardeşi en son Beşiktaş antrenmanlarında görmüştüm, noldu da olmadı geri döndü hatırlamıyorum.. Ondan önce de bir Galatasaray macerası vardır son anda olmayan.. Derby'de kurtarıcı olmaya çalışacak yaşlı vücuduyla..

Robbie Savage geldi Blackburn'den.. 1.5 milyon pound civarına.. Adam biçmeye İngiltere sonuncusunda devam edecek.. 2 milyon pound'a Arjantinli Emanuel Villa'yı aldılar Tecos diye Meksikalı bir takımdan.. City'den Danny Mills'i, Spurs'ten de Mısırlı Hossam Ghaly'yi aldılar.. Mills de, Ghaly de, Savage da faydalı olur.. Villa hakkında zerre bilgim yok.. İş yaparlar da takımı kurtarırlar mı peki? Vallahi bence mümkün değil.. 17. Wigan'la 13 puan fark var Derby'nin arasında.. 5-6 maçlık bir seri galibiyet yapmadıkça zor görünüyor işleri.. Zaten bu kadar transferin oturması da zaman alır.. Keşke sene başında yapılsaydı da bunlar gelenden geçenden 5-6'yı almasalardı..

15 Oca 2008

500


Bitmesini bekleyemedim maçın.. Bugün Luton Town karşısında Liverpool formasıyla 500. maçına çıktı Carragher.. Gereksiz soğukkanlılığı beni gıcık eder, fazla da sevmem ama ayaklarına kapanasım geldi.. Öyle böyle bir istikrar değil zira.. Steven Gerrard bu maça özel olarak kaptanlığı Carragher'a vermek istemiş.. Zannediyorum Rafa Benitez de kabul etmiş.. Gerrard'a da helal olsun..

İkinci yarı yeni başladı bu arada.. Pool adamım Babel'in çaktığı golle 1-0 önde..

Lakers'ın lastik patladı


Ağlaya ağlaya giriyorum bunu.. Bekliyordum böyle bir uğursuzluk, geç bile kaldı aslında.. Dün gece Memphis'e karşı oynanan maçta Lamar Odom'un ayağına basan Bynum dizi eline alıp maçı yarıda bıraktı.. Maçta ağlamış, can çekişmiş.. X-Ray cihazına sokmuşlar hemen maç oynanırken.. Negatif çıktı ama MRI sonuçlarından sonra daha net belli olur dediler ve Bynum da ilk başta çok acıdı ama şu an iyiyim, basabiliyorum üstüne falan deyince sakinleşmiştik.. Sonuçlar çıkmış.. 2 ay yok.. 30 maça tekabül ediyor.. Zaten 35 maçı devirmişiz.. Dönüp, ısınıp, play-off'lara ritmini bulana kadar sezon biter..

Geçen sene de 26-13 başlayıp ilk 5'ten 3 oyuncu kaybedince kepaze olmuş, zar zor 7'den kapağı atmıştık play-off'a.. Yine Kobe ve saz arkadaşlarına döndü takım.. Geçmiş olsun..

14 Oca 2008

Tüzemen'den Basinas manzaraları


Pazar gecesi Santra'da kendi ağzından dinlediğimde küçük çaplı bir dumur yaşamıştım.. Buraya da geçecektim ama kaynadı arada.. Derken bugün Sabah'taki köşesinde Levent Tüzemen'in aynı şeyleri yazıya döktüğünü gördüm.. Tam bir Galatasaray transfer komedisi.. İbret vesikası olacak bir çalışma.. Sonuç olarak alınan adam hakikaten iyi futbolcu ama gidilen yol yanlış.. Ben sınavlarda saçma sapan yollarla bulunan doğru sonuçlara hep kıl olmuşumdur, bunun da ondan pek farkı yok.. Buyrun,

"Transferin gerçekleşmesinde en büyük pay önce Yunanlılar'ın genç golcüsü Gekas'a sonra da Galatasaray'ın genç yöneticisi Tunca Hazinedaroğlu'na ait.. İşte; bu transferin hikayesi:
4 Ocak 2008 gecesi Tunca Hazinedaroğlu özel işleri için gittiği Atina'da Yunanlı ortaklarıyla "Durabey" isimli balık restoranında bir araya geldi. Ne tesadüf ki, Galatasaray'ın UEFA Kupası'ndaki rakibi Bayer Leverkusen'in Yunanlı golcüsü Gekas da aynı restorandaydı. Kısa bir süre sonra Gekas da Hazinedaroğu'nun masasına geldi.

