31 Ara 2007

2008


Futbol, basketbol, kısaca spor dolu bir yıl dilerim herkese.. Galatasaray şampiyon, Lakers contender olsun.. Parma malaklıktan kurtulsun, Arsenal treble yapsın..

Herkes mutlu olsun...

2008'de görüşmek üzere..

30 Ara 2007

Holosko, Belluschi, Fenin, Banega


Herkes bir şeyler söylüyor geldiğinden beri.. Kesinlikle Türkiye Liglerindeki en kaliteli forvet olarak duruyordu kendisi.. Fizik kalitesi, hava hakimiyeti, driplingi, gol vuruşları, açık alanda oynayabilmesi.. Oldukça komple bir eleman.. Bobo'yla da tartışmasız bir şekilde en korkutucu forvet ikilisini oluşturacaklar Türkiye'de.. Ama verilen para gerçekten çok.. Özellikle de Beşiktaş gibi mali sıkıntıları olan bir kulüp için.. Helal edeceğini sanıyorum o parayı ama şu durum içinde sıkıntı yaratacaktır.. 6 milyona serbest kalırken 1 milyon için Koray Aycı ve Burak Yılmaz verilmesini de ben anlayamadım ama vardır heralde bir sebebi..

Holosko'nun gelişi en çok Beşiktaş'ın sistemini ve Ertuğrul'u etkiler.. Delgado'yla birlikte bu Bobo ve Holosko'ya sahipken sol ve sağ açık olayından vazgeçmeleri gerekiyor bence.. Holosko da, Bobo da gezen adamlar, kenarları da kullanabiliyorlar.. Delgado'yla birlikte kanatsız üçlü bir orta saha (Tello-Serdar Kurtuluş-Serdar Özkan mesela, ilk aklıma gelen) (Edit: Cisse'yi ülkesine mi gönderdim naptım bilmiyorum ki.. Şuursuzlaşmışım.. Serdar'lardan birini çıkar Cisse'yi koy oraya) uygun bir yapı olabilir Beşiktaş için.. Holosko'nun iyi performans gösterememesi bir tek Ertuğrul'un hücumdaki kısırlığı devam ederse olur bence, onun dışında 2. yarıda 8-9 golden aşağısını atacağını sanmıyorum.. Güzel transfer, fazla para.. Hayırlı olsun..


Adam Olympiakos'a gitmiş yahu.. Habire Porto haberi çıkıyordu ne zaman talip oldular da bitirdiler olayı anlamadım.. Ben bir şeyleri kaçırdım galiba.. Kesin imza sanırım hala yok ama %99 diyorlar.. Bonservisinin %60'ını 6-6.5 milyon euro gibi bir rakama alıyorlar.. Gayet de iyi bir fiyat..

Olympiakos da fazla olmaya başladı yalnız.. Darko Kovacevic, Lomana Lua Lua, Raul Bravo, Luciano Galletti, Julio Cesar, Predrag Djordjevic.. Üzerine Fernando Belluschi.. Yunanistan gibi bir lig için fazla ağır bir kadro.. Chelsea'yle olan CL 1/16 maçları çok süper geçecek.. Chelsea'nin şu andaki formunu sürdürdüğü takdirde pek şansları olacağını sanmıyorum ama daha çok zaman var, işler değişebilir.. Her türlü yusuflattırırlar ama Chelsea'yi..


Bunu da Eintracht Frankfurt aldı.. Fiyat sadece 3.5 milyon euro.. Holosko'nun 5-6 milyonuna normal canım diyenlere duyurmakta sakınca yok.. 20 yaşında ve geleceğin yıldızlarından biri olarak gösteriliyor doğal olarak.. Teplice'deyken yine doğal olarak izleme şansım olmadı, birkaç videosunu izledim, topa pek temiz vuruyor.. Şu anki durumuyla Holosko'dan iyi olduğunu iddia edecek değilim.. Ama şunu iddia edebilirim ki çok büyük Avrupa kulüpleri tarafından sağlam bir şekilde izleniyor.. Arsenal, Juventus, Inter gibi takımlar tarafından.. Yani çok daha fazla bir şekilde gelecek vadediyor ve ederi ortada.. Artık işin muhasebesini kendileri yapsınlar..


Bunu da Valencia bitirmiş.. Koeman artık alır bu wonderkid'i koyar orta sahaya Albelda'nın yerine, takımı gençleştirdim diye övünür de övünür.. Bir de tutarsa aman aman.. 20 kağıt vereceklermiş.. Hakikaten söylendiği gibiyse verilir de, patlarsa birçok vatandaşı gibi ağlarlar çok fena.. Bana yine de çok gibi geldi ama FM'den sempatim vardır, pek de sevimli bir çocuk.. Yaş da 19.. Tutarsa 15 yıl kullanırsın tepe tepe, istersen 5 yıl sonra okutursun da 2 katına.. Eh lazımdı Valencia'ya, hayrını görsünler..

29 Ara 2007

Los Angeles Lakers 2008


Güncel Lakers değerlendirmesi sıcak sıcak, yeni çıktı fırından.. NBA'e ilgi duyanlar, Lakers'ı sevenler buyursun Staples Büfe'ye.. Lakers Türkiye'nin ulusal marşıyla bitireyim,

"Uyanın çocuklar, uyanın
Güzel günler göreceğiz, güneşli günler
Şampiyonluk şarkıları söyleyeceğiz
Etrafı bayraklarla süsleyeceğiz"

28 Ara 2007

Aslantepe ve Fenerbahçe ihalesi


Burada Fenerbahçe'nin daha tam olarak ne olduğu bile belli olmayan ihalesini çıkarmak değil amacım, ama konunun üzerine güzel geldi bu ihale, biraz konunun içine katmanın faydasını görürüz..

Bu yeni adıyla Aslantepe olan Seyrantepe ortaya çıktığında beri başını Fenerbahçeli taraftarların ve Antu'nun çektiği bir topluluk peşkeş nidaları atıyor.. Antu özellikle bu konunun sözcüsü konumunda.. Organize çalıştılar uzun süre, mail kalıpları hazırlandı, bakanlıklara gönderildi.. Antu'daki hukukçular işin kendi çaplarında takipçisi oldular.. Ama işin içine hukuk girdiği halde tek taraflı bakmayı ve haksızca, terbiyesizliğe varan bir şekilde eleştirmeyi bitirmediler.. Peşkeşmiş.. Hangi peşkeş? Devlet onların vergisiyle Galatasaray'a stat yapıyormuş.. Nasıl yaparmış? Beleşe stat.. Galatasaray taraftarı olarak devlet Fenerbahçe'ye bedavaya stat yapsa bu benim de kanıma dokunur.. Ama olay sadece bundan ibaretse dokunur.. Şu andaki durum ne? Peşkeşle, hibeyle, kulüp kalkındırmakla hiçbir alakası yok.. Yapılan iş Galatasaray için tarihinin en önemli ve başarılı hadiselerinden biri mi? Bence öyle.. Ama devlet bu işi yaparken Galatasaray'ı kalkındırma amacında değil.. Sadece kendisini düşünüyor ve inanılmaz kazançlı çıktığını da görüyor.. Yani nedir? Uzun vadede, hatta o kadar uzun vadeye de gerek yok çok kısa bir vadede devlet Galatasaray elinden milyon dolarlar kazanacak.. Verdiklerinin hepsini aldığı gibi sonsuza kadar da almaya devam edecek.. Bu yüzden Toki Başkanı çıkıp bir taşla 32563 kuş vurduk, çok mutluyuz diye açıklama yapıyor.. Hayrına vermiyorlar o stadı Galatasaray'a.. Toki Başkanı da iyi iş yaptığını, devlete para kazandırdığının farkında olduğu için gururlanıyor, Özhan Canaydın'ı sevindirdiği için değil.. Yani sevgili Fenerbahçeli ve Antulular, sizin vergilerinizle yapılacak belki o stat ama devlet sizin vergilerinizle yaptığı o stattan sonra o paranın katmerlisini kazanacak, o kazanılan parayı da yol, su, elektrik olarak almaya devam edeceksin(çok ilkokul oldu bu da canım), nereden geldiğini bile bilmeden belki de..

Yapılan işlem kazan-kazan mantığından öte bir şey değil.. Yani hem devlet kazanıyor, hem Galatasaray.. Bu bağlamda yapılan projenin de çok verimli ve değerli olduğunu söylemek mümkün.. Yoksa devletin parasını sokağa atanları da biliyoruz.. Bakın mesela Ankara'da Eskişehir Yolunda Tekel'e verileceği söylenen ikiz binalar yapılıyordu.. Hala yapılıyor kaldı öyle.. Ne trilyonlar gitti boşa, hesabını soran olmadı.. Bunun gibi ne örnekler var amacına ulaşmayan..

Devlet Galatasaray'a stat verirken ne yapıyor? Diyor ki sana şehir dışından bir arazi verelim, oraya da stat yapalım.. Ama sen Mecidiyeköy'deki haklarından vazgeç ve bana devret.. Oraya yapılacak yapıdan sana bir süre belli bir pay veririz, sonra onu da vermeyiz.. Orası benim olur.. Senin de yeni bir arazide stadın olur.. Bunun neresi yanlıştır diye düşünüyorum, bulamıyorum.. Mecidiyeköy'deki arazinin o boş haliyle Türkiye'nin en değerli mekanlarından biri olduğu da ortadayken.. Burada şöyle bir geyik var bazı taraftarlar arasında yapılan.. O güzelim arazi bırakılır mıymış? Hakikaten normalde bırakılmaz, bırakan da takımı satar.. Ama normal değil işte, sorun orada.. Devlet o arazilere spor tesisi dışında hiçbir şeyin yapılmasına izin vermiyor.. Elinde Mecidiyeköy varmış, ne olacak.. Engel var yapamıyorsun bir şey.. Satamıyorsun da, üstünde kullanım hakkın var sadece.. Ne yapsın Galatasaray öyle değerli araziyi.. Şimdi yeni bir kanun çıkacak.. O statlar tapusuyla beraber kulüplerin olacak, onu iyi araştırmak lazım.. O devirden sonra da spor amaçlı tesisten başka bir şey yapmama durumu devam edecek mi? Ya da tapu kulüplere geçtiği için oraları satabilme hakkına sahip olabilecek mi? Onlar da önemli.. Yine de şu anki aşamada yapılan iş bence mantıklı..


Galatasaray kullanamayacağı araziden çok daha değersizine ama büyüğüne geçerek ne kazandı?

1-Bedavaya 200 milyon dolarlık bir stadyum sahibi olacak.. Yapılacak iş, maketlerden ve hazırlanan animasyonlardan görüldüğü kadarıyla Avrupa çapında olacak ve Türkiye'nin de en iyi stadyumu ünvanını alacak..

2-Eski arazisine yeniden stadyum yapmayı düşünse arazinin küçüklüğü nedeniyle yapılacak iş en fazla 40 binlik olabilecekken şimdi 52500 kişilik bir stadyumda oynayabilecek Galatasaray..

3-Bu üst kullanım hakkı sayesinde devlete 49 yıllığına ödenecek olan 60 milyondan fazla bir para da yine Galatasaray'ın cebine kalacak.. 200+60 oldu para.. Yani, nereden bakarsanız 300 milyon dolarlık bir hesap var ortada.. Bu Galatasaray'ın hanesine yazılıyor.. Ama aslında Galatasaray'ın kaybettiği değer çok daha büyük, orası doğru.. Ama o değer de kullanılabilen bir değer değil.. Böylece Galatasaray kullanamadığı çok değerli araziden çıkıp devlete burayı sen kullan babacım, helali hoş olsun diyor.. Devlet de ooo ben bu işten acayip karlı çıkıyorum, o zaman sana şurdaki stat da helaldir diyor.. Bence mükemmel bir alışveriş.. Etik yönden tek bir laf bile edilmemesi gerekir buna ama fanatiklik bazen kör ediyor gözleri..

Fenerbahçelilerin şöyle haklı olduğu bir konu var.. Galatasaray'ın üst kullanım hakkına sahip olduğu Ali Sami Yen'de kiraları zamanında ödemediği ve kullanım hakkının bu nedenle sona erdiğine dair haberler çıktı gazetelerde.. Gerçek midir? Bilmiyorum, kontrat önüme gelmedi, ama gerçek olduğunu düşünüyorum.. Ne diyor rakip takım taraftarları? Ali Sami Yen Galatasaray'ın elinden çıkmalıydı.. Burada haklı olabilirler.. Ama çıksa ne olacaktı sormak isterim.. Diyelim ortada Aslantepe gibi bir proje yoktu, Galatasaray da mali açıdan sıkıntılı günler geçiriyor, kirayı ödeyememiş.. Devlet Galatasaray'a hadi çık bakalım buradan deme hakkını elde etmiş.. Ne olacaktı? Yıllardır orada oynayan, adeta Galatasaray'ın evi konumuna gelen yeri Galatasaray tekrar almayacak mıydı? Ya da Fenerbahçeli, Beşiktaşlı yöneticiler gelip kendileri mi kiralayacaktı statı? Yıllarını, tarihini orada geçirmiş Galatasaray'ın bir aksaklık yüzünden elinden alınıp stad hadi bakalım evine mi denecekti? Yooo, Galatasaray yine orayı alacaktı.. Akitlerde karşılıklı iyi niyet olduğu vakit bazı şeyler mazur görülür.. En basit akitlerde bile.. Ev kiralarken bile 2 ay zor durumda kaldığınız vakit kirayı ödeyemezseniz ev sahibi durumu mazur görür, iyi niyet gösterir.. Bir evde kiracı olduğunuzu düşünün, yıllardır oturuyorsunuz, hiçbir sorun yaşamıyorsunuz.. Çok da iyi ilişkileriniz var ev sahibiyle.. Daha sonra mali sıkıntı yaşıyorsunuz ve 2 ay yatıramadınız kirayı, sözleşmede de üst üste 2 ay yatmayan kirada ev sahibinin kiracıyı evden çıkarma hakkı var.. Ev sahibi bunu yapsa gözünüzde nasıl olur? İyi niyet göstermemiş olur bence.. Ülke ekonomisine bu kadar katkı yapmış kulüplerin 1-2 ay kira ödemedikleri için evlerinden devlet eliyle atılacağını mı düşünüyordu gerçekten insanlar onu anlamıyorum ben.. Üzerinde Galatasaray'ın evi olan araziyi başkalarının yiyebileceğini mi düşünüyorlardı?..