Hazinedaroğlu, Gekas'a Galatasaray yöneticisi olduğunu söyleyince futbol sohbeti koyulaştı. Genç yönetici, yıldız oyuncuya büyük umutlarla transfer ettikleri Linderoth'un sezonu kapattığını ve iyi bir ön libero aradıklarını söyleyince masadaki sıcak ortamdan etkilenmiş olan Gekas şu yanıtı verdi:
"Sizin yerinizde olsam hemen bizim milli takımın kaptanı Basinas'ı alırım. Yunanistan'ın sembolüdür ve çok karakterlidir. Avrupa'nın da halen en iyi ön liberosudur. Basinas'ın Mallorca ile sözleşmesi sezon sonu bitiyor. Galatasaray'a da seve seve gelir. Mallorca'dan buraya ailesinin yanına gelmekte zorluk çektiğinden yakınıyordu. Ama Atina ile İstanbul arası çok yakın. Basinas da ailesine bağlı olduğundan artık Atina'ya yakın yerlerde top oynamak istiyor. Üstelik ikimizin de menajerliğini Paul Koutsoliakos yapıyor. İsterseniz hemen Paul'ü arayayım."
Tunca Hazinedaroğlu, Gekas'ın bu sözlerinden etkilenir. Büyük bir heyecanla Londra'da bulunan başkan yardımcısı Adnan Polat'ı telefonla arar ve bilgi verir. Polat da Hazinedaroğlu'na, "Bu işi hemen bitirin. Basinas'ı kaçırmayalım" der. Hazinedaroğlu daha sonra Adnan Sezgin'i arayıp, Adnan Polat'ın talimatını aktarır. Gekas da ortak menajerleri Koutsoliakos'i arayıp Galatasaray'ın Basinas'ı istediğini söyler."


Levent Tüzemen arada Özhan Canaydın'a saydırır ama sağlam adamlarındandır kendisinin.. Seçim zamanı yaklaşınca ortaya çıkar bu.. Bakın yine şubat gelsin, Levent Tüzemen'deki değişimi göreceğiz burada.. Yani, bu haberin yanlış olma ihtimali bence çok düşük.. Ki Tüzemen rahatlıkla canlı yayında açıklayıp köşesinde yazabiliyor.. Rakip futbolcunun önerisiyle futbolcu alır hale gelen bir takım oldu Galatasaray.. Sonra bu kadar çok hoca ve oyuncu değişikliğine şaşırıyorlar.. Niye şaşırıyosunuz lan?

Australian Open 2008


Bunu da kaçırdık.. TSİ dün gece başladı.. Güzel maçlar olmuş.. Erkeklerde büyük sürpriz olarak bir tek Andy Murray'nin elenmesi var ilk turda.. Bayanlarda dün gece Jelena Jankovic'le Tamira Paszek'in maçına baktım gözucuyla.. Bu Tamira denen hatun daha önce de önemli isimleri yenmiş, bilmiyordum.. İzlediğim bölümdeki oyununu izlerken acı çektim ama ben.. Bu kadar vasat teknikli, servis atamayan birine yenilse Jankovic üzülürdüm.. Bu hatun nasıl sürprizler yaptı daha önce bilmiyorum ama 17 yaşında olmasına rağmen o teknik ve memelerle iş çıkmaz diyorum ben.. Daha dikkatli izlemek lazım daha sonra..

Erkekler ana tablo fena değil.. Şimdi çeyrek final adaylarımı falan yazacağım ama o kadar boşa konuşacağım ki.. Başka bir şey söyleyeyim ben size.. Roger Federer'in turnuva başlamadan şampiyonluğuna bahis şirketleri 1.50 veriyor.. Bundan daha abuk bir şey olabilir mi? Bu şu demek.. Roger Federer'in turnuvada oynayacağı 7 maçın oranları çarpımı 1.50'yi geçmemeli.. Komik, anlamsız.. Federer'in erkekler tenisini taşıdığı boyut işte burası.. Sonra gel de şurdan bu gelir, burdan da bu diye yorum yap.. Gerek mi var kardeşim? Zevk mi bıraktı adamda herif.. Eheh..