Neyse, bu asıl önemli olan konu değil.. Peşkeş derken diğer takım taraftarları bunun dışında söylüyorlar, insana dokunan o.. Peşkeş meşkeş değil bu, bildiğin kazan-kazan durumu.. Ve devletin kazancı uzun vadede Galatasaray'ın kazancını kat kat sollayacak..

Galatasaray için şöyle güzel bir durum var.. Stat yapılan yeni yer, yani Aslantepe öyle çok da kötü bir yerde değil.. Kimle konuşsam o arazinin de 15-20 yıl içinde fazlasıyla değerleneceğini söylüyor.. Umutsuz olmaya gerek yok yani, ah vah Mecidiyeköy'den çıktık demeye de.. Zaten yapamıyorsunuz üstüne başka bi şey, altınızda altın ambarı var ama altını çıkarmanıza izin yok.. Öyle ambarı ne yapayım ben?

Durumla birlikte son 1-2 günde Fenerbahçe'ye verilecek olan arazi ve üstüne yapılacak salonla ilgili bir konu çıktı.. Buraya alışveriş merkezinin yapılacağı söylentisiyle büyük kıyak, hibe vs. söylentileri çıktı.. Olayın hibe olmadığı anlaşıldı da, yine de garip işler dönüyor orada da.. İşin en üzücü ve komik tarafı, ortada bir hibe varsa Galatasaray'a Aslantepe'de yapılandan sonra kendi kulüplerinin de böyle bir hakka sahip olacağını düşünüyor bazı kendini bilmezler.. Yukarıda anlattıklarımda bir hibe ya da tek taraflı bir çıkar var mı onu bir daha iyi okusunlar derim.. Tamam ihale açılmış, Fenerbahçe kazanmış, uzun süreli yap-işlet-devret tarzıyla orada işler yapacak.. Ama Vatan'da okudum geçen gün, muhabir Kadıköy Belediye Başkanı'yla telefonda konuşmuş.. Başkan'ın verdiği cevaplar garip.. Haberi aynen alıntı yaparak koyuyorum buraya Vatan'dan.. Telefon konuşması şeklinde..

"Sayın Başkan iyi günler. İhale Resmi Gazete’de yayınlandı mı? Biz araştırdık, Resmi Gazete’de Kadıköy Belediyesi ile ilgili sadece Kozyatağı’na Belediye Hizmet Binası yapımı ihalesine rastladık. Ataşehir’deki bu ihaleye ilişkin bir duyuruya rastlamadık.

- Hayır. Resmi Gazete’de yayınlanmadı.

* Peki hangi gazetede yayınlandı?

- Bildiğim kadarıyla Bursa’da bir gazetede yayınlandı. Bir de İstanbul’da bir gazetede yayınlanmış olması gerekiyor. Ama hangi gazete olduğunu bilmiyorum. Yarın sabah arayın o gazeteyi söyleyeyim.

* Bursa’daki gazetenin adı ne?

- Bursa Gazetesi olabilir. Bursa Olay da olabilir. Tam net hatırlamıyorum.

* Neden İstanbul’daki gazetelerde yayınlanmıyor da Bursa’daki gazetelerde yayınlanıyor?

- Buna biz değil, Basın İlan Kurumu karar veriyor. Onlar Bursa’da yayınlanmasını uygun görmüşler.

* Fenerbahçe ihaleyi hangi şartlarda kazandı?

- İhaleye tek katılım oldu. Spor tesisi inşası olduğu için yatırımcılara cazip gelmiyor. Sadece Fenerbahçe katıldı. Biz de ihaleyi sonuçlandırdık.

*Hangi şartlarda verdiniz?

- Yıllık 305 bin YTL kira alacağız. Bu kira her yıl Maliye Bakanlığı’nın belirlediği Yeniden Değerlenme Oranı tutarında artacak. Ayrıca tesis faaliyete geçtikten sonra ticari ünitelerden de yüzde 1 pay alacağız.

* Yanlışlık olmasın diye tekrar soruyorum: Payınız cirodan mı, kardan mı?

- Cirodan. Geçmişte kardan yaptığımız anlaşmalar olmuştu. Belediye olarak biz bu işten zararlı çıkmıştık. Onun için cirodan yapıyoruz.

* Alışveriş merkezinden bahsediliyor. Bu kira ve ciro payı az değil mi?

- Bizim onlara verdiğimiz projede alışveriş merkezi yoktu. Altta dükkanlar olacaktı. Ama burada spor malzemeleri satılacaktı. Alışveriş merkezi yoktu. İhale sözleşmesinde belirtilen imar durumunda değişiklik yapılabilmesi için bizden izin alınması gerekiyor.

* Peki alışveriş merkezine izin verecek misiniz?

- Niye vermeyelim? Yapılacak proje sayesinde bizim gelirimiz artacak. Cironun yüzde 1’i belediyeye geçecek. Böyle bir durumda biz de kazançlı çıkacağız. Vermememiz için bir sebep var mı?"


Şimdi burası ilginç tabii.. Hadi ihale ilanını falan geçiyorum ama alışveriş merkezi yapmak için böyle bir kılıfına uydurma yoluna gidecekse Fenerbahçe bu tamamen kabul edilemez.. Dediğim gibi bu tip arazilere spor amaçtı tesis dışında bir şey yapamıyor kulüpler ve bence bu doğru bir uygulama.. Hıncal'ın ağzına sakız ettiği işte Galatasaray hem Mecidiyeköy'de kalacaktı, hem Seyrantepe'ye geçecek, oraya stat, salon, alışveriş merkezi ve çok katlı lüks inşaatlar yapıp paralar kazanacaktı zihniyeti tamamen hastalıklı ve terbiyesiz fikirler ürünüdür.. Yapılan hareket o olsa kesinlikle haksızlık derdim ben de, ama değil.. Belki iş ona doğru gidiyordu ama diğer kulüp yöneticileri araya girdi ve olmadı.. Haklarıdır, doğru yapmışlar.. Kimseye yedirmezler zaten öyle bir şeyi.. Devletin sadece takım kalkındırmak için yapacağı kıyaklar tamamen zarar verir zira ülke futboluna.. Bu anlamda o araziye yapılacak olan alışveriş merkezi de tamamen amaç dışı olacaktır.. İhalenin mecburiyetten spor tesisi amaçlı olarak açılıp daha sonra özel belediye izniyle kılıfına uydurulacağı zannediliyorsa da yemezler diyeyim ona.. Sonuç olarak iş ortaya çıktı, bundan sonra o alışveriş merkezini yaptıracaklarını sanmıyorum.. Fenerbahçe Galatasaray'a bir sürü zorluk çıkarmışken şu ortamda o alışveriş merkezini oraya dikip parasını da kazanırsa gerçi hiçbir şey diyemem.. Bir tarafta ensesine vur lokmasını al Canaydın, diğer tarafta Yıldırım.. Ama bir şekilde deşifre olmuş bu işten sonra artık yapılabileceğini sanmıyorum o yapının.. Alışveriş merkezi dışındaki bütün işler Fenerbahçe'ye helaldir ama.. Onlar değerli arazilerinden çıkıp devlete yaptırmayı seçmeyip kendi güçlerini kullanmayı seçiyorlar stat ve salonlarını inşa ederken, bu da saygı duyulması ve hakkı verilmesi gereken bir konu.. Ama Galatasaray ne yazık ki o açıdan güçsüz.. Bir şeyleri elde edebilmek, işleri tersine çevirmek için elindekinden feragat etmesi gerekiyordu.. Böyle oldu..

Sonuç olarak, Aslantepe güzel projedir.. Emeği geçenleri tebrik eder, sonu ne olacak diye merak içinde beklerim..

27 Ara 2007

,

Yaşar Yalçın

Fotosunu bulamadım abinin, koyamıyorum.. Şu alemin gördüğü en kolpa Galatasaray muhabirlerinden biridir.. Süleyman Rodop'la yarışsalar galibi fotofiniş bile belirleyemez, öyle kafa kafayalar.. Bugün yazdığı haberde Kalli'yle ilgili Galatasaray yönetiminin toplantısında neler konuşulduğu var..

"Alman teknik adamın Fenerbahçe maçında Sabri'yi sağ bek oynatması yöneticilerin dert yandığı en önemli konu olurken, eleştirileri Adnan Polat yanıtladı."


1-Galatasaray yöneticileri Sabri'nin Fenerbahçe maçında hangi mevkiide oynadığını bilemeyecek kadar aptal ve idiyot değiller Yaşar'ım Yalçın'ım..

2-Toplantıda ön libero olarak oynatılması yanlış dense, bunun sana böyle aksetme şansı maalesef yok.. Olsa bile kasıt vardır işin içinde, o da imkansız..

3-Sen daha takip ettiğin kulübün Türkiye'nin en önemli derby'sinde nasıl oynadığını bilmiyorsun, burada Galatasaray insider'ıyım ayağındasın..

Yani, Yaşar Yalçın'ın toplantıda olduğu falan yok, oturup kafasında haber yazıyor.. Kalli nasıl eleştirilmiş olabilir acaba diyor.. Hemen aklına Sabri konusundaki eleştiriler geliyor.. Aha tamam onu sakız edersek işin içinden çıkabiliriz diyor..
Şiddetle takip edilesi adamlardan biridir bu Yaşar Yalçın.. Bugüne kadarki sıkışlarını buraya yazsak burdan Çin Seddi'ne uzanırız.. Yakında Esat Yılmaer seviyesine çıkacaklar Süleyman abimle, ondan korkuyorum..

Ters manyel adamı Hıncal


Baba yine coşmuş.. Saydırırım, spor yazmasın derim.. Zira gerçekten teknik ve taktik yönden hiçbir spor dalından anlamaz.. Atletizm'i saymazsak.. Ama ne yazsa okurum, bende bir bağımlılığı vardır.. Saçmalamalarından bile büyük zevk alıyorum babanın.. Kadıköy'de yapılan ihale sonucunda Fenerbahçe'ye verilen ve alış-veriş merkezi yapılacağı söylenen araziyle ilgili bugün Hıncal muazzam ters manyel yapmış.. (Ulan iyice Ahmet Çakar ağızlı olduk iyi mi?) Tipik Hıncal düşüncesidir bu, bir takım için bir şeyi ısrarla söylüyorsa, normalde deli olacağı rakip takım benzer bir işe kalkışırsa onu över, defalarca ağzına sakız ettiği hadiseden kulübe vurmak için.. Kendi kulübü olsa da.. Normalde Hıncal düşüncesi şu olmalıydı değil mi: Özhan Canaydın'ın Seyrantepe'de kuşa dönen projeyi ağzına sakız etmesinden sonra (Bu projenin engellenmesi ve şu hale gelmesi de tamamen Fenerbahçe yönetiminin işidir, bunu da biliyor Hıncal), aynı işi Fenerbahçe yönetimi de yapmaya kalkınca sen bunu bunu yaptın Galatasaray'a, şimdi bu ne ayaktır ulan demesini beklerdik Hıncal'ın.. Ama değil, her zaman tersten vuran, insanları şaşırtmaya ve ters köşeye yatırmaya çalışan bir profildedir Hıncal.. Şimdi de Fenerbahçe'nin bu projesine engel olunmaması gerektiğini söylüyor.. Aslında hem Özhan Canaydın'a vuruyor böylece, hem de Fenerbahçe'yi engellemeye çalışıyor.. Kendi görüşlerinin yarattığı yankıları bildiği için.. Çok değişik bir adam Hıncal.. Beyni kesinlikle normal insanlardan farklı çalışıyor, ve daha da çok çalışıyor.. Futboldan anlamıyor, Arda 5 tane Ribery eder, Pires de kimmiş, Hakan Sukur Ronaldo'dan büyük oyuncudur, Hasan Şaş dünyanın en iyi orta saha oyuncusudur diyor, ama ilginç bir şekilde kafası bunları demeyip bu işten daha çok anlayan birçok kişiden de fazla çalışıyor.. Çok değişik adam çok.. Bu arada bu peşkeş çekiliyor denen stat ve Fenerbahçe'nin ihaleyle aldığı söylenen yer için de iki kelam etmek farz oldu ki, onu da yaparız 1-2 güne..

Bir de hemen konuyla alakasız, bugün Mehmet Demirkol'a bir ayar vermiş ki öyle böyle değil.. Mehmet Demirkol'un Hıncal'la takıştıktan sonra 1-2 defa daha Hıncal'a ayar denemesi olmuştu, başarılı da oldukları vardı.. Ne de olsa futboldan hiç anlamayan Hıncal babanın yanında Mehmet Demirkol Franz Beckanbauer gibi kalıyor.. Ama daha sonrakileri kaçırmışım, Hıncal bugün kendisine laf sokmaya çalışan Mehmet Demirkol'un kafayı suya sokup çıkarmış bir.. Mehmet Demirkol ilk başlarda çok sevdiğim, ama gittikçe değiştiğini gözlemlediğim bir adam ve fazla da haz etmem kendisinden şu anda.. Hıncal Uluç'tan kesinlikle daha çok anlıyor bu işten ama kendisine bir önerim olacaksa bu adamla laf yarışına girişmemesidir.. En haklı olduğu konuda bile haksız konuma düşebilir zira.. Bugün Hıncal'ın söylediklerine cevap olarak yazdıklarını Hıncal'ın tekrar cevapladığını gördüm, kusura bakmasın ama Hıncal yerden göğe kadar haklı.. Ve sırf aman bu herif futboldan anlamıyor, ezerim nasıl olsa diye yazı yazacaksa sonunda ezilen kendisi olacaktır, onu da söylemem lazım.. Bence bıraksın bu işleri, kendi yoluna baksın..

24 Ara 2007

Nereloloyor!?


Oftaş'a puan kaybedip devreye 3. girince birden herkes memnuniyetsizleşmeye başladı.. E bu takım açık ara yaparken de rakiplerine bir bok oynamıyordu o zaman neredeydiniz? Lideriz ama helal olsun Kalli'ye şu ortamda demenizin nedeni neydi? Oftaş karşısındaki futbol skandal, neyse konum o değil..

Kulüp fokur fokur kaynıyor diye.. Ne, neden yapılıyor kimsenin umrunda değil.. Kalli doktorlarından Ankara'ya gitmesi doğru olmaz raporunu alıp 2. maçını kaçırıyor üst üste, gripten.. Sonra 14.30 uçağıyla Almanya'ya uçuyor.. Yönetimin sanki umrunda değil hiçbir şey, en azından benim dışardan bir gözle gelişmeleri yorumlamam bu şekilde.. Peki eğer böyleyse bu şaşırtıcı mı? Özhan Canaydın'ın başkan olduğu yerde, hele seçime 3 ay kalmışken şaşırtıcı değil.. Canaydın yine hesaplara başlamıştır.. Bir Polat-Canaydın çekişmesi ve yeni koz Ünal Aysal'ın bünyeye katılması çalışmaları konuşuluyor ki sormayın gitsin.. Çiğneyip atılacak yeni sakız Ünal Aysal, dilerim kendisini feda etmez bir hiç uğruna.. Özhan Canaydın-Adnan Polat olayları eğer gerçekten varsa bile bile ladesti, Polat büyük ihtimalle kendini bitirdi ve eğer böyle olduysa hiç kusura bakmasın tamamıyla kendi suçu.. Seçim zamanı yaklaşsın, saflar iyice belirlensin bunun üzerine ayrı ve uzun bir post gider zaten.. Canaydın yine harıl harıl çalışıyor, Oftaş deplasmanında puan kaybedilmiş, devreye 3. girilmiş, son 4 maçta 7 puan kaybedilmiş, umrunda değil össan abimin.. Şakşakçılarından gelen "össan abi çok yaşa, össan abiiiii.." tebriklerini almakla meşgul hala.. Tabii bir de liste oluşturmanın..

Ama Kalli olayı çok ilginç.. Haldun Üstünel Ocak başı yanımızda diyor Kalli.. Dün Star'ı izliyorum, muhabir arkadaşlarımız havaalanındaydı, 7-8 büyük bavulla gitti Kalli diyorlar.. 1 haftalık bir tatil için bana fazla geldi, bilemiyorum..

Takım saçma sapan futbolla maç kazanırken herkes gereksiz övüyordu, şimdi de gereksiz yeriyorlar.. Lincoln, Linderoth, Ayhan dönünce bu takım normale girer.. Daha transferi var, osu var, busu var.. Futbol olarak istenilen seviyeye çıkar mı? Sanmam.. Ama kolay galibiyetler, rahat puanlar yine alınır.. Fenerbahçe'nin de en büyük rakibi olunur.. Ha bu mutlu eder mi bazılarını? Mümkün.. Ama beni etmiyor.. Bunu söylemekten de hiç çekinmedim..

Ama bir Ahmet Akcan görüyorum ki saha kenarında Kalli'nin en büyük yardımcısı olarak, tamamen komedi.. Maç bitmiş ne yorum yapmış Ahmet abi? Hava soğuktu, çok etkilendik.. Vay anam vay neler dönmüş Serhat ya, gören de ağır sağanak yağmur ya da lapa lapa kar yağıyor sanacak.. Ben de Ankara'da yaşıyorum, dünkü Ankara çok soğuk bile denemeyecek, dışarıda rahatlıkla gezilebilecek, güzel kış günlerinden birini geçirdi.. Lucescu maçtan sonra kramponlar kötüydü, formalar kaygandı, zart zurt derdi, Ahmet Akcan da hava kötüydü diyor.. Ne kendini bilmez adamlarmışsınız be..

Manucho Gonçalves


Arsenal'den sonra Manchester United da bilinmeyen eleman getirme işine girmiş.. Haber 2-3 günlük.. Bir süredir takip ettikleri bu Angolalıyı kadrosuna katmış United.. Gonçalves 1.89 boyunda, Queiroz'un önerisi üzerine takibe alınmış.. Ferguson 1.89 olmasına rağmen hızlı ve çevik bir oyuncu olduğunu söylüyor.. Bunun yanında target man işlerinden de anlar bir yapısı varmış.. Neyse o konuda daha fazla yorum yapacak değilim, bir United forumunda transferle ilgili en güzel yorumu gördüm:

"Could be an amazing signing, could be a donkey."

Fazlasını yazmaya gerek yok.. Bu tip hadiselere, hele ki böyle ciddi organizasyonu olan kulüpler bulaşıyorsa saygı gösterip beklemek gerek.. Gonçalves'in benim aklıma getirdiği şey başka oldu.. Bir ara bu elemanla aynı milletten bir çocuk vardı Pedro Mantorras diye.. Futbolcu potansiyeli konusunda fikirlerine çok değer verdiğim çok yakın bir arkadaşımın deli olduğu bir çocuktu.. Benfica başkanının bir ara çıkıp hiç unutmam, "Juve 70 kağıt verdi ama satmadık hacı.." diye açıklaması vardı.. Şimdi sormak isterim kendisine satmadın da noldu? Elinde mundar oldu çocuk.. Pek fazla şey bekleniyor, topu aldı mı 5 adam üst üste çalımlayıp köşeye asacak deniyordu ama asamadı Mantorras.. Gonçalves'in de kaderi benzer olmaz inşallah.. En azından Pedro gibi çok şeyler beklenmiyor kendisinden, ya tutarsa transferi olması o baskıyı kaldıracaktır üzerinden..

Belki de Ferguson'ın istediği sağlam forvet transferine ihtiyaç kalmayacaktır, kim bilir..

Ronaldinho satılık değilmiş


Bunu deminki postun bir yerine iliştirecektim, unuttum.. Ayrı bir post gider zaten bu iş bilmezliğe.. Aitor "Txiki" Begiristain diye bir futbol direktörü var Barcelona'nın, adamın sanki en büyük görevi 2 ayda bir çıkıp Roni'yi satmıyorum kardeşim demek.. Txiki'nin son 6-7 ayda 2., Barca'nın 4 ya da 5. açıklaması oldu.. Nasıl bir kulüp anlamadım ben.. Adam gibi kulüp bir defa çıkar yapar açıklamasını, siz istediğiniz kadar konuşadurun, gerçek budur der.. Onun üzerine yorum yapmaya devam edenler de mal olur insanların gözünde.. Ama böyle her dedikoduda çıkıp bu tip açıklamaları yapmak fiyat yükseltmek istemelerinden başka bir şey düşündürmüyor bana..

Bana kalırsa kalsın Roni.. Yok Messi varmış, Giovanni'si geliyormuş, oymuş, buymuş.. Bu da Roni be kardeşim.. Çiçek gibi adam işte.. Rijkaard zaten gidici, yeni gelecek hocayla sorun da kalacağını sanmam.. İlla gidecekse nereye gider peki?.. Ya İtalya, ya İngiltere.. Tercih ederim İngiltere'yi.. EPL'nin mekanik sistemleri içinde öyle bir yeteneği görmek çok eğlenceli olur.. Arsene Wenger Henry'yi göndermişken hayatta Roni istemez.. United çakmasını aldı.. Liverpool belki ama zor bence.. Eh tabi, en akla ve mantığa uyanı dedikodularının da çıktığı Chelsea.. Bakalım, kısfmet..

23 Ara 2007

Haftasonu Futbol (23.12.2007)


Messi'nin oynamaması bu maç için avantaj olur Barca'ya dedik, öyle olmamış.. Galatasaray'ın felaket futbolunu izlemek için mal gibi bu maçın ilk yarısını feda ettim, açtığımda 55. dakikaydı.. Barcelona'nın son 35 dakika bilinçli bir şekilde yaptığı hiçbir şey göremedim.. Real de tam tersiydi.. Daha kötüsü, Barcalılar fellik fellik Messi aranıyorlardı sahada.. Bana öyle geldi yani.. Olsa da bir şeyler yapsa der gibi.. Real ilk yarıda da daha bilinçli oynamış.. Bernd Schuster ilk büyük puanını kazandı bence, bu gece en rahat uyuyacak insanlardan biri olur dünyada..

Arsenal Spurs'ü yine bu seneki büyük ballarından biriyle geçti.. 1-1'ken penaltı olsun rakibe, kaçırsın, 5 dakikaya gol at.. Arsenal yine sağlamcı oynadı ama 3 puanın en az ikisini balla almadığını kimse söyleyemez bana.. 2 Londra derbisinde 6 puan, güzel sonuç.. Porstmouth ve Everton deplasmanlarından da 4 puan çıkarılırsa en az beklediğimden çok daha hasarsız atlatmış olacaklar bu 1 ayı..

Man UTD-Everton maçı Beşiktaş-Fenerbahçe'ye denk geldi, ikisinden de bir bok anlamadım.. Steven Pienaar dünyadaki en beyni kof futbolculardan biriymiş ama, onu gördüm maçın sonunda.. David Moyes ağzını, burnunu kırsa soyunma odasında bir şey demem yani, o derece..

Inter, AC Milan'ı yenmiş, izleyemedim bir şey diyemiyorum.. Ne zaman yenilecekler merak ediyorum sadece..

Castle sahasında Derby'yle 2-2 berabere kalmış.. Sam Allerdyce'ın job'ı daha ne kadar safe olacak bakalım..

19.00'da da New York Knicks - Los Angeles Lakers vardı.. 95-90 çakmış Lakers.. 25 farktan veriyormuş ama son periyot maçı.. Neyse, Kobe 39-11-8 yapmış.. Bu maçtaki 20. sayısıyla da 20000 sayıya ulaşan en genç oyuncu olmuş.. MSG görünce bir azıyor zaten çocuk.. Rekorun da o salona denk gelmesi güzel olmuş.. 19.00 NYK-LAL, 20.00 Barca-Real, ben gittim Oftaş-Galatasaray izledim.. Son aylarda verdiğim en boktan karar, aferin bana..

Koeman sen kimsin?


David Albelda, Miguel Angulo ve Santiago Canizares'in biletlerini kesmiş hazret.. Kıçıkırık Hollanda Liginde 2-3 şampiyonluk kazanınca adam oluyor bazıları.. Ne yapmış bu çocuklar maç mı satmışlar? Albelda gibi kiralık gittiği Villarreal dışında başka takım yüzü görmemiş bir kaptana reva mı bu hareket.. Ya diğerleri? Onlar da Albelda'dan farklılar mı? Hepsi 10 senelerini bu kulübe vermiş adamlar.. Dünkü çocuklara yenik düşülüyor işte futbolda böyle..

Alınmış yönetimsel bir kararı sorgulamak istemiyorum ama adı gençleştirme olan bu operasyon muazzam komik ve haksız.. Bu seneki başarısızlığın nedeni eskimiş oyuncular mı? Yaş ortalaması mı? Valencia zaten hali hazırda gayet genç bir kadro.. Bu adamlar da ilk 11'e direk bağlamış değiller.. Neyin operasyonu bu? Albelda'nın basın toplantısındaki halini gördüm az önce, boğazı düğümlenmiş konuşamıyor, ağlıyor.. O ağladıkça gazeteciler alkışlıyor.. Ne uğruna? Eğer yönetimin bir kararıysa bu ve Koeman'a yaptırılmışsa o da yanlış.. Hayır, dünkü çocuk Koeman'ın gelir gelmez yazdığı reçeteyse en yanlışı.. Ne olacak? 10 senelerini bu kulübe vermiş adamlar 1-1.5 yıl teknik direktörlükte kalacak bir adamın saçma sapan işleri yüzünden takımdan ayrılacaklar.. Albelda gibi adamı o hale sokanların burnundan fitil fitil gelmez mi sonra? Koeman'ı direk aldım kara listeye..

Çok güzel yaptınız.. Baraja ve Morientes'i de çıkarınca çoluk çocuk takımına dönüyor Valencia.. 2 seneyi tamamlayamayacak adam için harcayın bakalım emektarları, sizleri kim harcayacak onları da görürüz elbet..

Albelda'yı direk Juve istemiş.. Banega'sı, Tiago'su Flamini'si sarkmadıkları defansif orta saha kalmamıştı zaten.. Albelda oturur mu o sorunlu bölgeye? Vallahi cuk cuk sesleri gelir kulaklara.. Ranieri'nin eski öğrencisi zaten.. Ucuza kapsınlar mis gibi adamı, bundan güzel fırsat çıkmaz..