Novak Djokovic'in bölgede biraz sıkıntı var.. Çeyrek final yolunda son zamanlarda oyununu olgunlaştıran Lleyton Hewitt ve Marcos Baghdatis var.. Bence sorun yaşamaz ama biraz zorlandığı kısımlar olabilir.. Nadal'ın olduğu kısımda bu zeminde her zaman bir sürpriz beklerim.. Nalbandian çeyrek final için bence çok avantajlı.. Keza Fernando Gonzalez de.. Richard GasQuet de zorlansa da bence en az çeyrek görecek.. Nikolay Davydenko'nun bölgede de sıkıntı olabilir.. Wawrinka'dan her zaman beklerim bir şeyler.. Andy Roddick de ağır çeyrek adayı bence..

2007'nin ikinci yarısından beri pek iyi takip ettiğim, oyuncuların form durumlarını iyi bildiğim söylenemez.. Ben de merak ediyorum o yüzden neler olacak bu turnuvada.. Dikkatle izleyeceğiz.. Burada skor veremeyeceğim kusura bakmayın.. 128 adamdan say say bitmez zira, kotayı doldurmayalım boş yere..

Saga Insurance Masters 2008


Yine kaçırdık iyi mi.. Açılış maçında UK Championship 2007 finalinden Ronnie ve Maguire oynamış.. 4-1 geriye düştüğü maçta 5-5'i yakalamış Ronnie.. Decider'da da avantajı yakalamışken sanıyorum çok basit bir maviyi kaçırarak maçı hediye etmiş Maguire'a.. Çok şaşırmadım da üzüldüm.. Ronnie'siz anlamsızlaşıyor bu meret..

İlk tur şu şekilde

Ronnie O'Sullivan 5-6 Stephen Maguire

Stephen Hendry - Mark Selby

Ken Doherty - Mark Williams

Shaun Murphy 6-3 Allister Carter

Graeme Dott - Stephen Lee

Peter Ebdon - Ryan Day

Neil Robertson - Marco Fu

John Higgins - Ding Junhui

13 Oca 2008

Banvitspor: 77 Galatasaray Cafe Crown: 80


Foto: NTVSpor.Net

Heyecanlı, güzel maç oldu.. Mücadele de üst seviyeydi.. Galatasaray'la ilgili yine söyleyeceğim tek bir şey var.. Hücumdaki performansını beğenmiyorum Murat hocanın ama savunmada çıkardığı iş hakikaten harikulade.. Galatasaray takımı oturttuğundan beri çok açık ve net bir şekilde söylüyorum, Euroleague seviyesinde savunma yapıyor.. Bugün çok kolay basketler yediler oyuncu kaçırma hatalarından kaynaklanan ama fazla önemli değil.. Banvit'i de kendi evinde ortamalamasının hayli altında tutmayı başardı Galatasaray.. Bazı çok basit hatalara rağmen genel savunma çok iyiydi.. Birinci amacı iyi savunma yapmak olan takımların geneliin yaşadığı bir sorundur hücumda sıkıntı yaşamak.. Zaten ikisini birden iyi yaptığınızda basketbolüstü bir takım olursunuz.. Bu açıdan Murat Özyer belki de çok eleştirilmemeli işin hücum kısmında ama yine de insan statik şutörler için hazırlanmış, onları boşa çıkaran bir set görmek istiyor bazen..Bu maçta oynamayan Robert Hite'ı sırf bu nedenle yeteri kadar kullanamıyor Galatasaray.. Savunması elit ve süper statik şutör olan Robert Hite sırf bu tip oyunların yokluğu nedeniyle içeriyi zorlayıp saçma sapan toplar kullanıyor oynadığı maçlarda.. Hite'ı daha iyi kullanmak şart bu maçtan bağımsız bir şey yazmam gerekirse..

Bir de şunu ekleyeyim, takıma ısınmasından itibaren Dee Brown'ın gördüğüm en kötü maçlarından biriydi.. Buna rağmen 16 sayı, 8 asist, 4 rebo var herifte.. Eyvallah..

Son bir şey daha yazacağım, 3. periyodun son hücumunu kullanan Banvitspor'un hücumunda alan savunmasına devam ederek ne yapmak istediğini hala çıkartamadım Murat hocamın.. Büyük hataydı bence..

Önemli galibiyet oldu Beşiktaş'ın ve Fenerbahçe'nin yenildiği haftada.. Ekstra oldu takımın geneli hayli kötü performans gösterse de.. 7-8 hafta sonra değeri daha iyi anlaşılacaktır..

,

NTVSpor ve Ercan Taner


Nihayet açıldı, transferi de patlattılar.. Ercan Taner'i almışlar Digiturk'ten koymuşlar kanala, müthiş.. Bana göre Türkiye'nin en iyi spikeri.. Çoğu insan Murat Kosova ya da Okay Karacan diyecektir eminim ama iş spikerlik olunca kendi üslubuyla, nevi şahsına münhasır telaffuzlarıyla Ercan Taner 1 numaradır.. Asıl işi spikerliktir zira, işin mutfağında neler yaptığını ayrıntıyla bilmiyorum ama bendeki intiba bu şekilde.. O yüzden tamamen oraya kanalize olduğundan belki bana müthiş gelmektedir.. Yıllardır dinleyemiyorduk ondan Avrupa maçlarını, büyük keyif olacak.. İyice düşen TSL kalitesi içinde fazla değerli kalıyordu zaten, takılsın başkaları artık Lig TV'de.. Ercan Taner son zamanlarda insanlar arasında yayılmaya başlayan "Spiker dediğin futbolu iyi bilmelidir, dünya futbolunu takip etmelidir.." düşüncesinin de dışında kalmayı başarıp efsane olmuş bir adam olmasıyla ayrıca değerlidir gözümde.. Ercan Taner'in futbolu ne kadar bildiğini ya da Avrupa Liglerini ne kadar takip ettiğini de bilmiyorum ama bunca yıldır ondan maç dinlemiş ve çeşitli yerlerde maçlar dışında izlemiş biri olarak dünya futboluna dair tespitlerini duymuş değilim, belki öyledir, belki en az Murat Kosova kadar biliyordur Premier League'i, ama spikerliğinde bunu göstermiyor, önemli olan o.. Zira iyi bir futbol spikerinin futbolu süper bilmek, her şeyi takip etmek gibi birincil bir amacı hiçbir zaman olmamıştır bence.. Bu yine Murat Kosova, Güntekin Onay, Okay Karacan gibilerinin değerini mi düşürüyor? Hayır, combo elemanlar olarak belki onlar çok daha değerliler..(Kişisel sevgim de özellikle Murat ve Okay babalar başta olmak üzere çok daha fazladır kendilerine) Ama Ercan Taner de en az o 3'ü kadar iyi anlatıyor futbolu, ruh katıyor maça.. Bu kadar şey saydım Ercan Taner sevgimden ne diyeceğimi unutuyordum az daha.. Keşke NTV yeni spor kanalıyla futbola bu yatırımı yapıp, Ercan Taner'i getirip bam diye ortaya çakarken NBA ve Türkiye Basketbol Ligi'ne de o özeni gösterseydi.. Murat Murathanoğlu ve Yiğiter Uluğ elden kaçmasa, hayat bayram olmaya devam etseydi NBAseverler için de.. Utah maçlarında çileden çıkıyorduk Murat babayla ama öyle bile yetiyordu adam.. Futbolda en iyilerden birini getirip koydun ama NBA ve basketbolda da en iyiyi kaçırdın, ee sonuç? (Edit: Ulan yine edit çakıyorum unuta unuta bi hal oldum, e bunlar Okay babayı da kaçırmadılar mı, pes bana.. Yani 2 top class adamı kaçırıp 1 adam getirdin, bu kadarla gözümüzü boyayamazsın sevgili NTV..)