Canizares de futbolu bırakana kadar gelsin Galatasaray'ın kaleye geçsin 1 sene.. Orkun'dan memnunum ben ama olsun 1 sene antrenman yapmaları yeter adamla..

22 Ara 2007

FOX


Bugünkü olaydan sonra emin oldum.. Bunlar Arsenal düşmanı.. Bu kadar yalan olan başka bir takım yok EPL'de bunlar yüzünden.. Gitti güzelim Londra derbisi..

Mükemmel fokslanıyoruz hayata.. Portakal kafalılar sizi.. Bir daha bunlardan maç izlersem ben...

21 Ara 2007

Galatasaray Cafe Crown: 72 Türk Telekom: 70


Türk Telekom'un bu sene maç başına ürettiği sayı 94.0 ve ligin açık ara en iyi hücum performansına sahipler.. Galatasaray'ın ise maç başına yediği sayı 69.5 ve onlar da açık ara ligin en iyi savunma takımı durumundalar.. Bu açıdan bakınca 72-70'lik skorla oyunun Galatasaray'ın istediği şekilde geçmiş olduğunu düşünebilirsiniz, ki genel olarak da gerçekten öyleydi..

Murat Özyer'in takımı savunma konusunda getirdiği nokta gerçekten şapka çıkartılacak cinsten.. Hüseyin Beşok gibi savunması vasat bir pivota rağmen (Canla başla savunma yapmaya çalışıyor süresine nazaran, orası ayrı) bu kadar etkili bir savunma görmek gerçekten önemli bir coaching başarısı.. Ama hücumda da bir o kadar kıt, sıkıntılı.. Bugün Michael Wright maçın başlarında sakatlanmasa büyük ihtimalle kaybederdi Galatasaray maçı, zira hücum anlamında gerçekten kötüydü takım.. Burada hemen ek bir bilgi olarak 70 sayı atan Telekom'un 21 asist yaparken, Galatasaray'ın 72 sayıyı sadece 9 asistle bulduğunu da belirtmek gerekiyor, ki kötü hücum performansını açık bir şekilde gösteren bir istatistik.. Ama savunmadaki kalite, özellikle ikinci yarıdaki insan üstü performans maçı Galatasaray'a getirdi.. (İlk yarı 43 sayı atan 94 ortalamalı Telekom'un ikinci yarı attığı sayı sadece 27)

Telekom Wright kaybına rağmen gayet iyi bir maç çıkardı.. Galatasaray ligin geriye koşmakta fazla sıkıntı çekmeyen takımlarından ama bu Galatasaray'ı hızlı hücumlarla birçok kere cezalandırdılar ilk yarı.. Bol cut yapan oyuncularıyla Galatasaray'ın 3 saniyesini boşaltıp yine çok kolay sayılar da buldular.. Sadece Dudley'yle Owens, Gaines, Hüseyin'li pota altına karşı yapılabilecek birçok şeyi yaptılar bence..

Galatasaray yeni lider.. Hak ediyorlar da..

CL ve UEFA Kuraları


İki takıma da çıkabilecek en iyi 2. takım çıktı 7 rakip içinde.. Porto belki daha iyi olabilirdi Sevilla'dan, ondan bile emin değilim.. Her zaman dediğim gibi, Fenerbahçe için hücuma yönelik takımlar avantaj.. Ve Sevilla 7 takım içinde bu bakımdan en uygun takım.. Diğerlerinden daha iyi hücum güçleri var demek değil bu, Barca, Real, Manchester, Arsenal gibi takımlar savunmayı da iyi yapabiliyorken Sevilla'nın bezi yok o taraklarda.. Kadro olarak da diğer büyüklerden çok gerideler.. Başabaş geçer zannediyorum tur.. İlk maç çok önemli, Sevilla deplasmanlarda feci top oynuyor ligde.. İlk maç gol yemeden alacağı her galibiyet büyük avantaj olur Fenerbahçe'ye.. Kanoute dahil, korkmaları gereken bir oyuncu da yok bana kalırsa..


Galatasaray için de yine yazılacaklar aynı.. Sistem değişip normali bulmadığı sürece bence hiçbir takımı eleyemez oradan gelen.. Şimdi bir forvet daha geliyor ki bu çift forvet kavramının değişmeyeceğini gösteriyor şiddetli bir şekilde.. Lincoln'ün de iyileştiğini düşünüyorum.. Ortada Linderoth, kanatlarda Ayhan ve Barış gibi oyuncular olsa bile bu zihniyetin böyle ortamlarda pek şansı yok.. Yine de Getafe'den sonraki en uygun takım gibi duruyordu Hamburg'la beraber.. Şu kadro yapısının Bayern, Everton ve Atletico'ya düşmemesi bile büyük bir şanstır.. Son hafta Werder'den 5 yemeleri yanıltmış olabilir herkesi, ondan önce 5'te 5'leri vardı.. Forvette Gekas'a dikkat etmek gerek.. Pek korkmuyorum, Song alır aklını.. Olmadı Servet falan çıkar önüne, ona çarpınca sakatlanır zaten..

CL'nin diğer maçları da şöyle olacak:

Celtic - Barcelona

Lyon - Manchester United

Schalke - Porto

Liverpool - Inter

Roma - Real Madrid

Arsenal - Milan

Olympiakos - Chelsea

20 Ara 2007

Yine derbi haftası

4 tane cillop derbi var yine, 1 tane de taş gibi maç bunun dışında..

Cumartesi 14.45'te Londra derbisi Arsenal-Tottenham.. Spurs'e yıllardır gün yüzü göstermiyor Gunners, yine göstermez.. 19.00'da Fenerbahçe-Trabzonspor.. Ersun Fener sever ama çok büyük bir şansları olduğunu da düşünmüyorum açıkçası..

Pazar 16.00 Inter-AC Milan.. Deli maç olur.. Stadın adı San Siro olsa yatı katı satın X2'ye basın derdim ama Giuseppe Meazza'da nolur kestirmek zor.. 20.00 Barcelona-Real Madrid.. Lionel Messi'nin olmaması bence bu maçın özelinde avantaj Barca'ya.. Alırlar derim..

Bunların dışında bir de Manchester United-Everton var pazar günü, tüm derbilerden zevkli geçme ihtimali olan.. Yine bayram mayram demeden eve kapanıp futbol izleme zamanı.. Bir de bahis yapıp netten de onları takip ettin mi çay eşliğinde, bundan güzelini bulmak zor..

Tek garip biz değiliz


Burada vermiştim haberini, Kasım ayında Cagliari kötü gidiş nedeniyle Marco Giampaolo'nun görevine son vermiş, yerine Nedo Sonetti'yi getirmişti.. Sonetti'yle de 5 maçta 4 mağlubiyet, 1 beraberlik alınca takım Sonetti gitti, Giampaolo geri döndü.. Neden yapıldı böyle bir denyoluk hala anlayabilmiş değilim ama malak yönetici örnekleri sadece Türkiye'den çıkmıyormuş, onu anladım bir kez daha.. Hayırlı olsun Cagliari'ye..

Edit: Zannediyorum ki Giampaolo Hikmet Karaman gibi son anda U dönüş yapmış (Ki böyle bir şeyi kabul etmesi anormaldi Cagliari'nin onu geri çağırması kadar), Cagliari yönetimi de bu sefer başka bir U dönüşle Sonetti'nin istifasını kabul etmiyoruz demiş.. 2007'nin en salakları seçiyorum ben kendilerini, ödülleri bende saklı..

19 Ara 2007

Teşekkürler..


Tarih başarıyı nasıl kazandığınızla değil, neyi kazandığınızla ilgilenir.. Kimse hangi yollardan geçerek ulaştığınız başarıda o yolu sorgulamaz, elde edilene bakar.. Bu bağlamda Galatasaray gruptan çıkma başarısını göstermiştir, bunda sorun yok.. Tarih finalistleri hatırlamaz, şampiyonları hatırlar da bunun uzantısı olan sözlerden biridir bence..

Lucescu konusunda belirttiğim gibi, 2000/2001 sezonunda da bundan farklı bir şekilde çıkmadı Galatasaray gruptan.. Ama şu anda bazı insanlar o çeyrek finalin UEFA Kupasından daha büyük bir başarı olduğunu söyler konuma geldiler.. (Ki bok yiyorlar orası ayrı) Yani? Başarıdan sonra öncesiyle kimse ilgilenmez, yine aynı olacak.. 7 yıl önceki durum daha vahimdi, son 5 dakika kendi sahamızda top çevirip daha gariban durumlara düşmüştük, ondan sonra bu zaten koymuyor..

Ama ben grubun 0 puanlı takımı Wien'den ve Helsingborg'dan toplam bir puan alıp başka takımdan medet uman hocayı da, böyle önemli bir maçta bilet fiyatlarını bu hale getirip boş stadyuma sebep olan yöneticiyi de affetmem.. Bu benim kendi görüşümdür, kimseyi de bağlamaz..

Sağolasın Bordeaux..

Takımdan mı göndereyim?


Arda Turan, Sivasspor maçında Kalli'ye hareketi çektikten ve maç bittikten sonra hareketle ilgili hoşnutsuzluğunu dile getiren Kalli'nin peki ne yapacaksınız sorusuna verdiği cevap bu: "Ne yapayım, takımdan mı göndereyim?" Almanca bilmem, başka bir şey demek mi istemiştir bilmiyorum, ama çevirmenin aktardığı cümle bu.. Sivasspor maçından 5 gün sonra çıkılan UEFA Kupası ölüm kalım maçında Arda Turan yine sahada.. Yine görevinin başında.. Güzel.. Bununla ilgili bir sorunum yok..

Peki.. Ligde Beşiktaş derbisi öncesinde kampa yakınlarını ve kızını aldığı için 2 oyuncuyu çok önemli bir maç öncesinde kadro dışı bırakmak ne? Kampa alınan yakınlar mı bir teknik direktörün disiplinine daha büyük zarar verir, yoksa stattaki binlerin ve TV'deki milyonların önünde hocayı küçük düşürücü davranış yapan oyuncu mu? Arda Turan'la ilgili ne yapacaksınız diye sorulan soruya takımdan mı göndereyim diye alaycı bir cevap veren adamın Arda'nın yaptığının yüzde birini yapmayan, biri takımın en büyük transferi, diğeri efsanesi olan oyunculara yaptığı hareket şu durumda ne anlam kazanmaktadır.. Diğer ikisine kamp yüzünden kadro dışı, genç Arda'ya hareket çekince öbür önemli maça tekrar sahaya diyen Kalli'nin bu büyük disiplinciliğine bundan sonra kim inanacaktır?

Öyle ya, Sukur ve Lincoln'ü o hareket yüzünden kadro dışı bıraktı diye geleceği kurtarmıştı Kalli 1-2 kendini bilmez spor yazarına göre.. Sahada herkesin önünde artistiğini yapan Arda'yı öbür maçta tekrar sahaya sürerek ne yaptı geleceği Kalli? O zeki vatandaşlar bunu da açıklasın..

18 Ara 2007

NBA'den (18.12.2007)


Sene başında kendime bir söz vermiştim, bu sene her gün en az 1 maç izleyeceğim diye.. Eh internetler en az 1 mbit oldu, p2p programları çılgın atıyor.. Sopcast'i, TVU'su, mms linkleri derken her geceki programın hemen hemen tamamına ulaşabilir olduk.. Peki NBA bu ısrarda devam etmem için uygun ortamı hazırlıyor mu? Buna evet demek çok zor..

Sezona büyük heyecanla başladık, özlemiştik ama izlediğim bütün takımlar içinde hala bir NBA sezonu heyecanı göremiyorum.. Sahaya şampiyon karakteri koyabilen 2 takım var.. Biri, bir Laker olarak fotosunu buraya asmaktan hoşnut olmadığım ama mecburen haklarını verdiğim Boston Celtics.. Diğeri de AT&T Center'daki Spurs.. Onlarda da önce Duncan, sonra Parker patladı, yavaşladılar..