Umuyorum Kablo TV'ye de girer NTVSpor, daha çok insan izleme fırsatına sahip olur bu kanalı.. e2'yi bile kabloya dahil etmemiş adamlara boşa konuşuyoruz tabi ama olsun, fazla çağrıdan zarar gelmez..

12 Oca 2008

Angelos Basinas Galatasaray'da


Hayırlı olsun.. Fenerbahçe'ye Kadıköy'de 30 metreden çakan arkadaş bu.. Güzel adam yani eheh.. Fazıl Ünverdi UltrAslan'da geldi demiş, başka yerlerden de kesin geldi söylemleri yayılıyor.. Gönül rahatlığıyla koyuyorum o yüzden buraya, yakında resmi açıklama da yapılır heralde.. Bi yerimde patlamaması umuduyla..

Bekobfl.Com


Neden adam olamayacağımızın kanıtlarından biri bu da.. Amacım başlayan yeni bir oyunu size haber vermek değil.. Bu da ESPN Fast Break ya da Euroleague Fantasy'nin çakması olmaktan ileriye gidemeyecek bir oyundur nasıl olsa eminim, hiç bakmadan söylüyorum.. NTVMSNBC'nin Fantezi Futbol'unun çakmalığı gibi.. Aklıma takılan, komik gelen başka bir şey, belki dikkatinizi çekmiştir.. Oyunun adı Beko Fantezi Basketbol Ligi.. Güzelce kısaltalım Beko'yu öne çıkararak, bir domain ismi bulalım demişler.. Beko + oyunun baş harflerinde karar kılmışlar.. Mantıklı, reklamı edilen markayı da öne çıkarıyor, oyuna da akılda kalan bir kısayol oluyor.. Peki uygulama? Eyvah.. bekofbl.com.. Yandılar, ne yapacaklar? F ve B hiç yan yana gelir mi böyle tarafsız bir uygulamada.. Beko'nun alacağı tepkileri düşünemiyoruz zira.. Hemen bir harf değişikliği, oldu mu sana bekobfl.com.. Harikulade.. Kimseyi rahatsız etmeden multi başarı.. Oyunumuz hayırlı olsun..

Eleştirilerim böyle düşünen oyun sahiplerine değil.. Bilakis onları böyle düşündürmek zorunda bırakan hastalıklı anlayışa.. Çünkü, açık açık, oyunun adıyla alakası olmadığı halde bekofbl'yi orada görünce neden bekofbl de bekogsl değil diyecek canlılar mevcut bu ülkede.. Tarafsız bir oluşumda gs, bjk, fb gibi harflerin şans eseri bir şekilde yan yana gelme şansı yok Türkiye'de.. Akla gelen tek şey var çünkü, "Ya tepki alırsak?" İşin kötüsü de, dediğim gibi tepki aldıkları için böyle düşünüyorlar.. Sonra gelmişsin şu ortamda tribün terörünü, küfürü, holiganizmi bitirelim ayağı çekiyorsun.. Bitmez kardeşim bitmez.. Ha bitsin mi hepsi? Tertemiz mi olsun ortalık? Bence o da olmasın ama konu da o değil zaten şu ortamda..

,

Middlesbrough 1-1 Liverpool


Bugün de canım Pool izlemek istedi, yine Fox TV'nin dandik spikerlerine ve Boro'ya kaldık.. İstemez olaydı.. 90 dakika 1st Division'a yakışmayan kişiliksiz bir futbol.. Öyle ki ilk yarının sonlarına doğru gazete okumayı tercih ettim maçın karşısında..

Boro bildik Boro.. Bugün Woodgate sakatlıktan, Arca da cezadan ötürü yoktu.. Woodgate'in yerine oynayan David Wheater zaten İngiltere'nin genç kuşağının en iyi defanslarından bence.. Eksikliğini hissetmediler.. Arca da orta sahaya dönüşüyle Boro'nun vasatı bulmasını sağlayan adamdı.. Boateng de, o kadar teknik olmasa da yerini doldurabilecek çapta bir adam.. Değişmez 11 oyuncularındandı geçtiğimiz dönemlerinde Boro'nun.. Neyse.. Dediğim gibi defansın ve orta sahanın ortasında sağlamlar.. Bekler çok özellikli olmasa da idare ediyor ve belli bir istikrarları var.. Downing zaten süper.. Tuncay ve Aliadiere de idare edince ileride pek sorun kalmadı Boro'da.. Özellikli bir takım değiller ama kimi zaman vasatın üstüne çıkabilen tipik bir EPL takımı olmaya başladılar yavaştan.. Gerisi Gareth Southgate kovulunca ya da olgunlaşmaya başlayınca gelir.. Adam daha 37 yaşında, kendisine iyi baksa, hadi onu bırak oynamayı istese şu anda yeşil sahalarda top tepiyor olurdu Tugay gibi.. O yüzden çok eleştirmenin bence anlamı yok, ama daha en az bir 5 sene pişmesi gerekiyor.. Ancak 2-3 yıl içinde ondan adam olup olmayacağı ortaya çıkar derim ben.. Bir de söylemem lazım, Tuncay'ın yaptığı gereksiz koşular sanırım takımı da etkiliyor, o kadar verimsiz koşular yapıp yordular ki bugün kendilerini 60-65'ten sonra anormal düştü Boro orta sahası.. Golün gelişinde de zaten orta sahadaki büyük boşluk Torres'in topu rahat rahat sürmesini sağladı.. Tuncay tamam kendisini sallamayıp anlamsız koşularıyla belki maç başına 2-3 km fazla koşuyor ama bunun takımın geneline sirayet etmesini önlemeliler yani, gitmez böyle..

Liverpool'un işi tam Allah'a kalmış.. Bir büyük EPL takımı nasıl şöyle bir 90 dakika çıkarır anlamak zor.. Benitez maçtan sonra "Hayal kırıklığı yaşadım.." diyor.. Neyin hayal kırıklığıysa.. Bir de Pool'un maça çok iyi başladığını ama sonra kontrolü kaybettiklerini iddia etmiş.. Başka maçsa kastettiği bilemem de bu maçta iyi falan başlamadı Liverpool.. İyi oynadığı 10 dakikalık bir periyot bulana helal olsun derim, ben bulamadım.. Gazete okuduğum dönemde olmuş olabilir mi? Sanmıyorum, kulaklarım sağlamdır.. Voronin'lerle, Benayoun'larla, Mascherano'larla olacak iş değil bu.. Sen doldurursan özelliksiz adamları takıma, oynadığın top da özelliksiz olacak çoğu maçta.. Torres müthiş bir gol çakmasa uzaktan gol atmaya mecali yoktu Liverpool'un.. 1-1'i yaptılar, sonra Hyppia kornerden kafayı falan da çakıyordu bi pozisyonda da, ne olacak ki? Atsalar, yenseler nolurdu şu maçı.. Nereye kadar giderdi? Gideceği bir yer yok Liverpool'un bu futbolla.. Benitez son günlerini yaşıyor bence.. En büyük ihtisas alanı olan CL'deki sonuçlar beklenir mi bilemem ama Benitez'in kalabileceği maksimum süre CL'den elendikleri günün süresidir, bence.. CL'yi alırlar mı? Vallahi hiçbir şey diyemem o konuda Rafael Benitez söz konusu oldu mu ama EPL'de böyle saçma sapan top oynamaya devam edeceklerini rahatlıkla söyleyebilirim.. Övülmesi gereken bir şey var yalnız onlarda da.. Alvaro "Nereye koyarsan oynarım abi" Arbeloa ilk geldiğinde nereden çıktı lan bu, İspanyol kontenjanı dolduracak heralde dediğim bir adamdı.. Oynadığı her maç istikrarını koruyan ender adamlardan biri Liverpool'da.. İyi kazançmış..

Dakika 80 civarı "Bombacının itirafları.." diye başlayıp 1 dakika boyunca arka arkaya 10 haber sayan kifayetsiz FOX TV spikerineyse artık bir şey diyemiyorum.. Verkaç sözcüğünden nefret ettirdiler, bir de bu haber uyarılarıyla artık doruklarda geziniyorlar.. Taramalı gibi saydıktan sonra haberleri bir an sinir içinde güldüğümü ve bu adamların saçmalamalarından salakça bir keyif aldığımı farkettim.. Mazoşist duygularımı su üstüne çıkarıyorlar, korkmaya başladım.. Ama televizyonu kısmak yok, inadına sesli izleyeceğim FOX TV'yi.. Deney faresiyiz, deney..