Doğudan başlayalım.. Boston Celtics ve 20 dakikalık cola gibi gazı yavaş yavaş kaçmaya başlayan Orlando Magic dışında sahaya karakter koyabilen takım bulmak çok zor.. Detroit hala eski gücünden uzak.. Washington'da Arenas patladı, Caron Butler ve Antawn Jamison takımı sırtlamaya çalışıyorlar.. Kötü iş yaptıklarını söyleyemem şu ana kadar.. Toronto Raptors bir bakıyorsunuz takır takır şut atıp alakasız maçlarda fark atıyor, bir bakıyorsunuz olmadık takımlara mağlup oluyor.. Genç kadrosundan çok şey beklenen Chicago berbat girdiği sezonda toparlamaya çalışıyor.. Kobe için muhtemel Chicago-Lakers takasında Deng'i vermem de vermem diyen Bulls şu anda Kobe için kulübün anahtarını verecek duruma geldi.. Milwaukee coach değişikliğinin sancılarını yaşıyor.. Larry Krystkowiak (Bu da ne talihsiz bir adamdır, Coach K dışında nasıl bi isim bulacak kendisine acaba.. Coach L? Oh çok banal..) takımı daha yavaş tempoda ve Terry Stotts kepazesinin yanlışlarından yola çıkarak savunmaya yönelik oynatmak istiyor ama izlediğim Milwaukee maçlarında takımın bunun dışında ne yapmaya çalıştığını kesinlikle anlayamadım.. Şut dağılımları bu sene daha güzel, orası iyi ama daha önlerinde çok yol var.. New Jersey Nets berbat durumda, şu anki en büyük öncelikleri Jason Kidd gidecek mi kalacak mı? Lawrence Frank'in bence oradaki süresi doldu.. Cleveland geçen sene kaldığı yerden devam ediyordu.. LeBron'dan 5.5 maç uzak kalınca yoldan çıktılar.. Girmeye çalışıyorlar tekrar.. Charlotte beklendiği gibi..İlk 5 kaliteli ama bench yok.. Götüremiyorlar maçları ama ilginç maçlar da çıkartıyorlar arada.. New York Knicks bildiğimiz gibi.. Philly kadrosuna göre idare ediyor.. 2 sene öncenin şampiyonu önce geçtiğimiz sene play-off ilk turunda yalan oldu, şimdi de dökülüyor.. 15 takımlı doğuda 14. sıradalar.. Wade'in yokluğu ana nedendi tabii ama Wade döndükten sonra da ivme kazanamadılar.. Wade'in de hala tam olarak döndüğünü söyleyemiyorum zaten.. Bu arada öyle büyük bir şutör sorunu yaşıyorlar ki ismi Galatasaray'la, Yunan takımlarıyla anılır duruma gelen Luke Jackson'a kontrat veriyorlar.. Play-Off'a girebilirler belki ama bir diğer ilk tur hezimetinden ileri gidemeyecekler gibi.. Boston Celtics ise iyi durumda.. 22 maçın 18'ini kendi konferanslarındaki takımlarla oynadılar ve bu tabii ki avantaj.. Batının azılı takımlarının karşısına çıkmadılar daha.. (Onlar şu haldeyken çıksalar da bir şey değişir mi bilinmez gerçi..) Ama onlar için sevindirici şöyle bir tarafı var bence oynadıkları basketbolun.. Şu anda ortalama attıkları ve yedikleri sayıların arasındaki fark 14 ve bu çok önemli bir diferans NBA için.. Çok formda ve kasarak mı girdiler lige? Doc Rivers buna biz özel bir şey yapmıyoruz, oyunumuzu oynuyoruz diyor.. Benim de açıkçası izlediğim Celtics maçlarında aldığım hava buydu.. Gerçekten çok kasıyorlar gibi durmuyor.. Ve bu halleriyle bile (20-2) 72-10'luk Chicago Bulls rekorunun üstünde olunca takım gerçekten de ligin gerçek contender'ı demekten geri kalamıyorum.. Batıyla oynamaya başlayınca mağlubiyetler gelir, 72-10 falan da çok zor ama şu an için en karakterli takım konumundalar ligde.. Orası kesin..

Batıya gelince.. Yine çok güçlü doğuya göre ama eski havası yok.. Spurs söylediğim gibi.. Dallas Mavericks inanılmaz güçsüz görünüyor.. Her ne kadar insanlar onların olayı bitti dese de bence bilerek yavaş girdiler ve 2 senedir en büyük aday olarak girdikleri play-off'a bu sene daha underdog olarak girmek istiyorlar.. Dirk Nowitzki'nin performansı ilginç ama takımın genel durumu bence bilinçli.. Phoenix Suns oynadığı basketbol yönünden son yılların en zayıf takımı bence.. Steve Nash de durumdan pek hoşnut olmadığına dair bir açıklama yaptı 1-2 gün önce.. Grant Hill'in 3 numaraya gelmesi önemli evet, başka açılımları da olacak takım üzerinde ama Hill gerçek bir pure shooter olmadığı için 3 numaradan gerekli dış şut tehdidini getiremiyor ve Phoenix'in o vurucu gücünü bu sene göremiyorum.. Lakers iyi durumda.. New Orleans güzel top oynuyor.. Kadroları zaten çok iyi.. Chris Paul de direksiyonda olunca işler yolunda.. Golden State berbat başladı.. Don Nelson Baron'ı bu sene fazla oynatmam, taze kalsın play-off'lara dedi.. Baktı işler sarpa sarıyor mecburen yine dakikaları almaya başladı Baron.. İşler yoluna giriyor.. Lakers iyi durumda.. Utah şu aralar berbat.. Mehmet Okur patır patır pisliyor ortalığa.. Son 2-3 haftada Utah'ı yenmeyeni dövüyorlar.. Denver Nuggets NBA'in en dengesiz takımı konumunda.. Allen Iverson'ı sevmem, ama oynadığı takımdaki Carmelo'yu görünce AI puripak bir delikanlı gibi geliyor gözüme.. Lakers iyi durumda.. Seattle, Sacramento, Clippers, Minnesota ve Memphis ligin çöplüğü konumundalar.. 9 tane play-off adayı ve 6 tane çöplük var gibi görünüyordu batıda.. o 9 takımdan birine de piyango vurur ve kabak başına patlar diyordum.. Portland son 2 haftadır anormal bir çıkış yaparak (8 won in row var terbiyesizlerde) pek çöplük değilim ben ulan dedi ama yine de bu 9 play-off adayı düşüncem değişmiş değil.. Lakers iyi durumda.. Houston Rockets Rick Adelman'a alışmaya çalışıyor.. Daha hızlı oynayacaklar dedik, bir hız görmek mümkün değil şu anda Houston'da ama savunma çok doğal olarak düştü.. Sürünüyorlar..

Buna rağmen bu kadar dökülen batı hala doğuya göre çok üstün.. Batının son play-off takımı yani 8.si şu an için Utah ve dereceleri 14-12.. Doğudaysa bu takım Cleveland ve 11-14.. Bu uzun zamandır alışılan bir durum ve böyle gelmiş böyle gider bir hal aldı zaten..

Lakers iyi durumda da iyi durumu ne diyecekler için LakersTR'ye bir Lakers yazısı yazıyorum.. 2-3 güne çıkar fırından..

, ,

The Dark Knight Ana Fragman



Bu Joker adamı delirtir, Temmuz'a kadar beklenmez.. Heath Ledger çok ciddi anlamda bir şova geliyor, beklediğim gibi.. Sinema tarihine geçecek bir performans geliyor.. Acaba filmin adı gerçekten Killing Joke mu olmalıydı diye düşünmeye başladım.. HD fragmanı veremiyorum tabii ki burada, YouTube'dan koyabiliyorum ama indirecekler için 100 MB'lık bir link de verelim.. Amme hizmeti bu..

http://media.whysoserious.com/TDK_TRL2_best.mov

17 Ara 2007

Ivan Klasnic


Şu piyasanın en sevdiğim elemanlarından biri olmuştur hep.. Fundamental'dan nasibini sonuna kadar alan, müthiş bir tamamlayıcı forvet.. 2 tane çok ağır böbrek nakli ameliyatı yaşadı.. 11 ay sonra Energie Cottbus maçıyla döndüğü futbolda bu hafta 80 küsur dakika oynayıp 2 gol çakarak Werder'in galibiyeti kazanmasında pay sahibi oldu.. Umuyorum çok çabuk kazanır formunu ve Euro 2008'de izleme imkanımız olur.. Bu müthiş Hırvatlara sağlam ve etkili bir Klasnic'in yapacağı etkiyi düşünemiyorum.. Selam olsun..

Eurosport Snooker

UK Championship 2007 Finalinde Eurosport'a serzenişlerimi bildirmiştim maçı canlı yayınlamadıkları için, kanalın başarılı Türk spikerlerinden İbrahim Koçyiğit altına not düşerek nedenini açıklamış, teşekkürler ediyorum.. Onların da yapacağı bir şey yok, kendilerine kalsa baştan sona yayınlarlar o finali biliyorum, zaten ecnebi yetkililere yapmıştım eleştiriyi..

Bu arada İbrahim Bey'in daha önceki bir yazımdan sonra da mesajı gelmişti bana sözlük aracılığıyla, onu paylaşmayı unuttum sizlerle.. Eurosport Almanya çoğu sıralama turnuvasını internet üzerinden kendi sitelerinden yayınlıyormuş.. Hem böyle durumlar, hem de ilk turlarda seçilen maçların beğenilmediği ortamlarda çok iyi bir alternatif olabilir.. Buraya düşelim, akıllarda bulunsun..

Nikolay Dimitrov


Arsene Wenger'in son icraatlarından.. Levski Sofya'da forma giyen bu 87'li sol açık Arsneal tarafından denemeye alınacakmış.. Deneme ne alaka onu anlamadım ama vardır Wenger'in bir bildiği.. Adamla ilgili malzeme bulmak çok zor, bu fotoğrafın bile onun olduğundan emin olamadım uzun süre.. İngiltere U-21 Milli Takımı'na karşı oynadığı bu maçta tesadüfi bir şekilde bulunan Arsene Wenger'in dikkatini çekmiş, ondan sonrası ufak çaplı bir araştırma ve sonra resmen istemişler Levski'den.. Bugün, yarın İngiltere'ye gelecek Dimitrov..

Biraz bakınca sağlam YouTube starlarından biri olduğunu gördüm.. YouTube scoutluğu yapmayı sevenler bakabilir kendisine.. 6-7 dakikalık antrenmanda topla oynadığı, 16-17 yaşındaki birçok Türk gencinin yapabileceği hareketleri yaparak abooov dedirtmiş çoğu insana.. Maç görüntüleri de var.. Yetenekli bir çocuk olduğu kesin, Arsene Wenger istemişse o çocuğu izlemeden eleştirmek mümkün değil, hatta güvenmek de gerek.. Ama izlemeden devamlılığı nedir, güç olarak ne durumdadır onları da bilemiyoruz tabii..

Arsenal'de bir sol açık problemi var bilindiği gibi Reyes gittiğinden beri.. Resmen Arsenal'e gelirse ve gerçekten yetenekliyse çok çabuk bir şekilde rotasyona girebilir.. YouTube'çuların yeni Roni, yeni Stoichkov, yeni bilmemne dedikleri bu eleman nedir, ne değildir Arsene Wenger vasıtasıyla merak ediyorum tabii.. Çıkar 1-2 haftaya ortaya..

Cashley Cole?


Muzır Gunner'ların Ashley Cole Chelsea'ye transfer olduktan sonra hazırladıkları banknot bu, her Chelsea maçında piyasaya çıkıyor tekrar "Bank of Russia" başlığı altında.. Dünkü maçtan sonra forumlar yine bu paralarla dolmuş, Cole'a olan nefret her geçen gün daha çok büyüyor..

Ne kadar haklılar bu kadar abartmakta orası tartışılır ama en azından haksız olmadıklarını biliyorum.. 2005 yılında Ashley Cole'un Jose Mourinho ve Chelsea yetkilileriyle gizli görüşmesi ortaya çıktığından beri Cole'un yıldızı barışmadı bir daha Arsenal taraftarlarıyla.. Hatta yönetimle de.. En sonunda Chelsea yolunu tuttu ama özellikle içerideki her maçta büyük tepkiler alıyor, eh doğal.. Bir de maçın sonunda taraftarın yeni sevgilisi Fabregas'a tokadı çaktı ya Cole, iyice bitirdi kendisini..

Futbolculuğunu çok beğenirdim ilk çıktığında.. Sol bek standartlarını yeniden inşa edecek bir oyuncu olacağını düşünüyordum.. Ama üstüne hiç koyamadı Cole.. Hücumda kendisini çok geliştirmesini beklerken o tam tersini yaptı, geriye gitti hücumda, defansa yöneldi daha çok.. Gerçekten şu anda belki de dünyanın en iyi savunma beklerinden.. Kademeye girişleri, sağ açıklar karşısındaki duruşu ve tackle becerisi, saha yerleşimi.. Çok kaliteli ve kendisini Avrupa'nın iyi sol beklerinden birisi yapıyor.. Ama hücumu inanılmaz zayıf, İngilizlerin hücumu zayıf, savunması güçlü bekleri tanımlamak için kullandıkları terim olan "full back"e dönmüş durumda şu anda..

18 yaşından beri var olduğu ve camia tarafından çok sevildiği Arsenal'de kalıp bayrak adamlardan biri olma şansı vardı kendisinin, özellikle bu İngiliz yokluğunda.. O belki parayı, belki başka bir şeyi seçip Chelsea'ye gitti.. Düşüncesi nedir bilemem ama bence aptallık yaptı en büyük rakiplerine transfer olan diğer önemli futbolcular gibi.. Futbolu bıraktığında ait olacağı yer neresi olacak Ashley Cole'ün? Bunun cevabı yok.. Üzülüyor tabii insan..

UK Championship 2007 Final


Çok fena ezdi Roket.. Maçı biraz kendi hatam, çokça da Eurosport'un iş bilmezliği yüzünden sonucunu bilerek izledim.. Süper oynamamış ama standart üstü oynamış.. Maguire berbat oynayınca çok rahat kazanmış..

Stephen Maguire 2-10 Ronnie O'Sullivan

İki çift lafı da Eurosport'a etmekte fayda var.. Bütün turları canlı yayınlayıp finali banttan vermek nasıl bir zihniyettir ben anlayamadım.. Dün 21.15'te yayın deyince şüphelenmiştim maçın TSİ 22.15'te başlaması mümkün değil diye ama tam saati de bilmiyordum açıkçası.. 8 gibi Eurosport'un sitesine bir girdim, 8-0'ı görüp büyük hayal kırıklığı yaşadım.. Zaten Ronnie'nin çeyrek final ve yarı final maçlarını da doğru düzgün yayınlamadılar..

Neyse, güzel oldu.. 3 yıl sonra yeni bir sıralama turnuvası daha kazandı The Essex Exocet.. Devamını bekliyoruz.. The Crucible'da özellikle..

16 Ara 2007

,

Arsenal 1-0 Chelsea


Pool-United'a göre çok daha nitelikli bir mücadele yaşandı maçta, çok da kaliteli geçti kanımca.. Doyurdu futbola.. Hollanda polisinin sorunları dolayısıyla Ajax-PSV maçı ertelenmese o maçı ana konu yapan bir bahis yazısı yapacaktım, zira o kadar banker duruyordu ki Ajax 2.10'dan.. Ertelenince kaynadı program.. Arsenal-Chelsea için under diyecektim ama pek under'lık bir maç olmadı açıkçası.. Arsenal inanılmaz fırsatlar kaçırdı, Chelsea'nin çok net 2 pozisyonu var.. Normali over'dı yani maçın..

Liverpool maçında böyle maçlarda olması gerekeni yazdığım gibi, Arsenal bu maçta bir iç saha derbisi nasıl oynanmalıysa öyle oynadı.. Yine Wenger defansif organizasyonu sağlam kurdu ama Arsenal golü atana kadar da, golden sonra da sürekli golü düşünmeye devam etti.. Wenger'in bu savunmaya önem vermeye başlayan yapısı hoşuma gidiyor.. Van Persie'nin sakatlanması sonrası oturttuğu 4-5-1 de Flamini, Cesc ve Hleb'in dönmesiyle tekrar işlerlik kazandı.. Bu takım hiçbir şekilde 50 maçlık mağlup olmama rekorunu kırdığı zamanki topu oynayamaz ama akıllı savunma yapan ve hücuma çok iyi çıkabilen bir takım olabilir, bunu gösteriyor.. Chelsea de bence fena değildi.. İlk yarı gole kadar korakor mücadele gösteriyorlardı.. İkinci yarı belki baskı kuramamaları eleştirilebilir ama ona rağmen puan alacak pozisyonları buldular.. Düzenleri de açıkçası gayet iyiydi.. Shevchenko yerine Drogba olsa daha rahatsız edici olabilirlerdi Arsenal'i..

Arsenal'in oynadığı top gerçekten kaliteliydi maçta.. Bir şampiyonluk maçı, Londra derbisi bundan daha zeki ve iyi oynanamazdı.. İyi hücum ve savunmayı standartların üstünde yapmayı başardılar.. 85. dakikada Van Persie'nin gelip golü kaçırdığı pozisyonda 6 kişi Chelsea kalesine doğru bütün güçleriyle koşturarak futbol oynama isteklerini de gösterdiler..

Bu arada Fox Sports'ta izledim maçı.. Belki ses yanlış gelmiştir ama sanmıyorum.. İkinci yarının ortalarında Bonaventure Kalou'nun 25 metre civarından vurduğu ve arka direğe çarparak bi an için gol mü acaba diye düşündüren pozisyonda bütün Ashburton Grove'un 3 saniyeliğine sessizliğe bürünüp gol olmadığı anlaşılınca "heeeaaaa" ünlemiyle Kalou'yla dalga geçmeleri de güldürdü koltukta.. Ulan lamba gibi astı mı diye hepiniz maymun oldunuz 2-3 saniye, çaktırmıyosunuz utanmadan ahaha..

,

Liverpool 0-1 Manchester United


Çok tipik bir Liverpool'un taraf olduğu büyük EPL maçı oldu.. Tanım biraz garip ama öyle, daha iyi açıklayacak bir şey bulamadım.. Liverpool böyle bir takım.. Rakibi müthiş pasifize edebiliyorlar maç boyu ama üretebildikleri şey 90 dakikada çok kısıtlı.. Tabii bunun ana nedeni Rafael Benitez.. Bence müthiş bir hoca ama her zaman şunu söylemişimdir kendisiyle ilgili, şu sistemini ve mantalitesini değiştirmediği müddetçe, önüne her yıl 150 milyon dolar konup istediğini al demedikçe yönetim bu adamın EPL'de şampiyon olma şansı yok.. 5 sene daha kalsın, en az 2 CL finaline daha gider orasına bir şey demiyorum.. Defansçı yapısı inanılmaz zira, ve hakikaten defansa kastığı maçlarda takımın organize müdafaasını izlemek de anormal zevk veriyor.. Ama çok fazlası ne yazık ki bu kadro için yok..

İlk 45 dakika bütün oyunun kontrolünü ellerinde tuttular.. United'ın hemen hemen yapabildiği hiçbir şey olmadı topla.. Saha yerleşimi, orta sahadaki hakimiyet de harikuladeydi.. Ama buna rağmen elde edilebilen 1-2 karambol pozisyonundan başka bir şey olmadı.. Bir de ilk yarının sonunda kornerde olmayacak bir gol bulunca United iyice zorlaştı iş doğal olarak.. İkinci yarı bu sefer çok doğal bir şekilde Pool hakimiyetinde geçti, ama üretilebilen bir şey olmadı yine.. United'ın Rooney'yle çok net bir pozisyonu oldu 70 civarı, maçın da en net pozisyonuydu zaten.. İlk yarı o golü yemeyip bulduğu pozisyonlardan bir tane atıp üstüne yatabilir, maçı da alabilirdi Liverpool.. Ama büyük, küçük farketmeden bu tip hadiseler tekrarlanınca yenen goller çıkmıyor, atılması gereken goller gelmeyebiliyor..

EPL'de şampiyon olmak için muhakkak daha karma bir sisteme ihtiyaç var.. Mourinho ve Ferguson da defansçı adamlar ama defansif sistemleri içinde istedikleri zaman, özellikle içerde her zaman için rakibi boğan, inanılmaz bir tempoya çıkabilen takımlarla aldılar şampiyonluğu.. Pool da yapabiliyor bunu, her maçları böyle değil elbette.. Ama süreklilik yok, sorunları bu.. 38 maçlık böyle zorlu bir ligde bunu daha çok karakteristik haline getirmek gerek..

Ryan Babel çok önemli bir çocuk.. Liverpool'un sol yıllarda yaptığı en güzel transfer olacak bence, güzel kullanılırsa.. Ama 4-4-2'de sol açık oynaması zor.. Öyle bir adam ki teknik direktörü de zor durumda bırakır, burada Benitez'in suçu yok.. Ama bence, ya forvete Torres'in yanına konması gerek, ya da illa sol çizgiden gelmesi isteniyorsa ona uygun bir 4-3-3 kurup sol forvete yerleştirmek lazım bu adamı.. Kaleye daha çok yaklaşması şart yani.. Benitez'in daha önce bazı maçlarda denediği 4-3-3'ü bu maçta da bekledim geriye düştükten sonra, gelmedi.. Gerçekten özel bir eleman.. Sistem de değiştirilir uğruna gerekirse.. Torres'i tek forvet bırakıp 3 güçlü orta sahayla birlikte bu çocuğu sola, sağa da benzer bir eleman transferiyle çok enteresan bir takım olabilir Pool.. Ama Benitez yapar mı bunu? Sanmam..

Son bir şey daha söylemem lazım Liverpool'la ilgili, zaten Manchester yönünden yazmayacağım bir şey, yazacak da fazla şey yok.. Bu Dirk Kuyt ne gereksiz bir adamdır yahu.. Yani şu Kuyt, Benayoun, Voronin, ve hatta belki de Mascherano gibi Liverpool gibi bir takımda asla ve asla forma giymemesi gereken adamların takıma doluşması ne kötü bir şeydir.. Benitez bu yönden de eleştirilmeli bence..

Maç da kötüydü bu arada belirtmeden geçmek mümkün değil.. Tamam mücadele vardı kaliteli eyvallah da, kıran kırana mücadele istesem TFF 1.Ligini izlerim.. Bundan büyük mücadele oluyor her maç.. Ha ordakiler daha balta ama mücadele isteyen mücadelesini alır TFF 1. Ligden de.. Pool-United maçı bu kadar kısır, bu kadar futbolsuz olmamalı..

Birazdan Arsenal-Chelsea başlayacak.. Benzerini bekliyorum 2 takımı da bildiğim için.. İnşallah en azından top daha fazla gider gelir de bu kadar sıkılmam..

UK Championship 2007 Yarı Final


Stephen Maguire 9-5 Shaun Murphy

Mark Selby 8-9 Ronnie O'Sullivan

Bu Ronnie O'Sullivan hakikaten öküz arabası, hakikaten The Magician.. Mark Selby'yle müthiş bir maç yaptı yarı finalde.. 6-3 geri düştü, kenarda saçma sapan şeylerle ilgilenmeye başladı, yine koptu maçtan, serdi dedim.. Yine geri geldi.. 8-7 öne geçti.. Selby 16. frame'de süper oynayıp maçı decider'a taşıdı.. Sonra ne mi oldu? Bu hayvanoğlu, bu öküz arabası kalktı decider'da 147 yaptı, maçı, turnuvayı imzaladı.. Pes be birader.. Ayıp be.. Bunca zamandır izliyorum snooker'ı, izleme fırsatım olduğu halde kaçırdığım 1-2 147 olmuştu.. Hayatımda ilk defa canlı 147 izlememi sağladı Ronnie.. Ne desem, ne yazsam boş.. Duygulandırdı terbiyesiz.. Maçla ilgili yazacak şeyler de var ama canım istemedi şimdi, pek keyiflendim..

Bu turda da Murphy'den patladık.. Her turda 1 yanlış oluyor maşallah.. Eh tabi 2 maçta 1 yanlış da o kadar küçük değil.. Finalde acaba yine 1 yanlış hakkım olduğu için direk Maguire mı kazanır desem? Eheh.. O maçın da ikinci seansını izleyemedim ama Maguire'ın fazla zorlanmadığını yazmışlar.. Zaten ilk seansın başından kontrolü eline almıştı.. Gerçekten çok formda, belki de şu an en formda olan snooker oyuncusu..

Final,

Stephen Maguire - Ronnie O'Sullivan

Totem motem, uğraşamayacağım.. Şu 147'nin üstüne finalde Ronnie kazanır demezsem olmaz, terbiyesizlik yapmış olurum.. Maç çok kafa kafaya.. Murphy-Maguire gibi önceden kestirilemez bir maç.. Bahis şirketlerinin oranları yarım saate çıkar, bakalım merak ediyorum ben de.. 1.85'ten açarlarsa ikisini şaşırmam..

Ronnie çok klas.. Maguire ateş gibi yanıyor.. Şöyle ufak bir avantajı olabilir maçın Ronnie için.. Stephen Maguire da terzi gibi adam, ölçüp biçip öyle yapıyor atışlarını.. Defansif oyunun en müthiş elemanlarından bana kalırsa.. Ama oyunu soğutmuyor, çok uzun zamana yaymıyor atışlarını.. Finalde Ronnie'yi deli etmek için yapar mı bilmem ama her zamanki oyununu sürdürürse Ronnie'nin maçtan sıkılma şansı azalır derim ben.. Süper bir maç olacak orası kesin.. Belki çok rahat alır bir taraf ama yine de inanılmaz vuruşların olacağı bir maç gerçekleşecek, onu biliyorum.. Final önceki turlardan farklı, best of 19 üzerinden oynanacak.. 2 frame 2 frame'dir..

Güzel olacak, güzel.. 16.12.2007 Güzel Pazar'a bir şahane daha ekleyin..

15 Ara 2007

16.12.2007 - Güzel Pazar

Önce,

15.30 Liverpool - Manchester United

Sonra,

18.00 Arsenal - Chelsea

İkisi de FOX'tan.. EPL'nin en güçlü 4 takımı kapışıyor.. Bitti mi? En azından benim için bitmedi.. Gecesi (ya da sabahı),

04.30 Los Angeles Clippers - Los Angeles Lakers

Aha bu da California derbisi.. NBA TV'de..

Derbi manyağı şahane bi gün lan bu.. Ah bir de Barcelona - Real Madrid maçı 1 hafta önce olacaktı, tarihe geçerdi 16 Aralık 2007, tarihe...

Edit: Uyarı geldi, unutmuşum söylemeyi.. Gerçi derbi değil ama yazmadan olmaz.. 12.30'da da Kanal 1'de Milan - Boca Juniors maçı var.. Dünya Kulüpler Şampiyonası finali.. Sabahtan akşama futbol ve NBA mesaisi hakikaten..

14 Ara 2007

,

Galatasaray 2-0 Sivasspor


Resimdeki sağdaki çocuk var ya.. Büyük çocuk bu, büyük.. Yanında Bouzid falan var, muhtemelen şu maçta gelmiş geçmiş en ağır tandemi oluşturuyorlar Türkiye'de, ama pek farketmiyor.. Galatasaraylı taraftarlar ne kadar teşekkür etse azdır bu adama, ben bunu bilir bunu söylerim.. Çok açık ve net, sene başından beri en iyi 2 Galatasaray oyuncusundan biri.. Rigobert Song'la birlikte.. Ama bana sanki ilk sırada gibi geliyor.. Song iyi performansına çok alıştırdığından mıdır, Servet'in futbol denyolarından eleştiri alan oyunu iyi olunca daha çok göze battığından mıdır, onu bilemem.. Ama ilk 15 maç itibarıyla Galatasaray'ın en iyi oyuncusu seçilmesi gerekiyorsa oyum sonuna kadar, sapına kadar bu kardeşe gider.. Helal de olsun, ne diyeyim..