Transfer, transfer, transfer


-Juventus'un Rafael Van Der Vaart'a olan ilgisini bilmeyen kalmadı.. Gerçi göbeğe istemedikleri de kalmadı ya.. Tiago sağlam patladı bir taraflarında.. Van Der Vaart olayı da Türkiye'deki bazı transferlere dönüyor yavaş yavaş.. Kulüp yöneticilerinin karşılıklı alakasız açıklamalarından sonra işin içine bir de Van Der Vaart'ın çelişkili açıklamaları girince ben bir bok anlamadım bu işten.. Ranieri istiyor, Hamburg satmak istiyor mu istemiyor mu belli değil.. Van Der Vaart ne istiyor o hiç belli değil.. Bir yerde "Kendimi Juventus'ta hayal ediyorum..", başka bir yerde "Juve'nin bir teklif olmadı, iletişimimiz yok.." açıklamaları.. Tamam, aslında çok çelişkili sayılmaz ama Juve'nin Hamburg'a teklif yaptığı da biliniyor artık herkes tarafından.. Anlamadım ben, olmayacak heralde..

Juve transferin hararetli kulüplerinden dünyada.. İcraat pek yok şimdilik ama sallama bol.. Sarmadıkları defansif ve ofansif orta saha kalmadı.. Taa Flamini'ye kadar uzandılar utanmadan.. Bir yandan da Mellberg istiyorlar.. Burada da Aston Villa satmıyoruz vs. diyor.. Kime el atsalar bir şanssızlık var.. O'Neill da kalmasını istiyor anladığım kadarıyla.. Güzel adam tabii.. Bir de Sissoko olayı var bunların, en yakın gibi görünen o aslında şu anda.. Serie A'ya uyar, başarılı da olur o çocuk bana kalırsa.. Tabii ne kadar ödeneceği en önemli konu, onunla birlikte daha çok üzerine konuşulacak bir transfer olur Sissoko da..

-Inter Maniche'yi alıyormuş? Ne gerek vardı lan?..

-Newcastle'ın hoca arayışları da dolu dizgin başladı Allardyce'ın gidişiyle.. Önce bir David Moyes'e sarktılar, başkan Bill Kenwright almayayım aklınızı, adam olun çekti Newcastle'a, şimdi de Harry Redknapp tırtıklıyorlar.. Amcamın gönlü var mıdır bilmem de bence otursun oturduğu yerde..

-Jens Lehmann eski takımı Dortmund'un teklifini "Çok isterdim ama özel nedenlerden dolayı şu anda mümkün değil.." diyerek kibarca geri çevirmiş.. Nedir acaba o özel nedenler?

-Frederic Kanoute komedi bir açıklama yapmış, onu da geçmezsem olmaz buraya.. Eski hocası, kendisinin matlaşan rengini parlatan, cilalayan adam Juande Ramos eski kulübüne gidince "ahh keşkem ben de tekrar EPL'ye, Spurs'ün oralara uğrayabilsem.." demiş.. Ulan oynadın işte orada yıllarca, bir baltaya sap olamadın.. Gitmişsin, yerini bulmuşsun, ligin özelliklerine senin özelliklerin güzel gitmiş.. Oturmuşsun, değerini bulmuşsun kendi çapında.. Ne diye 30'undan sonra gereksiz heyecanlar içine girersin?

Anlamıyorum ben bu adamları..

11 Oca 2008

Lucarelli geliyor


Bizim sportif direktör açıklamış, nihayet geliyor sanırım.. Burada pek Parma yazmadım, zira yazasım yok hiç.. Çok tepkiliyim bizimkilere eheh.. Lucarelli kiralık geliyor ama sene sonunda alma opsiyonu Parma'da olacak ilk olarak.. Araya başka takımın girmesine bile izin yok bildiğim kadarıyla.. Ona bonservis parasını çıkaracaklarını tahmin ederek güzel oldu diyorum.. Forvet hattı Corradi ve Lucarelli'den oluşacak artık.. Corradi takozun Allah'ıdır ama target striker'ın kalan son gerçek örneklerindendir.. Fazla güçlü.. Yanına Lucarelli'nin de gelmesiyle İtalyan stoperlerin çekmeye başladığı yusufları ben Türkiye'den duyar hale geldim..