Fazla yazacak bir şeyim yok maçla ilgili, Galatasaray güzel oynadı.. 0-0 bitse de güzel oynamış olacaktı, hakkı olan golleri atınca da güzel oynamış oldu.. Açıklamalarıyla sık sık futbol ukalası mertebesine yükselen sevgili Kalli'nin Fenerbahçe maçından sonraki yumurtlamaları şöyle oldu.. "Kadro çıkarma konusunda eleştirilmem mümkün değil, elimde oyuncu yoktu.. Bir suçum yoktur.." Hakikaten de yokmuş be beyaz tilkim.. Bak, yine Mehmet Topal diye bir çocuk koydun 2. önlibero olarak, mis gibi top oynadı adam.. Sen Fenerbahçe gibi ligin en sağlam takımına deplasmanda Sabri ön liberosuyla çıkıyorsun, Sivasspor'a evinde Barış-Topal koyuyorsun.. Demek ki neymiş? Elinde seçenek varmış.. Ama napmışsın? İğrenç bir karar vermişsin, Galatasaray'ın rezil topunda en büyük mesuliyeti üstlenmen gerekirken hala ağlıyorsun eleştirilemezim bu maç için, elimde topçu yok diye.. Var mıymış, yok muymuş? Varmış lan işte.. Hayır bari o kadar konuştun bir hafta, öbür haftasonuna kendini tekzip etme di mi? İlginç..

Arda-Servet olayını anlamadım.. Ama Arda'nın sahadaki vurdumduymaz, kepaze futbolunu ben ekranda görünce delleniyorum, Anadolu çocuğu Servet çıldırmış çok mu? Yargısız infaz yapacağım, adamlığından emin olduğum Servet büyük ihtimalle haklıdır.. Arda'dan ise emin değilim.. Bir maç al be Arda, bak Lincoln oturuyor, kaç hafta oturdu ilk yarı.. Bir maç top oyna be, bir maç eli belinde gezme, durum berabereyken saçma sapan topuk paslarıyla şov yapmaya kasma.. Bir maç yahu, bir maç..

İyi yaptı Kalli oyundan alarak, belki de maçı getiren hareket olmuştur kim bilir..

Albin Ekdal Juve'de


İzlemişliğim yok, adını duymuşluğum var.. Ne yapar ne eder bilemiyorum.. Ama Juve kapmış elemanı.. Takımını bile çoğu insan duymamıştır, IF Brommapojkarna.. İsveç sonuncusu.. Neyse.. Nerden duydum peki? Tabii ki CM'den.. (FM değil lan o..) CM'nin en potansiyelli gençlerinden biriydi, "CM diyorsa doğrudur.." kavramının örneklerinden biri olacak sanıyorum.. İsveçli CM araştırmacılarından biri de çok fena oyuncu, alan yaşar demişti bir süre önce.. Bakalım, merak ediyoruz..

Eleman orta sahada oynuyor, ama kasmadan forvet oynayabiliyormuş.. Boy 1.86, teknik acayip diyor araştırmacı.. Tamam hemen herkes bir bağ kuracak biriyle de artık ismini de vermeye gerek yok.. İzleyelim, ondan sonra konuşuruz..

28 Temmuz 1989 doğumlu bu arada.. Heriflerin abisi olacak yaşa geldik, inanmak zor geliyor..

Owen to City?


Sven Goran Eriksson harıl harıl forvet arıyor City'ye, bir türlü aradığı standartı bulamadı orada.. Owen'a sulandığı haberleri çıkmış, Sam Allerdyce da sanmıyorum demiş, Teamtalk'ta okudum.. Ortadaki para 17 milyon pound.. Owen için.. Eheh.. Allerdyce'ın City'nin geleceğini sanmıyorum derken o kadar aptal değillerdir demek istediğini düşünüyorum.. Böyle saçma bir şey olmaz yani, olmamalı.. 35 milyon dolar nedir lan Owen'a.. 3 tane Owen alırlar o paraya, dua ediyordur bence Allerdyce içinden..

O paranın yarısına gitsinler Afonso Alves alsınlar, zaten 1 ay önce sıklıkla onun haberleri çıkıyordu City için.. Hem Hollanda Ligi çok mu balon, Afonso major bir ligde babayı mı alır onu görürüz.. Ben almayacağını düşünüyorum ama büyük de bir merak var içimde o konuda.. Boşa harcamasın Sven baba parayı, yarısıyla hem iş hem de deneysel bir çalışma yapsın, güzel olur be..

Avram Grant 4 yıl daha Chelsea'de


Pek dikkat çekmiyor Avram Grant ama yaptığı iş gerçekten takdire değer, bence.. Ki beklenti bütün dünyaca tam tersi yöndeyken.. Chelsea yönetimi de bunu görmüş, oyuncuların ve hocanın kafasını iyice rahatlatmak için extension'ı dayamış elemanın önüne.. İyi mi olmuş, bence olmuş..

Adamın yaptıkları hakikaten parlak.. Chelsea'nin berbat top oynadığı ve çok kötü sonuçlar aldığı bir dönemde geldi başa.. Mourinho'nun kovulduktan sonra kulübe soktuğu bir sürü laf ve oyuncuların bazılarının kazan kaldırdığı bir ortamda hem de.. İnanılmaz toparladı.. O hafta sonunda ilk yarı 10 kişi kaldıkları maçta Man UTD'a yenildiler, ondan sonrası tamamen bir başarı öyküsü olarak gidiyor.. Ligde o Man UTD maçından sonra 9 maçta 7 galibiyet 2 beraberlik aldılar.. Attıkları toplam gol 17, yedikleri 1.. CL'de? Pek farklı değil durum.. Stamford Bridge'de Mourinho'nun son maçında Rosenborg'la berabere kaldıktan sonra 5 maçta 3 galibiyet 2 beraberlik yaptı Grant.. Atılan gol 8, yenilen gol 1.. Manu maçından sonra üst düzey 14 maç oynayıp yenilmemek ve toplamda 2 gol yemek önemli bir başarı.. Oynadıkları top da hayli iyi EPL için.. Şu anda önemli şampiyonluk adaylarından biri konumuna geldiler.. Ki yine Grant öncesi Mourinho'nun lig karnesi de 6 maçta 3 galibiyet, 2 beraberlik ve 1 yenilgi..

Kaynamaya başlayan bir kulüpte kimse bundan daha güzel bir başlangıç yapamazdı heralde..

Quinton Hosley ve Ömer Aşık


Bu Hosley'yle ilgili ne zamandır yazacağım bir şeyler, hep ertelendi.. Adam gelmiş Galatasaray'a.. Son derece yanlış buluyorum zihniyeti, söylemeden geçemeyeceğim.. Ligdeki zayıf rakiplerden biri süper yabancı bulsun, getirsin.. Ligde patlasın.. Hemen sulan.. Bütün büyük takımlar.. Önce Efes ve Telekom bir sulandı.. Sonra noldu bilmiyorum duruldu.. Ki Karşıyaka'yı yakın takip eden arkadaşlarım özellikle bu Telekom olayından sonra Hosley'nin değiştiğini söylediler, çok normaldir.. Şimdi de Galatasaray almış.. Ahmet Kandemir sanıyorum yerel bir TV'ye katılıp mali sıkıntılar yüzünden satmaktan başka çarelerinin kalmadığını ve en iyi teklifin Galatasaray'dan geldiğini, Fenerbahçe'nin de isteyen diğer bir kulüp olduğunu söylemiş.. Bunu izleyerek değil duyarak yazıyorum, ne derece doğrudur araştırma fırsatım olmadı.. Yine de yanlıştır ama büyük takımların küçük takım oyuncularının başına böyle akbabalar gibi üşüşmesi.. Paraları ödeyemiyorlarsa kendi sorunları.. Tamam çok kaliteli herif, dışarı mı kaçsın denebilir ama bilmiyorum bana çok etik gelmiyor bu tip sulanmalar.. Buna Telekom'un olayı da dahil..

En son sayı ve rebo'da ilk 2 sıradaydı adam ve ben son 10 yılda böyle bir oyuncu hatırlamıyorum Türkiye'de.. Götümden sallayarak belki Kevin Thompson yapmıştır ama bilmiyorum sanmıyorum.. (Belki de hatırlamadığım başkası vardır..) Ama özel oyuncu, çok net belli orası.. Sene başında bir hazırlık maçında 25 sayı 12 rebo 8 asist'i mi ne vardı, duyduğumda höst demiştim.. Top çalma ve bloklarda da iyi ortalamaları var elemanın.. Galatasaray neresine sokacak onu bilmiyorum.. Yani Gaines ve Owens'ın toplamından yetenekli eywallah ama dakikaları nereden alacak orası muamma.. Bu eleman NCAA'deyken 2-3 diye geçerdi, Türkiye'de 4'te kral oldu.. 4-5'i mi yedekletecek Murat hoca yoksa 3'ten mi verecek dakikaları onu hiç kestiremiyorum şu anda.. Ama büyük ihtimal front court'ta kullanılır.. 3'te kullanılırsa Efes'te süre alamıyorum diye ağlayıp buralara kaçan Cenk sinir krizleri geçirir zaten, çocuğun sağlığı bozulmasın..

Ömer Aşık da bu anlamda Fenerbahçe'ye geçişiyle doğru gelmiyor bana.. Alpella'da hem iyi bir gelişme ortamı vardı, son maçlarındaki azıtmalarından anladığımız gibi.. Hem de ligin dengelerini değiştiren bir hareket.. Alpella Ömer Aşık'la Fenerbahçe ve Efes Pilsen'i yendi.. Bundan sonraki maçlarında ne olacak diğer rakiplere karşı? Hadi Fenerbahçe e ben alıyorum ne güzel işte diyecek ama yine de hakkaniyeti engelliyor.. İster Fenerbahçe de mağlubiyet alsın Ömer Aşık'la ister almasın.. İkincisi, Ömer'in gelişimi ne olacak merak ediyorum.. Semih yokken oynar oynamasına da dönünce ne olur onu da kestiremiyorum.. Alpella'da tek başına takılıp harika işler de yaparken Fenerbahçe'de yine 10 dakikalara falan dönerse kötü.. İleride Alpella'ya geçişi olur mu onu da bilmiyorum, bi açıklama da duymadım o şekilde gerçi.. Hem öyle bir hareket benzer sakıncaları tekrar doğurur bence.. Bu kiralık işine bir çözüm bulmak lazım, futbolda geldi onun benzeri.. Kiraya veriyorsun 1 yıl ve o süre içinde çağıramıyorsun oyuncuyu, burada da olmalı benzer sistem.. Tamam iki takım da aynı yere bağlı ama istediğin zaman al, sonra olmadı gönder.. 1. Lig için hoş değil bu da.. Keşke Vidmar yerine baştan bu çocuğa şans verilseydi diyeceğim ama.. Semih de dönünce Vidmar nolacak o da ayrı bir yazı konusu mu olur ne olur bilemedim şimdi..

Fabio Capello...


Resmen açıklanmış, belliydi zaten.. İmzayı da atar yakında, öper İngiltere bayrağını.. Kutlu olsun İngiliz halkına..

Bu arada Capello'nun anlaştığı rakamı merak ettim.. Bir yerde 4, bir yerde 5 milyon pound olarak gördüm.. 5'i almak istiyor canım, bakın bir şey göstereceğim zira.. Böl 12'ye, aylık 420 bin pound.. O da eşittir aylık 1 trilyon.. O da eşittir aylık 1 milyon ytl.. Hani şu aylık 114 bin ytl(=114 milyar lira) maaş alıp da popülist denyoların ağzına sakız olan Fatih Terim var ya, ondan yazıyorum.. Tabii canım İngiltere'nin gayri safi milli hasılasıyla Türkiye'ninki bir mi? Hem zaten o da Fabio Capello, ne var yani.. E zaten biz konunun özellikle maaşı alan Fatih Terim olduğu için bu kadar ön planda olduğunu biliyorduk! Bilmiyor muyduk yoksa? Neyse..

UK Championship 2007 Çeyrek Final


Stephen Maguire 9-5 Mark Williams

Ding Junhui 7-9 Shaun Murphy

Mark Selby 9-7 Marco Fu

Ronnie O'Sullivan
9-2 Jamie Cope

Ne pis adammışsın be Marco Fu.. Adam beni patlatmak için oynuyor sanki.. Önce çıkamaz dedik, 8/8'i engelledi.. Çeyrekte madem beklediğimiz gibi değil de formda eleman dedik, bu sefer de 4/4'ü engelledi.. 2. tur postundan sonra Fu'yu neden favori görmediğim sorulmuş, ilk başta açıklamaya çalışmıştım.. Aberdeen Grand Prix'i kazandıktan sonra (Ki yanılmıyorsam 10+ senelik bir kariyeri var Fu'nun, öyle pek yeni bir oyuncu sayılmaz son yıllarda meşhur olmasına rağmen, ilk sıralama turnuvasını aylar önce kazandı..) bunun bir rehavet oluşturabileceğini düşünmüştüm.. Ki Aberdeen GP'den sonraki ilk turnuva olan Kuzey İrlanda Turnuvasında ilk turda Adrian Gunnell'e yenilmişti Fu.. Dünya Şampiyonu olduktan sonra bir kısmı kendi, bir kısmı da başka nedenlerden dolayı uzun bir süre eski tempoda antrenman yapamayıp oyununda geriye gittiğini kabul eden Shaun Murphy de bu konudaki örneklerden biridir..)

Açıkçası en güzel maç da Fu-Selby oldu.. 8-5 geriye düştü Fu, 8-7 yaptı.. 75 dakikalık 16. frame efsane oldu.. Bana göre yanlış seçimleri oldu Fu'nun.. Tam seri yakalayabileceği yerde beyazı mavinin hemen dibinde bıraktıktan sonra karşı taraftaki siyaha gitmesi bence ilk yanlışı oldu.. Maviden sırtlı çıkarak kırmızılara iyi pozisyon alabilirdi, risk alamadı.. Bir de son kırmızı da sağ orta cebe hafif bir kesmeyle, bana göre çok rahat sokabileceği bir pozisyon buldu, ama orada da defansif oyununu sürdürmeyi seçti, o daha da büyük bir hata oldu..

Selby sevimli bir herif.. The Crucibal'da, WC 2007'deki finalde John Higgins'e karşı gösterdiği 1.5 dakikalık atışlarıyla anormal sinir olmuştum ama işte bu adamlar böyle, Fu'nun da pek farkı yok kendisinden.. Bugün görüldü.. Yine de sempatik çocuk.. Mimik ve jestlerini görünce neden "The Jester from Leicester" diyorlar daha iyi anlaşılıyor.. 18. frame kilitlenmişken ve iki oyuncu da aman risk almayayım diye hayli çirkinleşmişken denemesini yapıp Fu'ya pozisyonu bırakması da hoşuma gitti.. Çirkinliği fazla sürdürmeyen adam direk artı puan kapıyor bu oyunda benden.. Kazanmasını da istedim açıkçası bugün.. Buradan çıkan adamım Ronnie'yle eşleşiyor direk.. İkisi de sinir bozucu yavaşlıkta oynayan ve hızlı Ronnie'ye karşı kıl etme tehditiyle oynayan adamlar.. Ama Selby'yi yıkmak çok daha kolay.. Daha genç ve tecrübesiz Fu'ya göre.. Fu'nun sinirleri daha çelikten, ki bu gece biraz belli oldu bu da.. Ronnie bir yumruğu indirirse Selby'ye kalkması kolay olmaz yerden.. Ki o yumruklardan biri çeyrekte Cope'a indi.. Garibim darmadağın olmuş.. 2-1'den sonra 8 frame üst üste.. Maguire da Williams'ı pek zorlanmadan geçmiş.. Ding-Murphy maçı da hep Murphy'nin kontrolündeymiş sanırım, izleyemedim pek..

Maguire-Murphy maçı anormal ortada.. Hatta turnuvanın başından beri en ortadaki maç gibi geliyor bana.. Pek bir şey yazamayacağım ama bir husumet varmış aralarında, ben de Eurosport'tan öğrendim o olayı.. İlginç olur izlemesi.. Yine de ben klasik kalın favorili yarı final programını geçeyim alta, güzel olacak yarı finaller..

Stephen Maguire - Shaun Murphy

Mark Selby - Ronnie O'Sullivan

12 Ara 2007

UK Championship 2007 2.tur


2. tur maçları da sonuçlandı..

Ian McCulloch 5-9 Stephen Maguire

Mark Williams 9-5 Mark Allen

Nigel Bond 5-9 Ding Junhui

Stuart Bingham 3-9 Shaun Murphy

Dave Harold 2-9 Mark Selby

Marco Fu 9-2 Joe Perry

Ronnie O'Sullivan
9-1 Mark King

Barry Hawkins 8-9 Jamie Cope

7/8 yapmışız.. Fu'nun Day'den bile çıkamayabileceğini düşünmüştüm, adam Perry'yi de ezmiş geçmiş.. Ama zaten o maçın sıkıntılı olabileceğini belirtmiştim.. Diğer zorlu geçmesini beklediğim maç da Hawkins-Cope'tu.. Decider'a yani 17. frame'e kalmış maç.. İzlemek lazımdı.. Eh buralar kolay tabii.. Asıl tahmin edilmesi zor kısımlar çeyrek finalde başlıyor..

Stephen Maguire - Mark Williams

Ding Junhui - Shaun Murphy

Mark Selby - Marco Fu

Ronnie O'Sullivan - Jamie Cope

Madem son sıralama turnuvası şampiyonlarından Fu bu kadar formda, hemen bir döneklik yapıp çeyrekte onu avantajlı görüyorum.. Maguire-Williams ve Ding-Murphy maçları çok kestirilemez duruyor.. Ronnie-Cope maçıysa şu alemin en yetenekli adamlarının kapışması.. Ronnie yine balatayı sıyırıp sıkılmazsa alması lazım ama Cope sağlam girerse maça Ronnie'yi oyundan uzaklaştırabilir.. Geçeceğini düşündüğüm son 3 oyuncu geçmesini de istediğim oyuncular.. Maguire-Williams maçında ise Williams'ı isterim, ama zor geliyor bana.. Bir türlü ısınamadığım bir heriftir bu Maguire.. Ama sağlam favorilerden olduğu gerçeğini değiştirmiyor tabi bu..

11 Ara 2007

Jose reddetti


Çok gaza gelmişti millet geliyor, geldi, gelecek, 2-3 gün içinde açıklanır diye ama Mourinho teklifi en son olarak net bir şekilde reddetmiş.. İyi de yapmış.. Karizmasına zarar verebilecek bir şeydi milli takım hocalığı..

McClaren'ın kovulduğu gün adaylar ve bu işte neler olacağı hakkında bir şeyler karalamıştım.. Mourinho o günden beri büyük bir adaydı ama bence bu iş için doğru değildi.. İstekli olması bile beni hayli şaşırtmıştı açıkçası.. Ama yaptığı en son açıklamada bu işin kendisine mükemmel görünmesine rağmen çok detaylı ve uzun süre düşünüp olayın dışında kalmaya karar verdiğini söylemiş.. Bence, burada yukarıda linkini verdiğim yazıda yazdığım şeylere geliyoruz.. Hemen açalım, milli takım hocalığı hiç kolay bir şey değil.. Jose Mourinho gibi o takımın her şeyiyle ilgilenen, sistemi için oyuncu transfer eden, sezon öncesi kamplarına çok önem veren, sistemini oturtmak için çok uzun mesailer veren biri için uygun bir yer değil bence milli takımlar.. Kesin başarılı olamaz demek değil bu, şu piyasada 3 tane hoca sayacak olsak herkes oraya koyar Jose'yi.. Ama yeteneklerinin harcanması, futbolu bu kadar yaşayan, onun devamlı içinde olan birinin kalkışmaması gereken bir iş olarak görürüm ben milli takım hocalığını.. 2-3 ayda bir yapılan kısa süreli antrenman programları, o süre boyunca sadece maç izleyip oyuncuları takip etme, sistem çalışmaları için yine bu kısa süreli kampları bekleme.. Jose gibi bir eleman için fazla soğuk, fazla sönük.. Zaten adamın kişiliği de renkli, futbolu takip eden insanlar, seyirciler için de Mourinho'nun milli takımda olması pek heyecan verici değil.. İngiltere, İtalya ya da İspanya'da bir takım çalıştırıp her hafta göz önünde olması benim tercihim olur..

Bahsettiği gibi, iş gerçekten heves verici.. Milli takım teknik direktörlüğü söz konusu oldu mu bence zirve noktasıdır İngiltere.. Ve bu zirvenin düzenli başarısızlığı da Mourinho'nun ulan yaparsam krallığım imparatorluk konumuna gelir, önüme geleni yıkarım diye düşündürmüştür muhakkak.. Ben olsam ben de düşünürdüm.. Ama daha sonra yaptığı o detaylı düşünme seanslarında bence bahsettiğim konuların onun heyecanını söndüreceğine, 2-3 senesini bu kadar soğuk ve süreksiz bir ortamda harcamak istemeyeceğine karar verdi ve reddetti.. İyi de oldu..

Şimdi Capello gerçekten istekli sanıyorum, orada da demiştim, istiyorsa bu işi alır diye.. Önümüzdeki günlerde sanıyorum bir randevu olacakmış FA'le Capello arasında.. Bence iş resmiyete dökülür orada, bir aksilik çıkmazsa.. Dediğim gibi Capello gelirse ne olur bilinmez, 3-4 ay sonraki hazırlık maçlarında ortaya çıkar ama illa bir tahmin yapmam istenirse Capello'nun her takımı şampiyon yapma özelliğine rağmen onun defansif futbolunun artık İngiltere milli takımında sökmediğini göz önüne alarak cacık olmaz der, beklemeye geçerim..

Turkuaz Milli Takım



Ben beğendim, böyle şeyleri severim.. Tasarım da basit ama hoş.. Sol göğüsteki Türk bayrağı çok güzel durmuş.. Arkadaki turkuaz çizgi çok güzel, yazı ve numara fontlarıysa harikulade görünüyor.. Deplasmanlarda giymek için güzel bir forma.. İç saha için de bir kırmızı forma üzerinde çalışıyormuş Nike.. O da açıklanacakmış sanırım yakın zamanda.. Mahmutpaşalı'dan gibi duran son formalara benzemesin de nasıl olursa olsun.. Nike dedik sevindik, kaç yıldır paçavra şeyler giydiriyorlar.. Nihayet şık bir şey yapmayı becermişler.. Gerçi resimlerin üzerinde oynanmış, özellikle renklerde, çıplak gözle nasıl durur kestiremiyorum ama yine de son formalardan çok daha iyi görünüyor..

Bir de bizim 3 büyükler ve Avrupa kulüplerinin formalarını ve bu konudaki anlayaşlarını incelemek gerek ki o da başka bir yazının konusu olur, bu kadar kısa da bitmez zaten.. O konuda da alacağımız yol çok..

UK Championship 2007


İngiltere turnuvası başladı.. World Championship'ten sonraki en baba snooker turnuvası.. İnanılmaz da başladı.. 8 Aralık'ta açılış yapıldı, biraz geç kaldım farkındayım.. İyi ki de geç kalmışım.. Öyle sürprizler oluyor ki ilk turda akıl alır gibi değil.. Çok acayip bir turnuva izleyebiliriz ileride.. Tahminlerde patır patır patlamadan kurtulmuş olduk böylece haha.. İlk tur eşleşmelerini üst ve alt ana tablo eşliğinde değerlendirelim..

Üst ana tabloda son şampiyon Peter Ebdon, Stephen Maguire, Mark Williams, Stephen Hendry, Ken Doherty, Ding Junhui ve şu anki dünya 1 numarası Shaun Murphy göze çarpıyor.. Alt ana tablodaki klaslar ise Graeme Dott, Mark Selby, Marco Fu, Neil Robertson, Ronnie O'Sullivan, Allister Carter, John Higgins ve Jamie Cope olarak çıktı ortaya.. Bir Ronnie fanatiği olarak hep bir şeye dikkat ederim eşleşmelerde, roketin olduğu tablo nedense hep daha güçlü olur, adamda şanssızlık var.. Yine öyle olmuş.. İyi oyuncu sayısı eşit olarak görünse de üst ana tablodaki yıldızlar artık biraz kaşarlanmış, yavaş yavaş düşüşe geçmeye başlayan oyuncular.. Mark Williams, Stephen "The Golden Boy" Hendry, Ken Doherty gibi.. Alttakiler ise körpe ve oyunlarını gün geçtikçe ileriye taşıyıp çok ters sonuçlar çıkarabilen oyuncular..

İlk tur best of 17 olarak oynanıyor ve anormal skorlar çıktı söylediğim gibi..

Peter Ebdon 8-9 Ian McCulloch

Stephen Maguire 9-5 Joe Swail

Mark Williams 9-3 Ricky Walden

Stephen Hendry 4-9 Mark Allen

Ken Doherty 7-9 Nigel Bond

Ding Junhui 9-3 Adrian Gunnell

Steve Davis 4-9 Stuart Bingham

Shaun Murphy 9-5 Paul Davies

Graeme Dott 7-9 Dave Harold

Mark Selby 4-4 Anthony Hamilton

Ryan Day 4-4 Marco Fu

Neil Robertson 6-9 Joe Perry

Ronnie O'Sullivan 9-6 Michael Holt

Stephen Lee 8-9 Mark King

Allister Carter 8-9 Barry Hawkins

John Higgins 3-9 Jamie Cope

Hendry, Doherty, Neil Robertson, Stephen Lee ve John Higgins'in mağlubiyetleri çok ilginç.. Higgins'in yenildiği eleman benim en tuttuğum yeni nesil oyuncu Cope, çok büyük sürpriz diyemem ama skor biraz şaşırttı açıkçası.. Joe Perry çok ters oyuncu, Robertson'ın elenmesi o açıdan çok ilginç değil.. Tersi fenadır Perry'nin.. Ebdon'ın McCulloch'tan aldığı ayar da çok şaşırtıcı değil 2006'daki turnuvayı kazanmasına rağmen, McCulloch da şu oyunda ne yapacağı en kestirelemeyen oyunculardan biri.. Hendry büyük çöküş içinde, Allister Carter'ın yenildiği Barry Hawkins de iyi oyuncu.. Ama sonuç olarak çok önemli isimler çok önemli mağlubiyetler aldı.. 4-4 görünen iki maç daha tamamlanmadı.. Mark Selby Anthony Hamilton'ı götürür ama Marco Fu-Ryan Day mücadelesi çok ortada, hatta bu sene kariyerinin ilk sıralama turnuvası şampiyonluğunu yaşayan Fu'nun biraz da bunun rehavetiyle Day karşısında dezavantajlı olduğunu düşünüyorum.. Sonuç olarak karşımıza şöyle bir 1/16 çıkacak..

Ian McCulloch - Stephen Maguire

Mark Williams
- Mark Allen

Nigel Bond - Ding Junhui

Stuart Bingham - Shaun Murphy

Dave Harold - Mark Selby/Anthony Hamilton

Ryan Day/Marco Fu - Joe Perry

Ronnie O'Sullivan - Mark King

Barry Hawkins - Jamie Cope

Kalın yazılanlar 1/16'daki favorilerim, ama Ahmet Çakar ağzıyla eklemek isterim ki Day/Fu-Perry ve Hawkins-Cope maçları sıkıntılı olur.. Diğerlerinde ilk turdaki sürprizler ne kadar devam edecek, onu 1-2 gün sonra göreceğiz..

Blogger tarafından desteklenmektedir.