Aslında elde kaliteli oyuncular var.. Tecrübeli Ferdinand Coly, Daniele Dessena, Luca Cigarini, Andrea Pisanu.. Güzel çocuklar bunlar.. Bir de asıl Reginaldo var çok beğendiğim, fabrikanın son ürünü olacak bu da bizde yetişmemesine rağmen.. Şu anda Parma'nın parlayan en büyük elması bu çocuk bence Cigarini'yle beraber.. Corradi'nin yanına Lucarelli'nin gelişiyle tek forvetli sistemi bırakacak mecburen Parma.. Reginaldo'yu Corradi'nin arkasındaki 3'lü hattın sağından getiriyordu genelde Domenico Di Carlo.. Şimdi muhtemelen 4-4-2'ye dönüp Reginaldo'yu tam anlamıyla sağ açığa çekecek.. Kaldırır mı? Sol açık bile oynar aslan parçası bence.. Bu yeni kadroyla beraber biraz daha baskılı oynamaya başlaması gerekiyor Parma'nın.. Corradi, Lucarelli, Reginaldo üçlüsünün arkasındaki Cigarini, Dessena gibi gençlerle vasatın üstünü yakalayabilecek konuma geldi sanırım kadro.. Di Carlo bunu ne kadar becerebilir onu bilmiyorum ama umutlandım işte ben yine kendi çapımda.. Belki bundan sonra daha fazla Parma yazmaya başlarım kim bilir..

Edit: Dandik bir yabancı sitede bonservis de alınacak diye gördüm ama anlamadım işin aslı tam olarak ne.. Açığa çıkar heralde 1-2 güne o da..

30 milyon dolar


Atılacağı 2 haftadır belli olan imza nihayet geldi.. Blues'da oynayacak afacan forvet 2008'de.. Yeni yılda Premier League'i takip etmek için bir neden daha çıktı..

Fiyat 30 milyon dolar.. 20 milyon euro.. 15 milyon pound.. Ne güzel adammışsın be Nicolas..

Ek bilgi olarak hemen şunu veriyim altına, bu adamın değiştirdiği sürüyle takım için kendisinden zarar eden üç takım var.. Real Madrid, PSG ve Manchester City.. Real'in zarar fazla değil, PSG ve City'ninki biraz büyük.. Kar edenler mi? Çok var, içlerinde Fenerbahçe de olmak üzere.. En büyük voleyi vuran? Tabii ki 1 milyon dolara alıp 35 milyon dolara satan Arsenal.. Başında kim var? Arsene Wenger.. Saygılar abi..

10 Oca 2008

Carlos'un bir telefonu yeter


Alaattin Metin'in bugünkü Akşam'daki yazısının başlığı.. İçerik de şöyle..

"Fenerbahçe de transfer yapacaksa elindeki sihirli değneği kullanıp, Carlos’un katkısı, arabuluculuğu ile yapar.. Türkiye’ye gelmesi imkansız gibi görünen bir çok futbolcu Carlos’tan dolayı gelir. Onun bir telefonu, “Gel..” sözü dağları taşları yarar..

Ben biliyorum, birçok dünya yıldızı ile Carlos hergün konuşuyor.. Ya onlar arıyor, ya da Carlos.. Ve hepsi de bir bir evet telefonu ile gelmeye can atıyorlar.."

Hazırda bekliyor bütün dünya yıldızları Fenerbahçe'ye gel demesini Roberto Carlos'un.. Alaattin abi biliyormuş, her gün dünyanın en iyi yıldızlarıyla konuşuyormuş Carlos.. Fotoğrafta da gelmeye can atan Adriano'ya "dur daha değil" yapıyor sanırım Roberto..

Yakında yeni bir yazı yazıp başlığı "Roberto'yla konuştum, haberler iyi.." diye atarsa şaşırmam..

Blogger tarafından desteklenmektedir.